Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 134 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]

Hilmi Yavuz:  Okuma Biçimleri: Metin diye bir şey var mı?
 

Bir metnin nasıl okunması gerektiğine ilişkin, birbirinden farklı teorik yaklaşımlar olduğunu biliyoruz. Geçen haftaki yazımda, Stanley Fish’in ‘Is There a Text in This Class?’ta önesürdüğü görüşlerden söz açmıştım: Hatırlayacaksınız, Fish’e göre, okur, metni ‘toplumda içinde yaşadığı ve değerlerini benimsediği kesimin’ dayattığı ‘yorumlama stratejileri’ (’interpretive strategies’) bağlamında ele almak durumundadır.


Okurun ‘içinde yaşadığı ve değerlerini benimsediği’ kesime, Fish, ‘yorumlama cemaati’ (interpretive community’) adını veriyor. Dolayısıyla Fish, metnin ‘anlam[ını] üreten[in] ne metin ne de okur’ olduğu kanısındadır. Ona göre, yazar da, metin de, okur da, ‘yorumun ürünü’dür.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 2 yorumlara cevap vermek istermisiniz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Hilmi Yavuz:  Osmanlı’da felsefe var mı idi? 1
 

Osmanlı toplumunda felsefi düşünce üretiminden söz edilebilir mi? Felsefi üretim belirli bir tarihsel döneme kadar var idi de, sonradan mı önü kesildi? Neden Batı tarzı sistemleştirilmiş bir felsefe geleneği yok.

Bu ve benzeri sorular, Osmanlı toplumunun entelektüel geleneği üzerinde düşünenlerin hemen hepsi tarafından sorulmuş olan sorular;- ama elbette bu sorulara verilen yanıtlar birbirinden çok farklı. Kimileri, mesela, rahmetli Ord. Prof. Hilmi Ziya Ülken hocamız gibi düşünenler, felsefi düşünce üretiminden söz edilebileceğini; ancak bu üretimin, sistemleştirilmiş bir yapısı olmadığı için ‘felsefe’ sayılamayacağını önesürmüşlerdir: Ülken hocamız, ‘Felsefeye Giriş’ adlı çalışmasında, felsefi düşüncelerin edebiyat, özellikle de şiirin içinden dilegetirilmiş olmasını ‘hikemiyyat’; ahlak ve hukuk kitaplarında dilegetirilmiş olmasını da ‘tefelsüf’ diye nitelendirir ve ‘hikemiyyat’ı da, ‘tefelsüf’ü de, gerçek anlamıyla ‘Felsefe’ saymaz.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Felsefe Üzerine

Hilmi Yavuz:  Osmanlı’da felsefe var mı idi? 2
 

‘Osmanlı’da felsefe var mı idi?’ sorusuna, Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay’ın ‘Osmanlı’da her devirde felsefe olduğu’ yanıtını verdiğini, geçen haftaki yazımda belirtmiştim.

Prof. Bolay, bu tespitle yetinmiyor ve ‘Osmanlılarda Düşünce Hayatı ve Felsefe’ (Akçağ Yayınları, 2005) adlı çalışmasında, Osmanlı’da Varlık felsefesi, Bilgi felsefesi, Dil felsefesi, Mantık felsefesi, Ahlak felsefesi, Tasavvuf ve Hukuk felsefesi alanlarında yazılmış olan metinlerden örnekler vererek, ‘Osmanlı’da her devirde felsefe olduğu’ yolundaki görüşünü kanıtlama işine de girişiyor.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Felsefe Üzerine

Hilmi Yavuz:  Budalalığı yeniden keşfederken
 

Umberto Eco, ‘Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti’de anlatır: İtalya Kralı Vittorio Emanuele III. ‘humanist kültürü kıt’ ama biraz da bön bir kralmış.


‘Bir gün bir resim sergisinin açılışını yapmak, dolayısıyla tablolara hayran hayran bakarak salonları dolaşmak zorunda kal[ıp] da’ yamaçlarında bir köyün uzandığı çok güzel bir vadi manzarasının önüne geldiğinde uzun uzun resme bakmış ve sonra serginin yöneticisine sormuş: “Bu köyün nüfusu nedir?”

Eco’nun Vittorio Emanuele III.’e ilişkin bu öyküsü, soru sormaya ilişkin bir mantığın olduğunu da ortaya koyar. Bu mantık, bağlama (contexte) ilişkin bir mantıktır: Hangi sorunun ne bağlamda sorulabileceğinin sınırlarını belirleyen bir mantık! Vittorio Emanuele III.’ün sorusunun gülünç bir soru olması, tabloyu seyrederken, sorulmaması gereken bir soruyu sormasındandır.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Hilmi Yavuz:  Anıları yazmak
 

Şimdi kimin olduğunu anımsamadığım, yanılmıyorsam bir Fransız devlet adamıydı, şöyle bir sözü vardır: İnsanın belirli bir yaşa geldiğinde anılarını yazması gerekir.


Anıları yazmak! İnsan niçin anılarını yazmak ister ve elbette niçin, bunu belli bir yaşa geldiğinde yapmalıdır? Bana sorarsanız, anıları yazmaya durmak, düpedüz bencilliktendir,- yaşadıklarını bir kez daha yaşamak isteği, bencilce bir istek değilse nedir? Aynı nehirde iki kez yıkanılmayacağı, Herakleitos’tan beri yinelenip durur; ama anılar olanak verir buna, anılarla ikinci kez girersiniz ‘Yaşam’ adlı o nehre. Bir şeyler değişir gene de anılarınızda, bir yüz ya da bir ad yitmiş, biraz silikleşmiştir o anı, bulanıklaşmış, değişmiştir biraz.

Ahmet Muhip Dıranas’ın ‘Fahriye Abla’sında söylediği ‘hafızada kalan şey değişmez zamanla’ dizesine bakmayın, yaşananla anımsanan farklıdır: gerçeklik, artık, yaşandığı gibi değil, anımsandığı gibidir.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Bir sonraki 5 yazının listesi.
Hilmi Yavuz: ?Şiir hangi sözcüklerle yazılmalı ki?? (2) [ 11/11/05 - 1511 ]
Hilmi Yavuz: 'Şiir hangi sözcüklerle yazılmalı ki?' (1) [ 05/11/05 - 1341 ]
Hilmi Yavuz: Edebiyat tarihinin siyasi tarih olarak okunması üzerine notlar [ 14/09/05 - 2831 ]
Hilmi Yavuz: Bitmeyecek tartışma: Fikret mi, Akif mi? [ 08/09/05 - 1984 ]
Hilmi Yavuz: Prof. Hilmi Ziya Ülken ve ‘Türk Tefekkürü Tarihi’ [ 31/05/05 - 2469 ]

51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
Karakutu Galeri

Karakutu Galeri


Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
16.12.07
Osmanlı sentaksı ve 'Pseudo-Aydın'lar
08.12.07
Terör ve Felsefe (2)
29.11.07
Terör ve Felsefe (1)
17.11.07
'Yalan' üzerine bir deneme
04.11.07
Ateizm meselesi
03.11.07
İşkence ve işkencenin tarihi üzerine
02.10.07
Edebiyat ve Politika
23.05.07
'Erken Ölümlü Şairler'
06.05.07
Sivil toplum mu, devletin ideolojik aygıtı mı tartışmasına son bir katkı
17.04.07
Irkçılık, ulusçuluk
07.02.07
'Şiir, neden bu kadar ürkütücü?'
04.02.07
Şiddet!
30.10.06
Pamuk ve Nobel
28.06.06
Gelenek ve Modernlik
15.06.06
‘Kuva-yı Milliye’den ‘Hakimiyet-i Milliye’ye
04.06.06
Demokrasi mi, Laiklik mi?
22.05.06
‘Osmanlı Rönesansı’ nasıl bastırıldı?
‘Osmanlı Rönesansı’ nasıl bastırıldı? (2)
15.05.06
Erdal Öz’e ağıt
11.05.06
Edebiyat ve Psikanaliz (1)

Eski Haberler




Karakutu.tv & Galeri

Dehalar


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke