Milyarlarca insanın yaşadıklarından oluşan hayat dediğimiz o rengârenk kaosun
içinde olanlar birden anlamsız gözüktü.
O öldürme hırsı, o para kazanma tutkusu, o kümelere ayrılma merakı, o övünme
arzusu, o bitmeyen öfke ve nefret, o iliklerine işleyen korku...
Bütün bunlar bizi kendimizden koparıyordu, varlığımızı, bedenimizi, ruhumuzu
fark edemez oluyorduk, büyük bir kazaya dönüyordu hayat ve biz dalgalarla
boğuşan kazazedeler gibi bazen öfkeyle, bazen nefretle, bazen hırsla, bazen
acıyla kurtulmaya çabalıyorduk.
Hem hayattan kurtulmaya hem hayata tutunmaya uğraşıyorduk.
Kurtulmaya çalıştığımız şey, tutunmaya çalıştığımız şeydi.