 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 93 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
16 Yazı (4 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 ]
|
|
Ahmet Turan Alkan: Esas mesele vatan ise hukuk teferruat mıdır?
|
|
Evet, ortalama gazete okuyucusu, aşağıdaki metni anlamakta güçlük çekecektir;
doğrusu bu metni anlaşılır hale getirmek mesele değil fakat o zaman "metnin
rûhu" kayboluyor.
*
"Kadı ile Müfti arasında mahiyet bakımından şu fark görülür: Müfti, şer'i
kanunları delillerinden istinbad edip müdevven hale getirir; kadı, bu
kanunlardan, kendisine arz olunan hadiseye temas eden hükmü bulup tatbik eder.
Kadı, ululemrin vekili olan bir memurdur. Müfti, nefsinde aşağıda sayılan 5
hasleti cem'edip, iftâ içün taayyün eden insandır:
|
Ahmet Turan Alkan: Matbaanın icadı kadar güzel yeni bir imkân: Sesli kitap!
|
|
Neticede benim bilebildiğim kadarıyla Türkiye’de iki internet sitesi, www.karakutu.com
ile www.kultur.gov.tr adresi üzerinden yayın yapan Kültür Bakanlığı’nın
resmi sitesinde bazı sesli kitaplara erişilebiliyor. Karakutu.com, 5846 sayılı
kanunun, özürlüler için tanıdığı istisna çerçevesinde isteyenlere bedava hizmet
vermekteyken Kültür Bakanlığı sitesi, ancak özürlü olduğunu isbatlayan üyelerine
bedava sesli kitap indirme imkânı sağlıyor.
|
Ahmet Turan Alkan: Kaatil sensin; Hayır babandır!
|
|
Siz hiç, birinci derecede azmettirici ilan edilen ve fellik fellik aranan bir
kişinin, yaralı halde bir hastanenin acil girişine paketlenmiş halde
bırakıldığını duymuş muydunuz? Dünkü gazetelerin manşetini işte bu meçhul (!)
yaralı işgal etti.
İşin garibi, ağır yaralıyı hastaneye kimlerin, nasıl bıraktığını kimselerin
görmemiş olması; üstelik en sıradan sokakları bile gözleyen güvenlik
kameralarına takılmadan?
Şu kadarcığı bile safderûn tabiatlıları uyandırmaya yeter: Kaatil, yakalanmak,
hadisenin faili meçhul kalmasını önlemek için elinden geleni yapmış, gündüz
gözüyle Ankara’nın göbeğindeki Danıştay binasını basıp beş yüksek yargıca kurşun
yağdırdıktan sonra çıkış kapısında nihayet yakayı ele vermiştir. Özel otomobili
zaten bir sokak ötede park edilmiş halde yatmaktadır. Arabanın bagajına sürüyle
delil bırakmayı da ihmal etmemiştir; gazete kupürleri, kimlik kartları, yedek
silah, cep telefonu... Aynen Şemdinli’deki hadisede kullanılan arabanın
bagajındaki silahlar, adres defterleri ve eylem planları gibi!..
Kaatil yakalanmamayı değil, ille de yakalanmayı tercih etmiştir; herhalde
başkalarıyla karıştırılmamak için olacak Cumhuriyet Gazetesi’ne tekrar be tekrar
el bombası atarken güvenlik kameralarına bir el sallamadığı kalmıştır.
|
Ahmet Turan Alkan: Kar sayıklamaları
|
|
Vakit öğle ezanı suları. Kar yağıyor demek ne ki; gökten melekler iniyor
arza. Gökyüzü kar rengine boyanmış, yeryüzü kar. Usul usul yağıyor ve
refakatinde pencerelerde kamçı gibi şaklayan rüzgâr.
Karın yağışını kutlamak için küçük tüpümün üstüne alüminyum çaydanlığı
oturtuyorum. Az sonra demliğin ağzından buharlar fışkırmaya, kendi sünnetince
bir Kar ilâhisi terennüm etmeye başlıyor. Sonra bir râyha, bir saadet kokusu
yayılıyor odaya... Pencerede ise ıslık çalan rüzgâr.
|
Ahmet Turan Alkan: Garson; ortaya bir karışık...
|
|
- Biz bu devleti, bu vatanı sokakta bulmadık arkadaşlar; bu aziz yurdumuz
süpermarketlerin hediye çekilişi kampanyasından
filan da çıkmış değildir. Onun
için çiğnetmeyiz, yan gözle bakanın da gözünü şey ederiz...
- Ne ederiz Hasan abi?
- Oyarız, çıkarırız; doğduğuna pişman ederiz. Ayrıca..
- Bir
dakika Hasan Abi kafam karıştı; ortada fol yok yumurta yokken şimdi bu
lâflar nereden icab etti. Bilmediğimiz bir durum mu var? Öyle bir şey varsa bir
koşu çarşıya gidip un, bulgur, makarna filan atayım eve...
- Yok
oğlum öyle değil, sen dinle sadece, sesimi yükselttiğim yerlerin sonunda
da alkışlarsın. Ne dediğimi bırak, baktın ahali alkışlıyor, sen de alkışla,
tamam mı?
-Tamam Hasan Abi!
- Evet, arkadaşlar iç
ve dış düşmanlara karşı her zamankinden daha çok uyanık
olmalıyız. Bazı arkadaşlar resmen gaflet ve delâlet içindedir. Bakınız buradan
ikaz ediyorum, öyle bir ân ki gafletle hıyanet arasında bir cimcik kadar bir
fark vardır ha..
- Hasan Abi, iyi de cimcik ne demek, şeyedemedim birden...
- Yahu evladım sen bir sus; ne tembih ettim sana ben demin?
|
16 Yazı (4 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 ]
|
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|