Yol üstünde zincir şıkırtıları,
Kuşların şarkısı.
Ormanların ıslaklığı altında,
Hindistan cevizi ağaçlarının
yumuşak musikisinin serinliği
Ateşler,
çimende ateş,
Kayat'ın madensi sıcak yapraklarında
ateş.
Şiir: Agostinho Neto: Ayrılık Öncesinde Veda
Çeviri : Ataol Behramoğlu
Anacığım!
Öldürdüler evlatlarını senin
Ve sabretmeyi öğrettiler sana.
Anacığım!
Yılları senin yaşamının
benziyor birbirine
mezar taşları gibi,
Ve acı çekmeyi öğrettiler sana
umut bağlayıp göklere.
Şiir: Karl Venneberg: Yakınlarda bir telefon olsaydı
Yakınlarda bir telefon olsaydı
Hastaneye haber verirdik
Ya yetkisiz birinden salık bekler
Ya da elinden artık bir şey gelmeyen
Bir doktora baş vururduk
El altında bir sedyemiz olsaydı
Belki yola çıkar otomobil beklerdik
-Benzini bombardıman uçaklarına gitmemişse-
Ya da bir köylü arabası
-Atlarına ordu el koymamışsa-
Ya da yedek bir sedye
Kaputtan veya değnekten
Bir kilimcik olsun bir kaç dal parçasıyle
Gene bir şeyler yapmak mümkündü o zaman
Ama içimizden kimsenin ne kaputu kalmış ne de kilimi
Diyelim ki sedyemizle kaputumuz var
Tedavimiz de işe yaramış olsun
O zaman yaralıyı yarasız yerinden tutup
-Yarasız yeri kalmışsa-
Altına ottan bir düşek yapar
Sırtından doğrultmaya çalışırdık
Şiir: Karl Venneberg: Topumuz elden geleni yaptık
Topumuz elden geleni yaptık
Homurdanmaya hakkı yok kimsenin
Oturmasını becerdik sabırla
İskemlenin her türlüsüne
Yattık eşlerimizle sırası gelince
Aşındırdık başka eşikleri gerekince
Kimimiz banyoda kazandı diriliğini
Kimimiz kilise törenlerinde
Şatafatsız günlerde geçen yaşantımız
Bir ıslığa döndü gökkubbede
Şimdi bir ses ki gelir uzaktan
Bildirir emekliye ayrıldığımızı
O sonsuz varlığın adına acımadan
Şiir: Jerome David Salinger: Çavdar Tarlasında Çocuklar
ne yaşamayı bilirler.
ne savaşarak ölmeyi.
ne de çok özlerler
halbuki sevilmeyi.
ne kadar umursamaz.
o kadar mutlular.
öyle olgunlar.
öyle düşlere uygunlar.