 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 45 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Çetin Altan: Havuz dibinde çiftleşen küçük su kaplumbağaları...
|
|
Bir yanda yüz yıldır süre duran ölmeli öldürmeli; vurmalı kırmalı; işkenceli
Susurluklu; yerinde infazlı
rap rap yürümeli; yağmalı bombalı; darbeli sehpalı;
yolsuzluklu mafyalı; bol demeçli nutuklu ulusal politikalarımızın; kanlı aşure
kazanındaki fokurtular...
Bir yanda da, Avukat Ahmet Bey'in uzun direkler üstünde düzenlediği
leylek
yuvalarıyla çevrelenmiş, kırsal görünümlü lokantasının gölümsü kocaman havuzunun
kuytu bir köşesinde, birbirinin üstüne çıkmış çiftleşen küçük su
kaplumbağaları...
Aşkın tadı sürecindeki kaplumbağaların
umurunda bile değil; vatana, millete,
devlete, bayrağa karşı gerekli duyarlılığı göstermezlerse, "sözde kaplumbağa"
sayılacakları...
|
Çetin Altan: ''Gömlek kirli'' de olsa, kükremeler yerinde...
|
|
Diş doktorunun muayenehanesindeki özel koltuğa uzanıp, arkaya doğru hafif
kaykılarak yattığınızda;
neler neler geçmeye başlamıyor ki aklınızdan...
Gerçi şanlı tarihimizdeki kanlı koltuk kavgalarında hedeflenmiş olanlarının
hiçbir ilgisi yoktur, diş doktorlarının muayenehanelerindeki koltuklarla ama;
olsun, koltuk koltuktur
arkadaş...
***
Koltuklara ve koltukları olmasa, ne işe yarayacaklarını kimsenin bilmediği
koltuk sahiplerine saygı...
Koltuk sahipleri koltuklarının, vatan da koltuk sahiplerinin omuzları üstünde
yükselir.
Her ne kadar hiç sözü edilmeyen avantalar, yolunu bulmuşların yolsuzluklarıyla
yükselse de...
Koltuklar hariç, bu vatan hepimizin!
***
Kendiniz ilerleyeceğinize, yaşınız ilerlemiş de; alt
çenenizin protezini
değiştirme zorunluluğu duymuşsanız...
Dilinizi damağınızın en arkasına doğru kıvırarak uzatın.
Düşünün ki o sırada en güvenceli anını yaşıyorsunuz hayatınızın. Diliniz,
damağınızın en arkasına doğru
kıvrılmışken, kim suçlayabilir ki sizi, "dil
uzatıyor" diye...
Maliye Nazırı Cavit Bey, dilini damağının en gerisine doğru kıvırmasını
bilmediği için asıldı.
|
Çetin Altan: Ok yaydan çıkmamalı...
|
|
Nevruz kutlamalarında, 12-14 yaşlarında, 2 yahut 3 çocuğun, ellerine kimin
verdiği hâlâ meçhul bir bayrağı yere atıp çiğnemeleri
üstüne; aradan 3 gün
geçtikten sonra Genelkurmay'ın yayımladığı hamasi sert bir bildiri...
Bir anda bayraklarla donanan 70 milyonluk Türkiye...
Arkasından da Trabzon'da azgınlaşıp, Adapazarı'na doğru kreşonda çizen
linç
girişimleri...
Bir de buna, Başbakan Tayip Bey'e Norveç'te atılan protesto yumurtaları
eklenince...
***
Balkanlar'dan 500 bin kişilik bir göçe neden olan 1877-78 son Osmanlı-Rus
Savaşı'nda Rus
ordularının Çatalca'ya kadar inmesiyle, Yeşilköy'de imzalanan ve
halk anlamasın diye Bizans dönemindeki adıyla "Ayastefanos Antlaşması" diye
adlandırılan, yenilgi anlaşmasının, Ruslara sağladığı olanaklara; Avusturya,
Almanya,
Fransa ile Kraliçe Victoria döneminin İngiltere'si de karşı çıkmış ve
1878'de toplanan "Berlin Kongresi"nde, Ayastefanos Antlaşması geçersiz
sayılmıştı.
Bu arada İngiltere ile sıkı bir dayanışmanın gerçekleştirilmesi karşılığında,
Kıbrıs -sözde geçici olarak- İngiltere'ye verilmişti...
***
Genelkurmay'ın bildirisinden sonra, artarak genel bir kaygı yaratmaya başlayan
linç olayları karşısında; 130 yıl öncesinin ayrıntılarını azıcık kepçeleme
gereğini duymamızın nedeni, Kraliçe Victoria'nın Başbakanı Disraeli'nin, "Berlin
Kongresi"ndeki görüşmelerle ilgili olarak söylediği iddia edilen kara bir
kehanet:
- Maalesef Osmanlı, yok olmaya mahkûmdur...
|
Çetin Altan: Domuzlarla sıçanların uygarlıktaki rolü
|
|
Avrupa'da ortaçağ şatoları...
Şatolarda senyörler...
Senyörlerin aşkları, savaşları, düğünleri, ölümleri...
Hepsi hepsi bilinir bunların.
Ama aynı çağda köylüler acaba nasıl yaşıyorlardı?
Bu konuda yeterli belge olmadığı için, yeterli bilgi de yoktu.
***
Son yıllardaki arkeolojik araştırmalarda
elektronik mikroskoplarla yapılan
incelemeler, bazı ipuçları vermeye başladı.
Batı'daki ortaçağ köylüleri, hayvanlarıyla birlikte ailece cümbür cemaat, odasız
ve tek katlı bir barınak içinde yaşıyorlardı.
Zahire ambarıysa,
barınağın dışındaydı.
Evli çiftler sevişmek için, ya barınaktan avluya çıkıyor; ya herkesin uyuduğuna
inandıkları saatlerde, birbirlerine ancak üstünkörü sarılabiliyorlardı.
Kimse aşkın tadını doğru dürüst paylaşamıyordu.
|
Çetin Altan: Güncel olaylar ve görünmeyen koçbaşı...
|
|
Geceler bir hayli serin olsa da, erik ağaçları çoktan giyindiler bembeyaz
çiçeklerden gelinliklerini...
Bir
yandan da görünmeyen bir koçbaşı çalışıyor...
Görünmeyen bir kale kapısına, koskocaman bir mancınığın ortasında, gerilip
gerilip indirilen ucu demir kaplı belalı bir kalın kütük...
Eriklerin bembeyaz çiçekleri ve
görünmeyen bir koçbaşı...
Ağaçlarda erikler büyüyüp olgunlaşacak ve toplanıp yenecek; kaçınılmaz bir
sonuç...
***
Irak'ta, Kürt politikacılarının en bitirimlerinden Talabani, Cumhurbaşkanı
oldu.
Görünmeyen bir koçbaşı çalışmada... Kuzey Irak'ta da çalışmada, Kıbrıs'ta da
çalışmada, Ankara'da da çalışmada...
Koçbaşının şimdilerde nasıl çalıştığı, 1 yıl sonra biraz daha belirginleşecek;
10 yıl sonra çok daha
fazla...
***
Oldum bittim Türkiye'nin gerek bireyleri, gerek politikacıları, gerek resmi
makam sahipleri; görünmeyen tarihsel bir koçbaşının nasıl çalışmakta olduğunu
hem hiç merak etmez; hem de bir
merak eden olursa, onu ya susturmaya çalışırlar,
ya duymazlıktan gelmeye...
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|