Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 23 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]

Hilmi Yavuz:  Felsefe Terimleri Üzerine (2)
 

Felsefe terimlerinin Türkçeleştirilmesi girişimlerinin 1941 yılında başladığını biliyoruz. Geçen haftaki yazımda da belirtmiştim:


O tarihte Maarif Vekaleti, Ankara’da bir Komisyon çalışması başlatmış, Komisyona İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyeleri de davet edilmiştir: Prof. Dr. Macit Gökberk’in bildirdiğine göre, Vekaletin bürokratlarının, felsefe hocalarını dinlemeyip bildiklerini okudukları anlaşılıyor. Osman Pazarlı’nın Cuvillier’den yaptığı (ve Maarif VekaletiYayınları arasında çıkan) ‘Küçük Felsefe Sözlüğü’, büyük olasılıkla, bu Komisyonun tespit ettiği terimler kullanılarak çevrilmiş olmalıdır.

1953 yılında bu defa Türk Dil Kurumu, Felsefe terimlerinin Türkçeleştirilmesi işini yeniden ele alır: Ama bu defa, felsefe hocalarının önerilerine kulak verilecek ve uzun yıllar süren çalışmalardan sonra Türk Dil Kurumu Prof. Dr. Bedia Akarsu’nun ‘Felsefe Terimleri Sözlüğü’nü yayımlayacaktır.

Geçen hafta da belirtmiştim: 1950’lerde başlayan Felsefe terimlerinin Türkçeleştirilmesi, ciddi tartışmalara neden olur. Peyami Safa’nın, Bilim ve Felsefe’nin bir ‘Medeniyet’ meselesi olduğu, dolayısıyla ya Doğu İslam Medeniyetinin Arapça kökenli karşılıklarıyla, ya da Batı medeniyetinin Latince /Grekçe kökenli karşılıklarıyla kullanılması gerektiği kanısındadır. Peyami’ye göre, mademki Batı Medeniyeti dairesine girilmiştir, o halde ‘bütün garp dünyasının müşterek kullandığı Latin ve Yunan kökleri dururken, neden Öztürkçe ıstılah kullanmaya kalkı[şıldığını]’ anlamak mümkün değildir.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Hilmi Yavuz:  Felsefe Terimleri Üzerine(1)
 

Cumhuriyet döneminde felsefe terimlerinin Türkçeleştirilmesi sorununun ilk kez 1941 yılında ele alındığını biliyoruz.

Prof. Dr. Macit Gökberk, 1983 yılında Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılan ‘Macit Gökberk Armağanı’nda kendisiyle yapılan bir söyleşide 1941 yılı şubatında, felsefe terimlerini hazırlamak üzere, Felsefe Bölümü’ndeki bütün öğretim üyesi arkadaşlarla birlikte, Ankara’ya Milli Eğitim Bakanlığı’na çağırıldı[klarını] bildirir ve şöyle der:

“Biz oraya oturulacak, konuşulacak, tartışılacak diye gittikti. Ama gittiğimizde önceden hiç düşünmediğimiz bir durumla karşılaştık. Bütün terimler daha önce hazırlanmış, listeler yapılmış ve Bakanlık’tan da dille ilgisi olan olmayan birçok kişi üye olarak kurula getirilmişti.

Bir terimden söz ediliyor; başkanlık eden kimse de ‘Kabul edenler, etmeyenler’ diyor ve o terim tabii büyük bir çoğunlukla kabul ediliyordu. Bizim de oylarımız hiçbir defasında bir rol oynayamadı sonuç olarak.” Gökberk, bunun üzerine düş kırıklığına uğradık[larını] belirtir ve “Bir işe yarayacağımızı sanıyorduk.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Hilmi Yavuz:  ‘Hölderlin ve Şiirin Özü’ (3)
 

Heidegger’in ‘Hölderlin ve Şiirin Özü’ başlıklı yazısı, Heidegger metafiziğinin temelkoyucu kavramlarıyla okunduğunda anlam kazanıyor.

Nitekim, yazıda üzerinde durulan 3. kılavuz söz, yani ‘Çok şey öğrenmiştir insan/Göklülerden nicesini adlandırmıştır o /Biz bir söyleşi olalı / Ve birbirimizden işitebileli’, ‘insan varlığının temeli[nin] dil [olduğunu] ve bu[nun] da ancak söyleşi (Gespraech) ile gerçekleş[eceğini]’ kesinler.


Heidegger şöyle der: ‘Söyleşi, dilin meydana geldiği biçimlerden biri değildir, tersine dil, yalnızca söyleşiyle özsel olandır. Dil dediğimiz zaman anladığımız şey, yani bir grup söz ve onları birbirine bağlayan kurallar, onun yalnızca yüzeyini oluşturur.’ Dolayısıyla söyleşiyi, dilin yüzeyinden farklı bir yapı olarak görmek gerekiyor. Öyleyse nedir ‘söyleşi’? Heidegger, söyleşi’yi ‘bir şey üzerine, karşılıklı, beraberce konuşma eylemi’ olarak tanımlıyor.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 2 yorumlara cevap vermek istermisiniz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Hilmi Yavuz:  Medeniyeti ‘kıtlık-bolluk’ ekseninde okuma üzerine bir deneme
 

İnsanın tarihi, Doğa’nın ona sağladığı olanaklar ve elbette onların kullanımı ile ilişkilidir.


Acaba Medeniyet’i, Doğa’nın bize sunduğu olanaklara bakarak, Kıtlık’tan Bolluk’a doğru bir dönüşüm olarak mı okumalıyız, yoksa tersinden mi? Basitce söylersem, insanın ekonomik tarihi, yaşamını yeniden üretmek (geçimini sağlamak) ölçütünden yola çıkıldığında, bundan on bin yıl öncesine göre bugünün insanının mı daha ‘müreffeh’ olduğunu gösteriyor, yoksa, tersine, yaban insanın çağdaş insana göre daha ‘müreffeh’ olduğunu mu?

Bu konuda rivayet muhtelif: Bir grup iktisadçı, antropolog ve Medeniyet tarihçisi, yaşamını avcılık ve toplayıcılıkla yeniden ürettiği Paleolitik toplumda, insanın, Doğa’yı dönüştürerek temellük etmesini sağlayacak olanakların pek azına sahip olduğu gerekçesiyle, geçimini çok zor ve çetin koşullarda sağladığını düşünmektedirler. Doğa’nın zorlu koşullarına karşı, elindeki taş baltayla, bir paleolitik avcı, geçimini nasıl sağlayacaktır? Elbette, çok çalışacak ama bunca emeğin karşılığında çok az şey elde edecektir.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Hilmi Yavuz:  ‘Hölderlin ve Şiirin Özü’ (2)
 

Heidegger’in ‘Hölderlin ve Şiirin Özü’ başlıklı yazısında ele aldığı ikinci ‘kılavuzsöz’, Hölderlin’in 1800 yılında yarım bıraktığı bir şiir taslağından. Şöyle demiş Hölderlin: ‘Mülklerin en tehlikelisi dil, bunun için verildi insana... Kendisinin ne olduğuna tanıklık edebilsin diye.’


Heidegger, bu ‘kılavuzsöz’ü yorumlamaya şu soruları sorarak başlıyor: (i) Dil kimin mülküdür? (ii) O ne ölçüde mülklerin en tehlikelisidir? (iii) O hangi anlamda gerçekten bir mülktür? Ve Heidegger, bu soruları yanıtlayarak sürdürüyor yazısını.

Önce Şu: Heidegger’in ‘Dil’, ‘Tarih’, ‘Hakikat’ ve ‘Şiir’ kavramları arasında temel koyucu ilişkiler kurduğunu biliyoruz: Ona göre, Varolan’a (’Seiende’) ait olmanın tanıklığı Tarih’le gerçekleşir; bir başka deyişle, Dil, Tarih’in mülk edinilmesi, ya da ‘[t]arihin mümkün olabilmesi için (...) verilmiştir insana.’ Öyleyse Dil, Tarih’in temellük edinilmesi için insana verilmiş olan bir mülktür.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Bir sonraki 5 yazının listesi.
Hilmi Yavuz: ‘Hölderlin ve Şiirin Özü’ [ 23/02/05 - 1257 ]

51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
Karakutu Galeri

Karakutu Galeri


Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
16.12.07
Osmanlı sentaksı ve 'Pseudo-Aydın'lar
08.12.07
Terör ve Felsefe (2)
29.11.07
Terör ve Felsefe (1)
17.11.07
'Yalan' üzerine bir deneme
04.11.07
Ateizm meselesi
03.11.07
İşkence ve işkencenin tarihi üzerine
02.10.07
Edebiyat ve Politika
23.05.07
'Erken Ölümlü Şairler'
06.05.07
Sivil toplum mu, devletin ideolojik aygıtı mı tartışmasına son bir katkı
17.04.07
Irkçılık, ulusçuluk
07.02.07
'Şiir, neden bu kadar ürkütücü?'
04.02.07
Şiddet!
30.10.06
Pamuk ve Nobel
28.06.06
Gelenek ve Modernlik
15.06.06
‘Kuva-yı Milliye’den ‘Hakimiyet-i Milliye’ye
04.06.06
Demokrasi mi, Laiklik mi?
22.05.06
‘Osmanlı Rönesansı’ nasıl bastırıldı?
‘Osmanlı Rönesansı’ nasıl bastırıldı? (2)
15.05.06
Erdal Öz’e ağıt
11.05.06
Edebiyat ve Psikanaliz (1)

Eski Haberler




Karakutu.tv & Galeri

Video - Bob Dylan - Series Of Dreams


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke