 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 46 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Rasim Özdenören: Soyut adalet
|
|
Soyut adalet, makro düzeyde bir dengeyi sağlıyormuş izlenimini verebilir.
Ancak bu uygulamayı bireysel düzleme çektiğimizde, kurulu
dengenin saptığını
gözleriz. Tıpkı ilahî gazabın ve rahmetin bireysel farklılıkları gözetmeden
topluca inmesi gibi…
Karakuşî fıkralar aklın ve tabiatın (ilahî olanın) adaleti arasındaki farkı ve
bunların birbirine
karıştırılmasındaki ironiyi göstermesi bakımından üzerinde
durulmaya değer. Yazık ki, Karakuşî fıkralar bildiğim kadarıyla derlenmemiştir.
Bu fıkralardan biri şudur: terzinin biri kısas gerektirecek bir suç işler. Dava
Karakuş'a getirilir.
Karakuş davayı görür ve terziye kısas uygulanmasına hükmeder. Ancak terzi,
mesleğini ileri sürerek eğer kendisine kısas uygulanırsa, bundan sonra yalnız
kendisinin değil, fakat çoluk çocuğunun da aç kalacağını, çünkü
tek gözle
mesleğini icra etmesinin imkânsız olduğunu belirtir ve bağışlanmasını diler.
Yalvarıp yakarır, kendisine acındırır. Karakuş insafa gelerek terzinin gözünün
çıkartılması kararından vazgeçer. Ancak yeni kararın uygulanması için
tek gözle
çalışan bir esnaf olup olmadığını sorar. Avcıların tek gözle iş yaptığını
öğrenince "Öyleyse bir avcı bulun ve terzinin yerine onun bir gözünü çıkartın"
hükmünü verir.
|
Rasim Özdenören: Yalın edebiyat
|
|
Bazan "yalın edebiyat" diye bir söz çalınır kulağımıza. Yazarın, kelime
oyununa, süse, süslemeye başvurmadan yazdığı anlatılmak istenir.
Biraz daha zorlanarak, yazarın gücünü kelimelerden, edebiyat oyunlarından
almadığı ileri sürülür.
Yazar, diyeceklerini okuyucusuna eğip bükmeden, sözü dolandırmadan söyleme
"marifetine" sahip sayıldığı
için başarılı görülür.
Bu belirlemeler acaba ne kadar geçerlidir? Acaba bir yazar edebiyat oyunu
yapmadan anlatacağını aktarabilir mi? Edebiyat oyunu denilen şey, gerçekten kötü
müdür? Bir kandırmaca mıdır? Ve dahası,
herhangi bir yazar, bir "edebiyat
oyunu"na başvurmadan yazı yazabilir mi? Kompozisyon dediğimiz kavram acaba son
tahlilde nedir?
|
Rasim Özdenören: Resmi ideoloji / yazınsal iktidar
|
|
Cemal Şakar, Ahmet Oktay'ın bir yazısındaki tespitlerden hareketle resmî
ideolojinin dışladığı yazarları konu edinirken şu
örneklere baş vuruyor: "Tevfik
Fikret-Mehmet Akif; Yahya Kemal-Nazım Hikmet; Ahmet Muhip Dıranas-Necip Fazıl
Kısakürek; Cemal Süreya-Sezai Karakoç; Edip Cansever-Cahit Zarifoğlu; Ataol
Behramoğlu-İsmet Özel; Bilge
Karasu-Rasim Özdenören; Oğuz Aral-Hasan Aycın gibi
tercihlerinde yazınsal iktidarın oyunu hep adını ilk zikrettiklerimizden yana
kullanması da bu ideolojik/siyasal seçimin bir sonucudur."(Hece, sayı: 98, Şubat
2005, s.14 vd.).
Ramazan Dikmen'e ve Terry Eagleton'a yapılan referanslarla zenginleştirilmiş
olan yazının sonlarına doğru Şakar: "Resmî söylemi dışlayarak söz söylemeye
çalışan aydınların sözü, 'dışarıda' bırakılarak her zaman
yalnızlığa itilmeye
çalışılmıştır. Dahası marjinal, radikal, sadece siyasî nedenlerle devlete karşı
yönelmiş bir öfke olarak nitelendirilmiştir. Böylece halk ile 'söz' arasında
derin uçurumların oluşması umulmuştur.
|
Rasim Özdenören: Berk ve Bukowski ya da yalınlık meselesi
|
|
Amerikalı şair ve öykü yazarı Charles Bukowski yalın yazmaktan yana. Yalınlık
üzerinde öylesine ısrarla
duruyor ki, yalınlığın ne demek olduğu üzerinde bir
kez daha düşünme gereğini duyuyorsunuz.
Şu sözler ona ait: "Yazmaya oturduğumda yalın ve doğru yazmak zorundayım.
Bütün haftalığını dört saat içinde (at
yarışlarında) kaybettikten sonra odana
dönüp süslü püslü hikâyeler uyduramazsın." (Güneş, İşte Burdayım, çev: Avi
Pardo, Parantez Y. İst.2004, s.24 ve kitabın muhtelif yerleri). Bu sözleri ya da
benzerlerini kitap boyunca sık sık
tekrarlıyor.
|
Rasim Özdenören: Sanal ortamda edebiyat
|
|
Biraz geç de olsa Hece dergisinin "Internet Ortamında Edebiyat" konusuna
ayırdığı dosyadan (Aralık 2004 tarihli
96. sayı) söz açmak istiyorum. Konu
üzerine görüş bildiren yazarların nerdeyse hemen hepsi Internet ortamında
oluşturulmakta olan edebiyattan şikâyetçi. Oysa bence henüz sanal ortamın
edebiyatı inşa edilmemiştir.
Sanal ortamın kullanılması başka, o ortamın imkânlarından yola çıkarak kurulacak
edebiyatın mahiyeti daha başkadır. Bu yüzden konuya şu soruyla girmenin anlamlı
olacağını düşünüyorum: "Halihazırda sanal ortamın
bir edebiyatı var mı?" Bu
sorudan yola çıkarak şunları söylüyoruz (kısaltarak):
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|