"Bilmek ızdırab verir" denir. Bir yönüyle doğrudur bu söz; zira insan
bildikçe ızdırabı artar. Bilginin, bilgeliğin olduğu yerde ister istemez acı da
vardır. Kişi bildikçe, bilmeye çalıştıkça çaresiz ızdırabını da artırmış
olur. Nitekim buna benzer ifadeleri birçok milletin düşünme tecrübesi
içerisinde bulabilirsiniz. (Meselâ Almanlar şöyle diyorlar: "Denn wo viel
Weistheit ist, da ist viel grämen, und wer viel lernt, der muss viel leiden.")
'Bilmek' herhangi bir kayıtla kayıtlanmaksızın kullanılıyor. Bilmek, hep bir
şeyi bilmektir. Dolayısıyla sormak gerekiyor: Neyi bilmek? Evet, neyi bilmek
ızdırap verirmiş, bu sualin cevabını da bilmek zorunda değil miyiz?