Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 117 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



98 Yazı (20 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 ]

Gökhan Özcan:  Parantezler
 
İnsanlar konuşurken kelimelerini yerlere düşürüyorlar. Sonra da o kelimeleri orada bırakıp gidiyorlar. Ya gerçekten düşürdüklerini farketmiyorlar ya da eğilip alacak kadar önemli bulmuyorlar onları. Bana sorarsanız her iki durumda da büyük bir kayba uğruyorlar. Çünkü düşürdükleri kelimelere bir daha sahip olamıyorlar.

Bunu söylerken, aynı harfleri yanyana getirip telaffuz edemiyorlar demek istemiyorum. Benim söylemek istediğim, aynı harfleri yanyana getirerek söyleseler de söylediklerinin yere düşen o kelime olmadığı... Çünkü kelimeler söylendikleri an ve durum için var olurlar. O anı ve o durumu ifade ederler. Onları hafızamızdaki bir sandıkta saklayıp yeniden hatırlayabilirsek uzun bir ömürleri olabiliyor. Ama yere düşürür kaybedersek; bir süre sonra solgunlaşır ve daha sonra da kuruyup giderler. Bizim kelimelerimiz olmaktan çıkarlar. Kaybolurlar. Sonradan aynı harfleri yanyana getirmeyi başarabilsek de, aynı kelimeyi söylemeyi başaramayız. Başka bir anı ve başka bir durumu anlatır yeni kelimemiz.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Gökhan Özcan:  Suskunluğun dili
 
Son zamanlarda sizi her zamankinden daha da suskun görüyorum. Konuşmanın bir yerinde susuyor ve sözünü ettiğimiz dünyadan tamamen kopuyorsunuz.

Âniden sessizleşiyor ve tümüyle çekiyorsunuz kendinizi yanımızdan. Bizler, konuşmanın orta yerinde usulca pencerelerinizi kapatıvermenizi görmezden geliyor ve kaçıp gitmenizi hiç fark etmemiş gibi sözlerimizi sürdürüyoruz. Görünüşe göre bizim bu aldırışsız tavrımız, sizi pek rahatsız da etmiyor.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Gökhan Özcan:  İnce nasihatler
 
Ey insan, internete sınırsız abone olduğun için sürekli onun başında oturmak zorunda değilsin. Bu sanal takıntın yüzünden aileni de ihmal ediyorsun. Doğumundan hemen sonra yüzünü ilk ve son kez gördüğün küçük bebeğin, az önce bir abajura "baba" dedi. Bundan da rahatsız olmayacak mısın?

Ey insan, saçlar da senin, zevk de senin!.. Kazıtmak istiyorsan tabii ki kafanı kazıtabilirsin. Benim buna hiçbir şekilde itirazım olamaz. Ben sadece süpermarkete her gittiğinde eve mutlaka bir adet saç jölesi ile dönmene itiraz ediyorum. İçinde kazıtılmış bir kafa ve yüzlerce saç jölesi bulunan bir evi anlamlı bulmakta zorlanıyorum doğrusu!

Ey insan, telefonla konuşurken aldığın notları bulamamış olmanın çok basit bir açıklaması var. Sen o notları benim kağıt mendillerimin üzerine yazdın ve korkarım ben de fena halde nezleyim!
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Gökhan Özcan:  Rutinlerim döküldü, toplayamadım!
 
Şahsi rutinimin dışına çıkarak felekten şöyle ekstra bir gün çalmayalı çok zaman olmuştu.

"Rutin" durduk yerde kamuoyunun en popüler kavramı olunca, bende de bir "uyanma" durumu hasıl oldu ve kendi kendime "Haydi bir değişiklik yap, biraz rutininin dışına çık!" dedim.

Bu hiç de fena bir fikir değildi ve hayatımdaki küçük değişikliklerin bana her zaman yeni bir enerji verdiğini hatırladım.

Dışına çıkmak üzere hemen rutinimden fırladım.

İlk iş olarak dolmakalemimi doldurmak için aldığım mürekkebi alt kattaki komşunun sakız gibi yıkayıp balkona astığı çamaşırların üstüne boca ettim.

Sonra evden çıkarak apartmandaki bütün komşuların sigortalarını gevşettim ve hepsini karanlığa mahkum ettim.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Gökhan Özcan:  Aslı var mı bütün bunların?
 
Aslı var mı bütün bu içlenmelerin, bütün bu kıvranmaların, uzaktan daha da uzak noktalarda, solmaya yüz tutan bir gül goncası gibi dalgınlaşıp gitmelerin, kendini rüzgarın kasvetli uğultusu içine terkedip bırakmaların, düz yollarda yürürken sebepsiz yere yalpalamaların, sebepsiz yere sallanmaların, aslı var mı bütün bu sızlanmaların, tırnak uçlarını sanki gerçekten batıracakmış gibi,

sanki gerçeğe batıracakmış gibi inatla yüzlerde dolaştırmanın, çayların ilk yudumlarında, cigaraların son nefeslerinde çarmıhlara gerilmelerin, dertleri ciğerlere çekmenin, yüreklere ateş düşürmelerin, hafızaların tetiğine olur olmaz asılmaların, sükunetin en orta yerinde infilak etmelerin, boşta bulunup söze karışmaların, farkında olmadan hayata ilişmelerin, aslı var mı bütün bu çırpınışların, bütün bu heveslerin, göz çukurlarımızda toplanan bütün bu yağmur sularının, bütün bu nahoş kokulu denizlerin, dalgaların, kıyıları kırbaçlayan ağır elli dalgaların, dalgaların içindeki beyaz köpükler gibi kıpırdanıp durmaların, kıyıları alıp denizlerin yerine koymaların,
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın 1  1 yorum var. Cevaplamak isterminiz ? Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder Deneme

Bir sonraki 5 yazının listesi.
Gökhan Özcan: Korkarım ki öyleyiz! [ 27/11/04 - 1286 ]
Gökhan Özcan: Çokluğun yalın halinden uzakta... [ 25/11/04 - 1450 ]
Gökhan Özcan: Ey Kalem! [ 13/09/04 - 1589 ]

98 Yazı (20 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 ]
Karakutu Galeri

Karakutu Galeri


Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
03.09.07
Boşluk bulmak
20.08.07
Yollar ve yönler
16.08.07
Mazeretim var!
09.08.07
Obez kediler
06.08.07
Sakın hayalet olma!
02.08.07
Sinema eksilirken...
30.07.07
Asparagas kazanıyor!
26.07.07
Yaygın medya mahcubiyeti hakkında...
19.07.07
Eskimiş parantezler
16.07.07
En çılgın vaatler bende!
12.07.07
Tuhaf canlılar antolojisi
09.07.07
Zekâ görünce tanımak...
05.07.07
Kapının dışında bir kuru deniz
02.07.07
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
28.06.07
Yeraltından notlar...
21.06.07
İtiraz dilekçesi
14.06.07
Artmamak, hep eksilmek...
11.06.07
Hikâyesiz karaltılar
04.06.07
Şehir geceyi giyindiğinde...
24.05.07
Uzaktan görmek

Eski Haberler




 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke