Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 46 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Fazıl Hüsnü Dağlarca
 Bugün Sokağa Çıktım!
 Edebiyatta Dine Yaklaşımlar
 Kargalar ve Türkler...
 Çakallar ve Araplar
 William Street, birinci sokak
 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 Ayaklarının üstünde

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



90 Yazı (18 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 ]

Rasim Özdenören:  Soyut adalet
 

Soyut adalet, makro düzeyde bir dengeyi sağlıyormuş izlenimini verebilir. Ancak bu uygulamayı bireysel düzleme çektiğimizde, kurulu dengenin saptığını gözleriz. Tıpkı ilahî gazabın ve rahmetin bireysel farklılıkları gözetmeden topluca inmesi gibi…

Karakuşî fıkralar aklın ve tabiatın (ilahî olanın) adaleti arasındaki farkı ve bunların birbirine karıştırılmasındaki ironiyi göstermesi bakımından üzerinde durulmaya değer. Yazık ki, Karakuşî fıkralar bildiğim kadarıyla derlenmemiştir. Bu fıkralardan biri şudur: terzinin biri kısas gerektirecek bir suç işler. Dava Karakuş'a getirilir.

Karakuş davayı görür ve terziye kısas uygulanmasına hükmeder. Ancak terzi, mesleğini ileri sürerek eğer kendisine kısas uygulanırsa, bundan sonra yalnız kendisinin değil, fakat çoluk çocuğunun da aç kalacağını, çünkü tek gözle mesleğini icra etmesinin imkânsız olduğunu belirtir ve bağışlanmasını diler. Yalvarıp yakarır, kendisine acındırır. Karakuş insafa gelerek terzinin gözünün çıkartılması kararından vazgeçer. Ancak yeni kararın uygulanması için tek gözle çalışan bir esnaf olup olmadığını sorar. Avcıların tek gözle iş yaptığını öğrenince "Öyleyse bir avcı bulun ve terzinin yerine onun bir gözünü çıkartın" hükmünü verir.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Rasim Özdenören:  Yalın edebiyat
 

Bazan "yalın edebiyat" diye bir söz çalınır kulağımıza. Yazarın, kelime oyununa, süse, süslemeye başvurmadan yazdığı anlatılmak istenir.

Biraz daha zorlanarak, yazarın gücünü kelimelerden, edebiyat oyunlarından almadığı ileri sürülür.

Yazar, diyeceklerini okuyucusuna eğip bükmeden, sözü dolandırmadan söyleme "marifetine" sahip sayıldığı için başarılı görülür.

Bu belirlemeler acaba ne kadar geçerlidir? Acaba bir yazar edebiyat oyunu yapmadan anlatacağını aktarabilir mi? Edebiyat oyunu denilen şey, gerçekten kötü müdür? Bir kandırmaca mıdır? Ve dahası, herhangi bir yazar, bir "edebiyat oyunu"na başvurmadan yazı yazabilir mi? Kompozisyon dediğimiz kavram acaba son tahlilde nedir?

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Rasim Özdenören:  Resmi ideoloji / yazınsal iktidar
 

Cemal Şakar, Ahmet Oktay'ın bir yazısındaki tespitlerden hareketle resmî ideolojinin dışladığı yazarları konu edinirken şu örneklere baş vuruyor: "Tevfik Fikret-Mehmet Akif; Yahya Kemal-Nazım Hikmet; Ahmet Muhip Dıranas-Necip Fazıl Kısakürek; Cemal Süreya-Sezai Karakoç; Edip Cansever-Cahit Zarifoğlu; Ataol Behramoğlu-İsmet Özel; Bilge Karasu-Rasim Özdenören; Oğuz Aral-Hasan Aycın gibi tercihlerinde yazınsal iktidarın oyunu hep adını ilk zikrettiklerimizden yana kullanması da bu ideolojik/siyasal seçimin bir sonucudur."(Hece, sayı: 98, Şubat 2005, s.14 vd.).

Ramazan Dikmen'e ve Terry Eagleton'a yapılan referanslarla zenginleştirilmiş olan yazının sonlarına doğru Şakar: "Resmî söylemi dışlayarak söz söylemeye çalışan aydınların sözü, 'dışarıda' bırakılarak her zaman yalnızlığa itilmeye çalışılmıştır. Dahası marjinal, radikal, sadece siyasî nedenlerle devlete karşı yönelmiş bir öfke olarak nitelendirilmiştir. Böylece halk ile 'söz' arasında derin uçurumların oluşması umulmuştur.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Makale

Rasim Özdenören:  Berk ve Bukowski ya da yalınlık meselesi
 

Amerikalı şair ve öykü yazarı Charles Bukowski yalın yazmaktan yana. Yalınlık üzerinde öylesine ısrarla duruyor ki, yalınlığın ne demek olduğu üzerinde bir kez daha düşünme gereğini duyuyorsunuz.

Şu sözler ona ait: "Yazmaya oturduğumda yalın ve doğru yazmak zorundayım. Bütün haftalığını dört saat içinde (at yarışlarında) kaybettikten sonra odana dönüp süslü püslü hikâyeler uyduramazsın." (Güneş, İşte Burdayım, çev: Avi Pardo, Parantez Y. İst.2004, s.24 ve kitabın muhtelif yerleri). Bu sözleri ya da benzerlerini kitap boyunca sık sık tekrarlıyor.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Kitap Tenkidleri

Rasim Özdenören:  Sanal ortamda edebiyat
 

Biraz geç de olsa Hece dergisinin "Internet Ortamında Edebiyat" konusuna ayırdığı dosyadan (Aralık 2004 tarihli 96. sayı) söz açmak istiyorum. Konu üzerine görüş bildiren yazarların nerdeyse hemen hepsi Internet ortamında oluşturulmakta olan edebiyattan şikâyetçi. Oysa bence henüz sanal ortamın edebiyatı inşa edilmemiştir.

Sanal ortamın kullanılması başka, o ortamın imkânlarından yola çıkarak kurulacak edebiyatın mahiyeti daha başkadır. Bu yüzden konuya şu soruyla girmenin anlamlı olacağını düşünüyorum: "Halihazırda sanal ortamın bir edebiyatı var mı?" Bu sorudan yola çıkarak şunları söylüyoruz (kısaltarak):
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Güncel

Bir sonraki 5 yazının listesi.
Rasim Özdenören: Bir'de buluşmak [ 20/01/05 - 1151 ]
Rasim Özdenören: Özeleştiriden ne çıkar? [ 26/12/04 - 786 ]
Rasim Özdenören: Ebu Gureyb de ne? [ 12/12/04 - 2231 ]
Rasim Özdenören: Verhovenski kompleksi [ 05/12/04 - 917 ]
Rasim Özdenören: Keçeleşmiş zihin [ 26/11/04 - 1059 ]

90 Yazı (18 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 ]
Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
28.10.07
Geçmişten gelen gece
Snopsisler
Erdem Bayazıt'ın şiirleri...
Abes savaşım
Aradaki Günler
Soğuk ışık
Eylül gerginliği
Oyun
Yaz sinekleri
Devlet kapris yapar mı?
26.08.07
Çekimser (2)
19.08.07
Suç işlemek ya da sivil anayasa
16.08.07
Susuz yaz
09.08.07
Sanat ve kamuflaj
05.08.07
Sessizliğin ölümü: İngmar Bergman
02.08.07
Avuntu
29.07.07
Koku
26.07.07
“Atatürk'e oynamak nafile”...
19.07.07
Tarih ve dogma
08.07.07
Diyelim ki…

Eski Haberler




Karakutu.tv & Galeri

Video - Yann Tiersen - Amelie


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke