 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 262 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
26 Yazı (6 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 ]
|
|
Ahmet Zeki Gayberi: Memedali bey ve özürlüler!
|
|
Mehmet Ali Erbil ve toplum arasında yıllardır gizli bir sözleşme
imzalanmıştır.
Bu mıncıklamalar, alay etmeler bir tek ona yakışır..
Milli maç bile Erbil’in pespayeliğe karşısında reyting alamıyorsa, “Vurun
Memedali’ye” tavrı, tek kelimeyle ayıptır!
Maskara olmayı sorgulamaktan bile aciz özürlüler için neden hiç kimse ayağa
kalkmaz.
Kalkamaz! Çünkü onlar, her gün milyonlarca insanın gözü önünde alay edilen, donu
indirilen özürlü insanların haline kahkahalarla gülmekle meşgul!
|
Ahmet Zeki Gayberi: He ya! Tek suçlu; televizyon!
|
|
Her mevzuda olduğu gibi ‘şiddet’le ilgili tartışmalarda da, “Eğitim şart”
diye söze başlamalısınız. Aksi halde, eşek sudan gelene kadar dayak yer, üstüne
de şiddetin nedenselliği üzerine tez yazarsınız!
‘Aile’, ‘okul’ ve ‘devlet baba’nın sistematik işkencesi ve şiddetinin konumuzla
haşa alakası yoktur(!)
Bu topraklarda, hiçbir ailede iç şiddet yaşanmadı.
Sağ-sol çatışması ile binlerce genç birbirini boğazlamadı.
“Duruma el koyuyorum” diyenler, sağ kalanları, milyonları sistematik
işkencelerden geçirmedi!
Ve bugünkü şiddetin de tek müsebbibi televizyonlardır! Oh be rahatladık!
Yaşadığımız narsisistik büzülmenin kökenlerinde genlerimize kadar işleyen
“dayağın” etkisi büyük.
Biz “Utanırdık” eskiden, Batılılar da “Suçluluk” duyardı! Ama partikülerasyona
uğradık, arı attık, namusu sattık, utancı yırttık! Araftakilerin tipik
reflekslerini veriyoruz artık; ne utanıyor, ne de suçluluk duyuyoruz!
|
Ahmet Zeki Gayberi: Bir “dayak” alabilir miyim lütfen”
|
|
Her delikanlı bir Polat Alemdar…
“Racon değil, kafa keseriz biz” replikleri eşliğinde birbirini boğazlıyor
gençler.
Ayrıca her meşhur kadın da artık bir “Aliye”... Her öykü yeni bir dizi
senaryosu...
Eee, ancak elektrik alınarak başlayabilen aşkların, işkence tadında geçmesi,
determinist bir sonuçtur, katlanacaksınız…
|
Ahmet Zeki Gayberi: Röntgenci değiliz(!)
|
|
Fındık beyinli kız ve oğlanların kendilerini, anasına-danasına,
itine-bitine beğendirmek için yırtındığı ucube çiftleşme programlarını hiç
izlemeyiz biz(!)
Kamu yararına “mal olmuş” şahsiyetlerinkinin nereye kadar uzadığını öğrenmesek
şişen biz değiliz… 24 saat belgesel izleyen manyaklarız hamdolsun..!
Her lafımızı küfür bellemeyin baba! 100 yıllık öfkenin, ruhu prangalayan sinirin
küçücük lavları sayın bunları… “Mekke’ye giremezsin!” diyenlerin sakalını
avuçlayıp, “Lat’ın bızrını yala!” diyen Ebubekir öfkesini anımsayın… Bu bile
bile yenilmeyi seçenlerin siktiridir..!
Gençliğinde, bir kız tavlamak için 40 takla atanların, aileden bir kızın yanında
yakaladığı çocuğun dalağına bıçağı takması kadar ironik bir şark kurnazlığı,
riyakarlık kokuyor her şey…
“Küfür”ü, şirk değil de iki çift belaltı malzemeden ibaret sananları gördükçe,
“Ulen millet de ne sterilize hayatlar yaşarmış” diye soruyor insan!
“Egemen olana, 'baskı'ya başkaldırır. Yasal olarak kabul görmüş olanın ötesine
geçer. İrkiltici olanı benimser, içerir. Çeşitliliği benimser. Yabancılaşmayı
temel alır. Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır. Alt kültürlere
ağırlık verir. Birtakım sözcükler ve sokak dili yazında önem kazanır”
Özen Yula: UNDERGROUND'U TANIMLAMA DENEMESİ
|
Ahmet Zeki Gayberi: Aloo! Kes sesini!
|
|
İnsanı sevdiğini gösteren her eylem, kutsaldır... Ama bunu telefonla, mesajla
yapmaya kalkışma zevzekliğine ‘yeter artık’ demenin vakti geldi de geçiyor...
Telefonun, ayrılıkların lezzetini, gurbet acısını, sıla özlemini, arzulamayı ve
vuslatı piç eden işlevselliğine isyan ediyorum…
Sersemletici yabancılaşmanın hazzı yüzünden, kablolarla, ahizelerle
konuştuğumuzu fark etmiyoruz bile. Ruhsuz, ‘paket’ mesajlarla bu yabancılaşmayı
daha da körüklüyoruz.
Mesajla bir şeyleri kutlayıp, sevap bekleyenlere sesleniyorum; Bu gösterinin
şaklabanı da seyircisi de sensin unutma! Yani kendinden, samimiyetinden kontör
düşüyor anlamıyorsun...
“Gösteri çağı, ideolojinin yerine kozmetiğin geçtiği, hakikatin imaja yenik
düşerek içeriksizleştirilip eğlenceliğe çevrildiği, muhakemenin kaybolduğu bir
çağdır.”
(Neil Postman)
|
26 Yazı (6 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|