 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 60 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
|  |
André Breton: Nadja
|
|

Seni henüz şöylesine tanıdığım zamanlar, sana anlatma isteğine kapıldığım öykü
buydu. Sen ki anımsamayacak halde olan, ancak bir rastlantı eseri bu kitabın
başlangıcından haberi olan ve öylesine tam sırasında ve öylesine kararlı bir
şekilde söze girmiş olan... Kuşkusuz kitabın "Bir kapının kanatları gibi apaçık"
olmasını istediğimi bana hatırlatmak içindi bu, benimse bu kapıdan senden
başkasının girdiğini görmek istemediğimi hatırlatmak içindi. Sadece senin
girdiğini, senin çıktığını görecektim. Sen ki tüm bu anlattıklarım içinde, "LES
AUBES"a doğru kalkmış elinin üzerine birazcık yağmur düşmüştü. Sen ki, aşk
üzerine o saçma ve kısaltılamaz cümleyi yazdığım için pişman etmiştin beni, "her
türlü sınava açık haliyle" tek aşk... Sen ki, beni tüm dinleyenler için, bir
kendilik olmamalıydın, bir kadın olmalıydın, sen ki bir kadın olarak, bir Kimera
olman için, bana yapılan ve yapılmakta olan baskıya rağmen bir hiçtin.
|
André Breton: Dada Bildirileri
|
|
I
Sorun’un tarihsel öyküsü ikinci derecede önemli. Dada’nın nerede ve ne zaman
doğduğunu bilmek olanaksız. Aramızdan birinin ona vermekten hoşlandığı bu adın
tam anlamıyla anlaşılmaz olmak gibi bir üstünlüğü var.
Kübizm bir resim okulu olmuştu, fütürizm siyasal bir hareket: Dada ise bir
anlayıştır. Birini öbürünün karşıtı olarak ileri sürmek cahilliği ya da kötü
niyeti gösterir.
Din konusunda özgür düşüncenin bir kiliseyle hiçbir benzerliği yoktur. Dada da
sanat konusunda özgür düşüncedir.
|
André Breton: Olmak
|
|
Çeviri: İlhan Berk
Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu. Kanadı yok
umutsuzluğun, akşam vakti deniz kıyısında bir taraçada,
toplanmış bir sofrada kalayım demiyor. Umutsuzluk bu, o bir
sürü olayların dönüşü değil bu, tıpkı akşam karanlığında bir
karıktan öbürüne giden tohumlar gibi. Bir taşın üstündeki
yosun ya da su bardağı değil o. Kardan elenmiş bir gemi o, ya
da düşen kuşlara benzetebilirsiniz, ama kanlarının en küçük
|
André Breton: Nadja
|
|
Kimim ben? Pek yapmadığım bir şey ama bir atasözüne göndermede bulunabilirim:
Gerçekten de, her şey, dönüp dolaşıp şuna varır: Bana
arkadaşını söyle sana kim
olduğunu söyleyeyim.
İtiraf etmeliyim ki bu ifade kafamı karıştırıyor, çünkü bazı varlıklarla aramda
düşündüğümden de öte, daha özel, daha az kaçınılabilir, daha etkileyici, allak
bullak edici
ilişkiler oluşturmaya çalışıyor.
Bu ifade söylemek istediğimden de fazlasını söylüyor, ben daha yaşarken bana bir
hayalet rolü oynatıyor ve besbelli ki, neysem o olmam için, var olmaktan
vazgeçmem gerektiğini ima ediyor.
Bu anlamda, biraz daha aşırılıkla ele alındığında, varlığımın nesnel tezahürü
olarak algıladığım şeylerin, az çok kesinleşmiş tezahürlerin, aslında, bu
yaşamın sınırları içinde, hakiki alanını hiç mi hiç tanımadığım bir faaliyette
cereyan ettiğini anlatmak istemektedir bana. Zamansal ve yersel kimi
olasılıklara körü körüne boyun eğmesi ve dış görünüşü gibi ortak kabul gören
bazı yanlarıyla "hayalet"e dair kafamdaki temsili imge, benim için, her şeyden
önce,
ebedi olabilecek bir iç sıkıntısının, bir acının sonlu imgesiyle
eşdeğerdedir.
|
|  |
KarakutuTv
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|