 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 131 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
25 Yazı (5 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 ]
|
|
Cogito: Matei Calinescu: Modernite’den Avant-Garde’a
|
|
Modernite fikri hem geçmişin kökten bir eleştirisini hem de değişime ve
geleceğin değerlerine kesin bir bağlılığı dile getirdiğine göre, modernlerin,
özellikle de son iki yüzyıl boyunca, neden çatışmacı “avant-garde” (ya da
“advance guard” [öncü güç], ya da “vanguard” [ileri kol]) eğretilemesini
edebiyat, sanatlar ve politika da içinde olmak üzere çeşitli alanlara uygulamayı
yeğlediğini anlamak zor olmasa gerek.
Kavramın apaçık savaşçı içermeleri, çok
yerinde bir biçimde, avant-garde’ın daha geniş bir modernite anlayışına borçlu
olduğu bazı tavırları ve yönsemeleri hedefliyor– sert bir saldırganlık, törelere
uymazlık (nonconformism) övgüsü, yol açıcı cesur keşif ve daha genel bir planda,
zaman’ın ve içkinliğin ebedi, değişmez ve aşkın olarak belirlenmiş görünmeye
çalışan gelenekler üzerinde sonul zaferine olan güven.
|
Cogito: Oğuz Demiralp: Kırık Dünyanın Çocukları
|
|
1940’lardan 1970’lere değin dillerde çok dolaşan bir kavramdı varoluşçuluk...
Yalnızca entelektüeller arasında değil, kitle kültürü düzeyinde de anılan bir
kavramdı. Varoluşçuluk deyince, kafa işi yapanlar kalemlerini ve dillerini çekip
bitmez tükenmez tartışmalara girerken, sokaktaki insanın aklına Paris’in
kıraathaneleri, bunalımlı aydınları, aykırı sanatçıları gelirdi. Varoluşçuluğun
ne anlama geldiğine değin herkesin anlaştığını söylemek güç. Ancak herkesin
ortak yönü bu kavramı işitir işitmez Sartre’dan söz etmeleriydi.
Bu kavramı ilk kullanan Sartre değildir. Varoluşçuluktan söz edince anılması
gereken başka adlar da vardır. Ancak Sartre varoluşçuluk kavramına hepsinden çok
sahip çıkıp kendince tanımlamaya giriştiği için varoluşçulukla özdeş hale
gelmiştir. Varoluşçuluk deyince Gabriel Marcel’den Simone de Beauvoir’a, Albert
Camus’ye dek anılacak, kimisi ikincil olsa da birçok ad daha bulunmaktadır.
|
Cogito: Wayne C. Booth: Gerçeğe Uygun On Tez
|
|
Benim bildirim genellikle eğretilemeli olduğu için sempozyuma katılan bazı
kişiler söylemek istediğim şey hakkında, özellikle de Mailer’den aldığım pasaj
üzerine şaşkınlıklarını dile getirdiler. Aşağıda, bildirinin kanıt olarak
gösterdiği, imlediği ya da dayandığı gerçeğe uygun on “tez”i bulacaksınız.
1. Eğretilemenin ne olduğu bir tek yanıtla asla belirlenemez. Sözcüğün kendisi
bugün, bizim benzerlik ve farklılık kavramlarımızın bütün belirsizliğinin konusu
haline geldiği için, benzerliklerin ve farklılıkların birbiriyle nasıl bir
ilişki içinde olduğuna değgin felsefi görüşlerin indirgenemez çokluğu, her
zaman, eğretilemenin ne olduğu ve ne olmadığı arasında farklı sınırlar üretecek
olan çelişkili tanımlamalar doğuracaktır. Dolayısıyla, donmuş, tek tanımlamalara
değil, bu “temelde tartışmalı kavramın” sınıflandırmalarına gereksinimimiz
vardır.
|
Cogito: Önay Sözer: Sartre’ı Anmak ve Anlamak
|
|
Doğumunun yüzüncü yıldönümünü yaşadığımız bu yıl J.P. Sartre’ı kişiliği ve
yapıtlarıyla anmak, benim kuşağım için aynı zamanda yaşamlarımızın ve
yaşadıklarımızın önemli bir bölümünü yeniden düşünmek ve onu irdelemek anlamına
geliyor.
Geriye bakışla şunu görüyorum: Yaşamımın onun ömrüyle kesiştiği 1980 yılına
kadar en kritik noktalarda dönüp Sartre’ın yazdıklarına, yazar ve politikacı
olarak yaptıklarına bakmışım, onu kendime örnek almaya cesaret ettiğimde kendimi
eleştirmişim, eleştiremediğimde ise ondan uzaklaşmaya çalışmışım, ama daima
hayranlıkla, bir Fransız entellektüelinin yaşamdaki olanaklarına (eğitimi,
yaşama tarzı, dostları ve özgürlüğü) duyduğum, duyabileceğim gıptayla, Sartre’ı
okumak benim için kaçınılmaz bir lüks ve tutku olmuş.
|
Cogito: Kaan H. Ökten :“Semen est Sanguis” Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Kan 1.Bölüm
|
|
Giriş
Ortadoğu kökenli din ve inanışlar içinde kan fenomenine sıkça rastlanmakta, bazı
hallerde bu fenomenin söz konusu din ve inanışların odağına kadar taşındığı
görülmektedir.1 Örneğin Eski Mısır mitolojisinde kan, gök tanrıçası Nuth'un her
sabah güneş tanrısı Re'yi doğurmasına eşlik eden tan kızıllığı olarak
yorumlanmaktaydı. Güneşin doğuşu sırasındaki kızıllık, Re'nin doğumu sırasında
akan kan olarak görülüyordu.2
Öte yandan Sümer yaratılış mitosu Enûma Eliş'te tanrı kanının, insanın
yaratılışında temel öğe olarak kullanıldığı görülmektedir: Yarattıklarından
sıkılarak onları yok etmek isteyen “ilk öncel” tanrı Apsu'nun, tanrı Ea
tarafından öldürülmesi üzerine Apsu'nun eşi Tiamat, Ea'ya karşı gelecek, Ea'nın
Apsu'dan olan oğlu Marduk bunun üzerine Tiamat'ı öldürerek onun bedeninden yeri
ve göğü yaratacaktır. Bunun üzerine Marduk, insanoğlunun yaratılması için,
Tiamat'a bağlı olup da artık köle durumuna düşmüş olan tanrılardan birinin
kurban edilmesini isteyecektir. Kurban edilmesine karar verilen ve Ea'nın
hükmüyle damarları kesilerek öldürülen tanrı Kingu'dur: “Bağladılar Kingu'yu,
Ea'nın önünde tuttular; ceza verdiler ona, keserek kanını(n ana damarlarını).
Kanından yarattılar insan soyunu” (Tablet VI).3
|
25 Yazı (5 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 ]
|
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|