 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 287 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
12 Yazı (3 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 ]
|
|
Franz Kafka: Kafka'dan Seçme Aforizmalar
|
|
“Sanat, Gerçek'in gözümüzü almasıdır: Geriye kaçan hilkat garibesi maskelere
düşen ışıktır gerçek, ondan ötesi değil.”
"A. büyük bir ustadır, tanığı Tanrı.”
“İyi, bir yanıyla rahatsız edicidir.”
“Gülünç olan, bu dünya için koşum takman.”
|
Franz Kafka: Mavi Oktav Defterleri'nden...
|
|
İki elim aralarında kavgaya giriştiler. Okuduğum kitabı kapayıp araya girmesin
diye bir yana ittiler. Sonra beni selamlayıp kavgalarına hakem tayin ettiler.
Hiç zaman yitirmeksizin parmaklarını birbirlerine dolayıp masanın kenarında bir
koşuşturmaca tutturdular, bir biri, bir diğeri öne geçerek masa boyunca birkaç
kez gidip geldiler. Gözlerimi onlardan ayıramadım. Onlar benim ellerim olduğuna
göre taraf tutmamalıydım, yanlış bir kararla başıma kim bilir ne belalar
sarardım. Yani, görevim hiç kolay değildi, avuçlarımın arasındaki karanlık
bölgede gözlerimden kaçmaması gereken hilelere başvuruyorlardı. Ben de çenemi
masaya dayamış, gözümden tek bir şeyin kaçmaması için dikkat kesilmiştim.
|
Franz Kafka: Ceza Sömürgesi
|
|
Subay, "Eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan
makineyi hayran hayran süzdü.
Yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme
mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını,
sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. Sömürgeliler de bu idama pek ilgi
göstermemişti zaten.
|
Franz Kafka: Köprü
|
|
Katı ve soğuktum, bir köprüydüm, bir uçurum üzerinde uzanmış yatıyordum. Bir
yakaya ayak uçlarım, öbür yakaya ellerim gömülmüştü; çatlayıp dökülen balçık
toprağa sımsıkı geçirmiştim dişlerimi. Giysimin etekleri iki yanımda uçuşuyor,
derinlerde o buz gibi suyuyla alabalıklı dere gürül gürül akıyordu.
Hiçbir turist yolunu şaşırıp da bu geçit vermez yücelere uğramıyordu, henüz
haritalara geçirilmemişti köprü. Böylece uçurum üzerinde uzanmış yatıyor,
bekliyordum; çaresiz bekliyordum. Bir köprü bir kez kurulmaya görsün, yıkılıp
çökmedikçe kurtulamaz köprülükten. Bir gün akşama doğruydu -birinci akşam mı,
bininci akşam mı, bilmiyorum- düşüncelerim aralıksız bir karmaşa içinde yüzüyor,
boyuna çemberler çiziyordu. Yazın bir akşamüzeri -her zamankinden daha boğuk
çağıldıyordu dere- ansızın bir insanın ayak seslerini işittim.
|
Franz Kafka: Akbaba
|
|
Bir akbaba vardı, ayaklarımı gagalıyordu. Çizme ve çoraplarımı didik didik
etmiş, sıra ayaklarıma gelmişti. Durup dinlenmeden gagalıyordu; arada bir
havalanıp çevremde tedirgin dolanıyor, sonra yine çalışmasını sürdürüyordu.
Derken bir Bay geçti karşıdan, bir vakit durumu izledi, sonra niçin akbabaya ses
çıkarmadığımı sordu.
|
12 Yazı (3 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|