 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 117 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Gökhan Özcan: Parantezler
|
|
İnsanlar konuşurken kelimelerini yerlere düşürüyorlar. Sonra da o kelimeleri
orada bırakıp gidiyorlar. Ya gerçekten düşürdüklerini farketmiyorlar ya
da
eğilip alacak kadar önemli bulmuyorlar onları. Bana sorarsanız her iki durumda
da büyük bir kayba uğruyorlar. Çünkü düşürdükleri kelimelere bir daha sahip
olamıyorlar.
Bunu söylerken, aynı harfleri yanyana getirip
telaffuz edemiyorlar demek
istemiyorum. Benim söylemek istediğim, aynı harfleri yanyana getirerek
söyleseler de söylediklerinin yere düşen o kelime olmadığı... Çünkü kelimeler
söylendikleri an ve durum için var olurlar. O anı ve o
durumu ifade ederler.
Onları hafızamızdaki bir sandıkta saklayıp yeniden hatırlayabilirsek uzun bir
ömürleri olabiliyor. Ama yere düşürür kaybedersek; bir süre sonra solgunlaşır ve
daha sonra da kuruyup giderler. Bizim kelimelerimiz
olmaktan çıkarlar.
Kaybolurlar. Sonradan aynı harfleri yanyana getirmeyi başarabilsek de, aynı
kelimeyi söylemeyi başaramayız. Başka bir anı ve başka bir durumu anlatır yeni
kelimemiz.
|
Gökhan Özcan: Suskunluğun dili
|
|
Son zamanlarda sizi her zamankinden daha da suskun görüyorum. Konuşmanın bir
yerinde susuyor ve sözünü ettiğimiz dünyadan
tamamen kopuyorsunuz.
Âniden sessizleşiyor ve tümüyle çekiyorsunuz kendinizi yanımızdan. Bizler,
konuşmanın orta yerinde usulca pencerelerinizi kapatıvermenizi görmezden geliyor
ve kaçıp gitmenizi hiç fark
etmemiş gibi sözlerimizi sürdürüyoruz. Görünüşe göre
bizim bu aldırışsız tavrımız, sizi pek rahatsız da etmiyor.
|
Gökhan Özcan: İnce nasihatler
|
|
Ey insan, internete sınırsız abone olduğun için sürekli onun başında oturmak
zorunda değilsin. Bu sanal takıntın yüzünden aileni de ihmal
ediyorsun.
Doğumundan hemen sonra yüzünü ilk ve son kez gördüğün küçük bebeğin, az önce bir
abajura "baba" dedi. Bundan da rahatsız olmayacak mısın?
Ey insan, saçlar da senin, zevk de senin!.. Kazıtmak istiyorsan
tabii ki kafanı
kazıtabilirsin. Benim buna hiçbir şekilde itirazım olamaz. Ben sadece
süpermarkete her gittiğinde eve mutlaka bir adet saç jölesi ile dönmene itiraz
ediyorum. İçinde kazıtılmış bir kafa ve yüzlerce saç jölesi bulunan bir evi
anlamlı bulmakta zorlanıyorum doğrusu!
Ey insan, telefonla konuşurken aldığın notları bulamamış olmanın çok basit bir
açıklaması var. Sen o notları benim kağıt mendillerimin üzerine yazdın ve
korkarım ben de fena
halde nezleyim!
|
Gökhan Özcan: Rutinlerim döküldü, toplayamadım!
|
|
Şahsi rutinimin dışına çıkarak felekten şöyle ekstra bir gün çalmayalı çok zaman
olmuştu.
"Rutin" durduk
yerde kamuoyunun en popüler kavramı olunca, bende de bir "uyanma"
durumu hasıl oldu ve kendi kendime "Haydi bir değişiklik yap, biraz rutininin
dışına çık!" dedim.
Bu hiç de fena bir fikir değildi ve hayatımdaki küçük
değişikliklerin bana her
zaman yeni bir enerji verdiğini hatırladım.
Dışına çıkmak üzere hemen rutinimden fırladım.
İlk iş olarak dolmakalemimi doldurmak için aldığım mürekkebi alt kattaki
komşunun sakız
gibi yıkayıp balkona astığı çamaşırların üstüne boca ettim.
Sonra evden çıkarak apartmandaki bütün komşuların sigortalarını gevşettim ve
hepsini karanlığa mahkum ettim.
|
Gökhan Özcan: Aslı var mı bütün bunların?
|
|
Aslı var mı bütün bu içlenmelerin, bütün bu kıvranmaların, uzaktan daha da uzak
noktalarda, solmaya yüz tutan bir gül goncası gibi
dalgınlaşıp gitmelerin,
kendini rüzgarın kasvetli uğultusu içine terkedip bırakmaların, düz yollarda
yürürken sebepsiz yere yalpalamaların, sebepsiz yere sallanmaların, aslı var mı
bütün bu sızlanmaların, tırnak uçlarını sanki gerçekten
batıracakmış gibi,
sanki
gerçeğe batıracakmış gibi inatla yüzlerde dolaştırmanın, çayların ilk
yudumlarında, cigaraların son nefeslerinde çarmıhlara gerilmelerin, dertleri
ciğerlere çekmenin, yüreklere ateş düşürmelerin,
hafızaların tetiğine olur olmaz
asılmaların, sükunetin en orta yerinde infilak etmelerin, boşta bulunup söze
karışmaların, farkında olmadan hayata ilişmelerin, aslı var mı bütün bu
çırpınışların, bütün bu heveslerin, göz çukurlarımızda
toplanan bütün bu yağmur
sularının, bütün bu nahoş kokulu denizlerin, dalgaların, kıyıları kırbaçlayan
ağır elli dalgaların, dalgaların içindeki beyaz köpükler gibi kıpırdanıp
durmaların, kıyıları alıp denizlerin yerine koymaların,
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|