 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 286 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Çetin Altan: Sahanda sucuklu yumurta
|
|
TA öteden beri benim en iyi anlaştığım insanlar; mahalle bakkalları, çiçek
satıcıları, taksi şoförleri, lokanta garsonları,
barmenler, manavlar, mağaza
tezgâhtarları, gezginci sigara satıcıları, çakmak tamircileri...
Eskiden:
- Ağabey gel bir çayımızı iç, derlerdi.
Epey bir zamandan beri, çay ikramı yine berdevam; sadece "ağabey"
hitabı
"amca"ya dönüştü...
Onlarla daha rahat anlaşıp, şakalaşmamın nedeni, sanırım otantik olmaları; bir
de her gün boğayı boynuzlarından tutup, yere çökerterek geçimlerini Hazine'den
değil, çıplak hayatın içinden
kazanmaları... Üstelik, ne "laiklik" gerekçesiyle
militer yönetimlerin özlemini çekmedeler, ne de "geleneklerimiz, göreneklerimiz"
gerekçesiyle takkeli yönetimlerin özlemini...
|
Çetin Altan: Türbanlı Mona Lisa, silindir şapkalı Fatih Mehmet...
|
|
AÇIK denizlerde giden bir geminin, alt kamaralardaki yuvarlak lomboz
deliğinden dışarı baktığınızda;
sürekli olarak sadece denizi, hep aynı denizi
görürsünüz; sanki hiçbir şey değişmiyormuş gibi...
Yeryüzünden gelip geçen insanoğluna da, eski koşullanmaların biçimlendirdiği
pencerelerden baktığında; bayrakları, orduları,
meclisleri, siyasal kadroları ve
yöneticilerin kendi kendilerini öven tatavalarıyla, "ulus-devlet" modeli hiç
değişmiyormuş gibi görünür.
***
İnsan ömrü en çok 30-35 bin gün... Çocukluğu, gençliği, sevi
sevdası, geçinme
sorunları ve yaşlılığıyla 30-35 bin günlük bir süre...
Kim kalkacak da 100 yıl öncesine bakacak, kim kalkacak da 100 yıl sonrasını
merak edecek? Gün bugün, saat bu saat...
|
Çetin Altan: Kuyruksuz uçurtmalar, uçurtmasız kuyruklar...
|
|
BEKTAŞİ babasına sormuşlar: - Baba erenler, Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü
Cemil Çiçek,
"Ülkenin kirli gömleğini çıkaracağız" diyor da, neden "donunu
çıkaracağız" demiyor?
Baba erenler gülümsemiş:
- Ülkenin, demiş, kirlenmiş bir gömleği var ama, donu yok; o
yüzden...
* * *
Anavatanın kocası rolüne soyunmuşlardan bazılarının; "Avrupa Birliği'nin de,
anavatanın zamparalığına özendiği" iddialarıyla ilgili olarak anlatılan
hergelemsi bir
fıkra:
Kocasının, evdeki eşyayı satarak kumar borcunu ödemek için gecikerek geleceğini
söylediği bir gece; genç kadın, eski âşığını almış eve...
Ne var ki koca, çok daha erken gelmiş. Kadın, alelacele gardıroba sokmuş âşığını
ve karanlıkta darmadağınık yatağa uzanmış. Tam kocası odaya girerken de:
|
Çetin Altan: Balon patlatmayı sevenler ve uzayın kahkahası
|
|
FRANSA'nın Avrupa Birliği İşlerinden Sorumlu bayan Bakanı Claudie Haignere,
meğer 1996'da uzaya
gönderilen Uluslararası Uzay İstasyonu'na da füzelenip orada
yaşamış olan, Avrupalı ilk kadın astronotmuş.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e şöyle anlatmış uzay istasyonundaki
izlenimlerini:
- İstasyon dünyanın
etrafında her gün 16 kez dönüyor. Boğaziçi'nde günde 16 kez
gündoğumunu izlemek kadar güzel bir duygu. Genç kuşaklar için gerçekleşmekte
olan bir rüya uzay istasyonu...
***
2500 yıl önce
yaşamış olan Sokrates, sanki "yer" küresine uzay istasyonundan
bakarcasına şöyle demişti:
- Ben ne Atinalı, ne Yunanlıyım; ben dünyalıyım...
|
Çetin Altan: Müşteriler
|
|
GEÇENLERDE ayakta bira, meyve suyu, ayran içilen; sahanda
yumurta, sosis, sandviç yenilen o malum ekspres lokantalardan birinin kasası
arkasında bir müddet durdum.
Molière'in insanları incelemek için gidip oturduğu berber dükkânındaki meşhur
koltuk, olsa olsa bu kasanın arkası kadar enteresan olabilir.
Herkes kendine göre bir jestle geliyor, kendine göre bir jestle parayı ödüyordu.
***
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|