Sadeleştiricinin ne Osmanlıcası, ne Türkçesi vardır; ne de aklen ve edeben
zevk-i selimi. Akif'in şiirleri sözkonusu olduğunda gereken felsefî ve tasavvufî
birikimden ise hiç nasibi olmadığı pek aşikâr.
"Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana..."
Akif'in, âşıkı olduğum bu mısraını, sadeleştirici, bakınız nasıl da hunharca
katletmiş:
Tüllenen batıyı, akşamları sarsam yarana... (s. 651)
Ne yazık ki sadeleştirici 'garb' ile 'mağrib' arasındaki koca farkı göremeyecek
kadar özensiz ve laubali.