 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 197 Üye Adayı ve 6 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
55 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
|
|
İskender Pala: Şairin yalnızlığı
|
|
Şiirin ve şairlerin en önemli konularından biri yalnızlıktır. Hani
gariplik, garip kalma, garip düşme mânâsına olan yalnızlık. Şiire de yakışan bir
konudur ayrıca. Hele şair lirizme ve duygusallığa önem veriyor, edindiği
yalnızlık tecrübelerini ilhamlarıyla birleştirerek zenginleştiriyorsa...
Yalnızlık çaresizlikle birleştiğinde asıl trajedi mısraları doğar ki artık
oturup ağlayasınız gelir.
Divan şiirinde yalnızlık bir ayrılığın, bir terk edilmişliğin, felekten
kaynaklanan bir zulmün sonucu olarak dillendirilir ve çoğunlukla şair bu kaderi
yaşamak zorundadır.
Sevgilinin ayrılığını, firkatini, hicranını, hasretini
çekmek değildir bu, bizatihi sevilenlerin tamamının, elbirliği edip şairi yalnız
bırakması, danışıklı dövüş gibi ondan yüz çevirmesidir. Üstelik bunun sebebi
şairin terk edilecek durumlara yahut ayıplanacak hallere düşmesi değil, tamamen
dostların vefasızlığıdır.
İşte Fatih çağının ünlü şairi Necatî Bey’in feryadı:
“Beni ağlan beni kim üstüme gelmez ölicek / Bir avuç toprağ atar bâd-ı
sabâdan gayrı” Aşağı yukarı şöyle demek: “İnsanlar! Bana ağlayın bana ki öldüğüm
vakit üstüme bir avuç toprak atmaya saba yelinden gayrı kimsecikler gelmez.”
|
İskender Pala: Divan şiirinden müstesna beyitler
|
|
Bana sık sık sorarlar; en beğendiğiniz şiir kimindir, en çok hangi şairi
seviyorsunuz, sizin müstesna beytiniz hangisidir vs. Divan şiiriyle uğraşınca
öyle bir çırpıda sayılıverecek kadar değildir sevdiğiniz manzumeler.
Hele öyle beyitler vardır ki bir şiirin diğer beyitleri içinde, yıldızlar
arasında dolunay gibi parlak dururlar. Bunun için Divan şiirinde sevilen
şiirlerin veya beyitlerin sayısı olmaz.
|
İskender Pala: Ateşler içinde
|
|
XVIII. yüzyılın ünlü şairi Şeyh Galib, belki de bütün divan şiiri macerası
boyunca ateşten en çok bahseden ve aşkı bir ateş ile izaha çalışan yegane
adamdır.
Bir yandan İstanbul ufuklarını yalayıp yok eden yangınlar görmüş, diğer yandan
Mevlânâ’nın aşkı izah ederken özetle söylediği “Hamdım, piştim, yandım”
vetiresinden ilham almış ve sonuçta tasavvufî düşüncelerini ateş ve yanma
üzerine teksif ile söylediği beyitleri de alev alev tutuşturmuş, okuyucunun
yüreğini de yakmıştır. Ünlü eseri Hüsn ü Aşk’ta Benî Mahabbet (Sevgioğulları)
obasını tavsif ederken,
Giydikleri âfitâb-ı temmûz
İçtikleri şu’le-i cihân-sûz
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Ateş yağar üstlerine her gâh
|
İskender Pala: Dilimize yerleşen hatalı sözler
|
|
XVI. yüzyılın ünlü şairlerinden Hayalî Bey’in dillere peleseng olmuş bir beyti
vardır.
Şöyle:
Cihân-ârâ cihân içindedir ârâyı bilmezler
O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler
Bu beytin ikinci dizesindeki “O” zamirini çok zaman “Ol” biçiminde, “içredir”
kelimesinin de “içredirler” şeklinde söylendiğini duyarız. Oysa her iki türlü
okunuşta da şiirin ölçüsü (vezin) bozulur. Hani halk arasında bir beyit dolaşır,
|
İskender Pala: İlginç bir vak’a
|
|
Peçevi İbrahim Efendi ile Gelibolulu Âlî’den naklen özetliyoruz:
Kanuni dönemi alimlerinden Sahn müderrisi iken şeyhülislam hakkında Rüstem
Paşa’ya yazdığı bir şikayet mektubunda devlet itibarına saygısızlık ettiği için
padişah huzurunda azarlanarak azledilmiş bir Arapzade vardır. Bilahare Semiz Ali
Paşa vezir-i azam olunca ilk icraatı bu Arapzâde’yi Mısır kadılığına tayin etmek
oldu. Âlî’ye göre o gece olanlar şöyledir:
Divandan sonra saadetlü padişah hasodayı teşrif buyurup canlarının sıkkın olduğu
belli olunca Yakup Ağa;
-Düşmanlarınız mahzun olsun; padişahımın ıztırabı nedir? diye sormuş ve hünkar
hazretleri;
|
55 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|