 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 57 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Çetin Altan: Eski bir Türk öyküsü
|
|
Bir varmış bir yokmuş; evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal
iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır
sallar iken, var
varanın, sür sürenin, çok baykuşu var viranenin; hali yaman dediler, destursuz
bağa girenin; o da yalan, bu da yalan, fili yuttu bir yılan, var biraz da sen
oyalan; az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim, bir de arkama
baktım ki bir
arpa boyu yer gitmişim. Armudu taşlayalım, altında kışlayalım... Artık izin
verirseniz, öyküye başlayalım.
***
İki atla bir anahtar deliğinden geçtiğim zamanlarda, görkemli bir padişah ile
bir de onun tun kafa bir sadrazamı varmış.
Çok soğuk bir kış günü, fakir fukara yakacaksızlıktan titrer, zenginlerin dahi
mazotsuzluktan dişleri birbirine takır takır vururken; padişah, tun kafa
sadrazamına:
- Lala, demiş,
kalk giysilerimizi değiştirip, halkın arasına inelim. Bu soğuk
kış kıyamette ulusumun durumu nicedir, bir görelim.
|
Çetin Altan: Övünüp durma ihtiyacı, nasıl bir eksikliğin sonucu?
|
|
Niçin övünüyorum?
Niçin övünüyorsun?
Niçin övünüyor?
Niçin
övünüyoruz?
Niçin övünüyorsunuz?
Niçin övünüyorlar?
Bireylerde olsun, kurumlarda olsun, toplumlarda olsun, politikada olsun, sporda
olsun, sanatta olsun, turizmde olsun, üretim ve ticaret sektöründe olsun; övünme
grafiği hangi nedenlerden ötürü bazen sakinleşip, bazen yukarı doğru
alevleniyor?
Sohbetlerde, bürokratik açıklamalarda, politik nutuklarda, tarihsel
değerlendirmelerde, hamasi şahlanmalarda, anısal yaklaşımlarda, tümden
övünmeye
odaklanmış ülkeler hangileri?
|
Çetin Altan: Ev
|
|
"Evler vardır; kaçıp canını kurtarmak istersin...
Evler vardır; yalnız, soğuk, buz gibi...
Evler vardır; her gece bir çift cesedin üstüne, bir mezar taşı gibi kapanır
kapısı...
Evler vardır; sofrası kurulmayan, yarım ısıtılmış bayat pilavdan ayaküstü birkaç
kaşıkla hemen kahveye koşulan...
Evler vardır; penceresinin kırık camına yastık tıkılmış...
Evler vardır; "sobası tüten ve bir türlü yanmayan ve saati durmuş..."
Evler vardır; oda kapıları bitmeyen bir sinir patlamasıyla çarpılarak vurulur;
taşla bir yılan başı eziyormuş gibi çarpılarak konur tabakları, bardakları
masaya...
Evler vardır; gerilmiş yüzlerden canavar küfürleri çıkan...
Evler vardır; içinde kızarmış şişkin gözlerle dolaşılan ve hıçkırıktan başka bir
şey duyulmayan...
Evler vardır; çocuk bezleri ortada, kirli çoraplar yatağın kıyısında, iki gündür
yıkanmamış bulaşıklar mutfakta, öğleden arta kalmış ekmek kırıntıları daima
sofranın üstündedir.
Evler vardır; cehennemdir, cehennemden beterdir."
|
Çetin Altan: Barmenler, kuaförler, kuyumcular, ev yardımcıları...
|
|
Mümkün olsa da, 13-14 milyon aileden oluşan Türkiye'de; tüm ailelerin iç
yapıları ekranlara yansıtılabilseydi; politikacı tatavalarından çok ayrı,
bambaşka dünyalar çıkardı ortaya.
Eskilerin "zarf" ve "mazruf-zarfın içi" diye ayırdıkları, "dış görüntü" ile
"içerik" değerlendirmesinde; "içerik"e bakıldığında her ülkenin en önemli gizli
zembereği olarak "kadınlar" dikilir karşımıza...
Türkiye'de de çocuk, genç, yaşlı 35 milyonu aşkın kadın yaşıyor; "gelişmekte
olmak"tan, bir türlü "gelişmişlik"e atlanamayışın yüzlerce yıllık topallığını
kuşak kuşak sürdürüp giden kadınlar...
|
Çetin Altan: Doğrusu, salak bir yanı da var şu insanlığın...
|
|
Bir başka ayırım da, öldükten sonra cennete gidebilmenin yöntemleri üstüne...
- Ancak Tevrat'a göre yaşarsanız, öldükten sonra gidebilirsiniz cennete...
- Hayır, İncil'e göre yaşarsanız...
- Hayır, Kur'an-ı Kerim'e göre yaşarsanız...
Ayrıca öldükten sonra cennete gidebilmek için; Tevrat'a göre, İncil'e göre,
Kuranıkerim'e göre, en düzgün yaşamanın nasıl olması gerektiğini değişik
yorumlarla değerlendiren, dal budak sarmış bir yığın tarikat...
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|