Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 24 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


54 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]

İskender Pala:  Halk resmi
 

Onlara resim gözüyle bakmayız nedense. Güzel sanatlar fakültelerinin ders konuları arasına da girmezler genellikle. Kimi kahve duvarlarında solmuş, sararmış, tozlanmıştır; kimi taşbaskısı bir kitabın sayfaları arasında.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Divan Edebiyatı

İskender Pala:  Nerdesin ey şiir?
 

Doğu geleneğidir, hükümdarlar başta olmak üzere vezirler, şeyhülislamlar, paşalar vb. devlet erkanı çoklukla şair olurlardı. Çünkü o vakitlerin eğitim süreci şiirle yoğrulurdu.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Divan Edebiyatı

İskender Pala:  Söz ola...
 

Sözün ayağa düşmediği zamanlarda, hani Yunus'un "Söz ola kese savaşı/Söz ola kestire başı" buyurduğu o çağlarda, bilhassa politik konular ve devletlerarası meselelerin halledilmesinde savaşlar, mücadeleler, antlaşmalar, yazılar, belgeler kadar söze de itibar olunur, konuşma üslubu ve imalarına hayli önem verilirdi.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Divan Edebiyatı

İskender Pala:  Yusuf ile Züleyha; Zeynep ile Kamil
 

Arapkir'de, 1808 yılında doğduğunda, adını Yusuf koyan annesi yahut babası, kaderinin de Hz. Yusuf'a benzeyeceğini bilemezlerdi elbette. Küçük yaşında yetim kalması işin başlangıcı oldu.
Amcası Bozok sancak mutasarrıfı Osman Paşa onu yanına alıp öğrenim ve eğitimiyle ilgilendi.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Divan Edebiyatı

İskender Pala:  Şairin yalnızlığı
 

Şiirin ve şairlerin en önemli konularından biri yalnızlıktır. Hani gariplik, garip kalma, garip düşme mânâsına olan yalnızlık. Şiire de yakışan bir konudur ayrıca. Hele şair lirizme ve duygusallığa önem veriyor, edindiği yalnızlık tecrübelerini ilhamlarıyla birleştirerek zenginleştiriyorsa...

Yalnızlık çaresizlikle birleştiğinde asıl trajedi mısraları doğar ki artık oturup ağlayasınız gelir.


Divan şiirinde yalnızlık bir ayrılığın, bir terk edilmişliğin, felekten kaynaklanan bir zulmün sonucu olarak dillendirilir ve çoğunlukla şair bu kaderi yaşamak zorundadır.

Sevgilinin ayrılığını, firkatini, hicranını, hasretini çekmek değildir bu, bizatihi sevilenlerin tamamının, elbirliği edip şairi yalnız bırakması, danışıklı dövüş gibi ondan yüz çevirmesidir. Üstelik bunun sebebi şairin terk edilecek durumlara yahut ayıplanacak hallere düşmesi değil, tamamen dostların vefasızlığıdır.

İşte Fatih çağının ünlü şairi Necatî Bey’in feryadı: “Beni ağlan beni kim üstüme gelmez ölicek / Bir avuç toprağ atar bâd-ı sabâdan gayrı” Aşağı yukarı şöyle demek: “İnsanlar! Bana ağlayın bana ki öldüğüm vakit üstüme bir avuç toprak atmaya saba yelinden gayrı kimsecikler gelmez.”
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Divan Edebiyatı

Bir sonraki 5 yazının listesi.
İskender Pala: Divan şiirinden müstesna beyitler [ 05/05/06 - 4911 ]
İskender Pala: Ateşler içinde [ 14/04/06 - 1958 ]
İskender Pala: Dilimize yerleşen hatalı sözler [ 18/03/06 - 3948 ]
İskender Pala: İlginç bir vak’a [ 23/02/06 - 2278 ]
İskender Pala: Kendi kendisi olabilmek [ 31/12/05 - 2285 ]

54 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
Reklam

Taraf Gazetesi


Karakutu Galeri

Karakutu Galeri


Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
13.02.08
Az gittik uz gittik, dağ tepe düz gittik
Toprak
Yuşiva ile Fumi
Yer yer değil iken su su idi
15.01.08
Kibritsiz ateş yakmak
13.01.08
Nevsâl-i Mübarek ya ki Noel-i Efrenci
30.12.07
Gelen giderken
Gelen Giden
16.12.07
Kılıcımızın yaltırığı
08.12.07
İntizar!.. İntizar!..
27.11.07
Sultan Abdülhamid'in fotoğraf merakı
22.11.07
Babillilerin sohbeti
17.11.07
Ölüm ötesi aşk
06.11.07
Gönül yarasına ok üstüne ok
04.11.07
Can illerinden gelmişem
Halk resmi
Nerdesin ey şiir?
Söz ola...
03.11.07
Yusuf ile Züleyha; Zeynep ile Kamil
11.05.06
Şairin yalnızlığı

Eski Haberler




 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke