Anne, biz Seferihisar'dayken bir evden cenaze çıktığında herkes başsağlığına gelirdi değil mi? Şimdi ise şu halimize
bak. Bizim de cenazemiz var, ama burada hiçkimse ziyaretimize gelmiyor, yapayalnız kaldık!"
Ben, bu güzel adamın müthiş toplumsal gözlemler ve incelikli duygularla bezeli gönül dünyasını, ilk kez "Mustafa Hakkında
Herşey"de Fikret Kuşkan'ın ağzından dökülen yukarıdaki cümlelerle keşfettim. Yönetmen Çağan Irmak'tan söz ediyorum sizlere.
Hani şu pekçoklarının "Asmalı Konak" ve "Çemberimde Gül Oya"
vesilesiyle hayran oldukları genç kuşak İzmirli yönetmenimizden. Anılan dizilerin, ekrana geldikleri dönemde ciddi birer hayran kitlesi topladığı ve Irmak'ı bugünlere taşıdığı yadsınmaz bir gerçek. Ama ben kendi adıma -belki de son yıllarda içime
böğürtü getiren duygu avcısı yerli dizilerden olsa gerek- ilk başlarda her ikisine de belli bir mesafeyle yaklaştım. Tabii, hâl böyle olunca, Çağan'ın inceliklerle bezeli sanatçı dünyasına da yeterince nüfuz edememiş olduk. Ta ki kendisinin ikinci
uzun metrajlı sinema filmi "Mustafa"yı görene kadar.