Sahnenin ortasına Maksim’e hatta Tepebaşı’ndaki pavyonlardakine benzer bir
platform koyup, geri kalan alana masalar yerleştirip, üzerini naylon güller ve
bayat kuru pastalarla ‘süsleyip’, mini etekli birkaç sarışın kızı sahnenin
farklı yerlerine ‘serpiştirip’, yeni ‘albüm’ü çıkmış, saçları jöleli, beyaz
takım elbiseli, ‘terbiyesiz’ gırtlaklı tenorları bağırtarak ‘müzik-eğlence
programı’ yaptıklarını sanan çeşitli ‘yapımcı-yönetmen’lerin, Sabahat Akkiraz’ın
yurtdışında görkemli bir müzikal başarısı söz konusu olup da programa davet
etmeleri gerektiğinde, asistanlarıyla konuşurken şu cümleyi kullanmaları gelenek
haline gelmiştir: ‘İyi güzel de sahnesi zayıf.’