Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 294 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



169 Yazı (34 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 ]

Çetin Altan:  Ok yaydan çıkmamalı...
 

Nevruz kutlamalarında, 12-14 yaşlarında, 2 yahut 3 çocuğun, ellerine kimin verdiği hâlâ meçhul bir bayrağı yere atıp çiğnemeleri üstüne; aradan 3 gün geçtikten sonra Genelkurmay'ın yayımladığı hamasi sert bir bildiri...
Bir anda bayraklarla donanan 70 milyonluk Türkiye...

Arkasından da Trabzon'da azgınlaşıp, Adapazarı'na doğru kreşonda çizen linç girişimleri...
Bir de buna, Başbakan Tayip Bey'e Norveç'te atılan protesto yumurtaları eklenince...

***

Balkanlar'dan 500 bin kişilik bir göçe neden olan 1877-78 son Osmanlı-Rus Savaşı'nda Rus ordularının Çatalca'ya kadar inmesiyle, Yeşilköy'de imzalanan ve halk anlamasın diye Bizans dönemindeki adıyla "Ayastefanos Antlaşması" diye adlandırılan, yenilgi anlaşmasının, Ruslara sağladığı olanaklara; Avusturya, Almanya, Fransa ile Kraliçe Victoria döneminin İngiltere'si de karşı çıkmış ve 1878'de toplanan "Berlin Kongresi"nde, Ayastefanos Antlaşması geçersiz sayılmıştı.
Bu arada İngiltere ile sıkı bir dayanışmanın gerçekleştirilmesi karşılığında, Kıbrıs -sözde geçici olarak- İngiltere'ye verilmişti...

***

Genelkurmay'ın bildirisinden sonra, artarak genel bir kaygı yaratmaya başlayan linç olayları karşısında; 130 yıl öncesinin ayrıntılarını azıcık kepçeleme gereğini duymamızın nedeni, Kraliçe Victoria'nın Başbakanı Disraeli'nin, "Berlin Kongresi"ndeki görüşmelerle ilgili olarak söylediği iddia edilen kara bir kehanet:
- Maalesef Osmanlı, yok olmaya mahkûmdur...

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Güncel

Çetin Altan:  Domuzlarla sıçanların uygarlıktaki rolü
 

Avrupa'da ortaçağ şatoları...
Şatolarda senyörler...
Senyörlerin aşkları, savaşları, düğünleri, ölümleri...
Hepsi hepsi bilinir bunların.
Ama aynı çağda köylüler acaba nasıl yaşıyorlardı?
Bu konuda yeterli belge olmadığı için, yeterli bilgi de yoktu.

***

Son yıllardaki arkeolojik araştırmalarda elektronik mikroskoplarla yapılan incelemeler, bazı ipuçları vermeye başladı.
Batı'daki ortaçağ köylüleri, hayvanlarıyla birlikte ailece cümbür cemaat, odasız ve tek katlı bir barınak içinde yaşıyorlardı.
Zahire ambarıysa, barınağın dışındaydı.
Evli çiftler sevişmek için, ya barınaktan avluya çıkıyor; ya herkesin uyuduğuna inandıkları saatlerde, birbirlerine ancak üstünkörü sarılabiliyorlardı.
Kimse aşkın tadını doğru dürüst paylaşamıyordu.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Çetin Altan:  Güncel olaylar ve görünmeyen koçbaşı...
 

Geceler bir hayli serin olsa da, erik ağaçları çoktan giyindiler bembeyaz çiçeklerden gelinliklerini...
Bir yandan da görünmeyen bir koçbaşı çalışıyor...
Görünmeyen bir kale kapısına, koskocaman bir mancınığın ortasında, gerilip gerilip indirilen ucu demir kaplı belalı bir kalın kütük...

Eriklerin bembeyaz çiçekleri ve görünmeyen bir koçbaşı...
Ağaçlarda erikler büyüyüp olgunlaşacak ve toplanıp yenecek; kaçınılmaz bir sonuç...

***

Irak'ta, Kürt politikacılarının en bitirimlerinden Talabani, Cumhurbaşkanı oldu.
Görünmeyen bir koçbaşı çalışmada... Kuzey Irak'ta da çalışmada, Kıbrıs'ta da çalışmada, Ankara'da da çalışmada...
Koçbaşının şimdilerde nasıl çalıştığı, 1 yıl sonra biraz daha belirginleşecek; 10 yıl sonra çok daha fazla...

***

Oldum bittim Türkiye'nin gerek bireyleri, gerek politikacıları, gerek resmi makam sahipleri; görünmeyen tarihsel bir koçbaşının nasıl çalışmakta olduğunu hem hiç merak etmez; hem de bir merak eden olursa, onu ya susturmaya çalışırlar, ya duymazlıktan gelmeye...

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Güncel

Çetin Altan:  İbrikçi başılık
 

Hikâye ünlüdür. Adamın biri emekli olmuş. Ona buna emir verme olanağını yitirmiş. Ne karşısında saygıyla ayakta duranlar, ne bir yere girerken saygıyla ayağa kalkanlar...

Kimsenin artık iplediği yokmuş emekliyi. Adam bu ilgisizlik karşısında bunalmaya başlamış. O tarihte Yenicami helaları önünde ihtiyacı olanlara parayla su satan ibrikçiler varmış. Bizim emekli de orada kendine bir yer bulup, ibrikçiliğe başlamış. Ancak ayrı ayrı renklere boyamış her ibriği; örneğin birini sarıya, ötekini maviye, üçüncüsünü kırmızıya...

***

Sıkışanlar hızlıca önüne gelip ibriklerden birine uzandılar mı, oturduğu yerden:
- Bırak onu sarıyı al, dermiş...
Sarıyı alan olursa:
- Bırak onu, maviyi al...
Böylece emir verme özlemini rahatlatırmış.

***

Eski İstanbullular bu hikâyeden kinaye, ona buna gereksiz yere kumanda etmeye kalkanlara:
- İbrikçi başılık ediyor kerata, derlerdi.
Küçük ve ezik insanlarda çok rastlanır bu duyguya. Ellerine fırsat geçti mi, önemlerini kanıtlamak için yapmadıkları densizlik kalmaz.

***

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Çetin Altan:  ''Yazı'' lezzetinden yoksunluk, barbarizmi emzirir
 

BİR toplumun düzeyini, anadilini kaç kelimeyle konuşup yazdığına göre değerlendirme yöntemine "structuralisme-yapısalcılık" denmede...

Günümüzde konuşulan Türkçe, 300-400 kelimeye geriledi; yazılan Türkçe ise 700-800 kelimeye...
Fuzuli, 3 bin kelime kullanmıştı; Victor Hugo, 20 bin; Shakespeare daha da fazla...

2. Meşrutiyet'ten bu yana, kalabalıkları kışkırtıp taraftar bulmak için kullanılan ünlü sloganlarımızdan "Vatan elden gidiyor", "Din elden gidiyor" naralanmalarına, hiçbir zaman "Türkçe elden gidiyor" kaygılanması eklenmedi.

Zamanın çarkları içinde bir toplumda anadilinin erimeye başlaması, ne bayrak sevgisiyle önlenebiliyor, ne "vatan ve milletiyle devletin bölünmez bütünlüğü" ilkesiyle...

***

Bizim geleneğimizde zaten anadilinin "yazı" boyutuyla bütünleşme yok.
1928'de Latin alfabesine geçildiği dönemde, Türkiye'nin nüfusu 15-16 milyon; okuma-yazma bilmeyenlerin oranı ise yüzde 95'in üstündeydi.
Övünüp durduğumuz bir imparatorluktan geriye kala kala, anadilini okuyup yazamayan yoksul bir kalabalık kalmıştı.

Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Türkçe Üzerine - Dilimize Özen

Bir sonraki 5 yazının listesi.
Çetin Altan: 'Milli çıkarlar'a en uygun tavır, elbet de şakşakçılık... [ 17/03/05 - 1817 ]
Çetin Altan: Beyinsel buzlanmalara karşı, 'değişim'in güneşi... [ 12/03/05 - 844 ]
Çetin Altan: Espri, nükte, kahkaha tümden azalırken... [ 11/03/05 - 2598 ]
Çetin Altan: ''Altın Göl'' [ 04/03/05 - 1150 ]
Çetin Altan: Rakı [ 03/03/05 - 997 ]

169 Yazı (34 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 ]
Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
03.05.08
“Lulu”
02.05.08
Hazin
24.04.08
Yuttur kaydır, sok sokuştur, kazıkla...
29.03.08
Herkesin bir derdi, değirmencinin de su derdi
28.03.08
Sky Wonder kurtarılamadı
26.03.08
‘Tak... tak... takıntı’
23.03.08
Bir türlü bitmeyen bir kâbus tefrikası
22.03.08
Ürkütücü haberler ve koyu pembeyle beyazımsı manolyalar
21.03.08
Leyleğin ömrü...
16.03.08
Şangır şungur
05.03.08
Kadın berberlerinin tarihi, “Kibarlık Budalası” ve Savarona
01.03.08
Elden gidiyor
17.02.08
Çalınan minareler hazırlanan kılıflara sığmayınca...
09.02.08
Peşrev Nargile bozuk çalıyordu
01.02.08
Tatavaloji
31.01.08
'Çınçınlı hamam kubbesi tamam, bir gelin aldım babası imam'
09.01.08
Bir 'Cellatlar Müzesi' kurulamaz mı?
06.01.08
Gemilerde "iskele" solda "kırmızı"; "sancak" sağda "yeşil"
03.11.07
Yerli politika ve oğul İnönü ile baba İnönü
30.08.07
Cumhurbaşkanlarımız, Ihlamur Kasrı ve 3 aylık minik Leyla

Eski Haberler




KarakutuTv
·AKA ARAMA KURTARMA
·AKA ARAMA KURTARMA
·AKA ARAMA KURTARMA
·Moya Brennan - Joy To The World
·Moya Brennan - Rinne Tu (you made)
·Máire Brennan- Where I Stand
·Máire Brennan- To the Water
·Máire Brennan - Follow the Word
·Maire Brennan - Whisper to the wild water
·MOYA BRENNAN - No Scenes of Stately Majesty

devamı...

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke