Ha, bir de, olur da kendini tutamazsa, ben yazıyla sataşmakla yetinmeyip, sokak
aralarında kıstırıp dövmeye çalıştığı kadın yazarlara benzemem, çevresinde kim
varsa, o tür teşebbüslerde bulunmaktan vazgeçirsin.
Nuray Mert: İslamcı hareketlerin karanlık tarihi (II)
Seçimlerin hemen öncesinde 'İslami hareketlerin karanlık tarihi' başlıklı bir
yazı yazmıştım. Doğal olarak çok tepki çekmiş. Araya seçim girdiği için, konunun
devamını getirmeye fırsat bulamadım.
Nuray Mert: Köşk, mevki, makam ve vicdan
Salı günkü 'İkinci Cumhuriyet' başlıklı yazımı seçim sonuçlarını partiler
açısından değerlendirmelerine bir giriş olarak yazmıştım. Ancak, bu girişin
devamını erteleyip, bir parantez açmaya karar verdim, zira seçim sonuçlarının
hemen ardından, Cumhurbaşkanlığı konusu kaldığı yerden, yeniden gündeme oturdu.
Nuray Mert: İkinci Cumhuriyet
Bu tartışma, Özallı yıllarda başlayıp, 90'ların başında gündem oluşturmaya
başladı. Cumhuriyetçi geleneğe sadık kesime göre, 'İkinci Cumhuriyet'ten
bahsetmek bile, Cumhuriyet'i yıkmaya azmetmek gibi bir şeydi, hâlâ öyle.
Bazı eski İslamcı yazarlar, Lal Mescidi'ni kendi halinde bir ilim irfan yuvası
olarak değerlendirmişler. Pervez Müşerref, ülkesinde darbe ile yönetimi ele
geçirdiğinden beri, iktidarı bırakmayan bir zamane diktatörü, şu anda ABD'nin
kendisine dikte ettiği siyaseti gütmeye özen gösteriyor, bu bir vaka.