 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 279 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
13 Yazı (3 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 ]
|
|
Pablo Neruda: Yitik Mektuplar
|
|
Benim için yazdıkları ne varsa
görmez gibi okuyorum geçerken,
bana yöneltilmemiş gibi
o haklı ya da kıyıcı sözler.
Yadsıdığım falan yok
iyi gerçeği, kötü gerçeği,
bana sunmak istedikleri elmayı
ya da almış bulunduğum zehirli gübreyi.
Başka şeyden söz ediyorum.
Tenimden, saçlarımdan,
dişlerimden,
yandığım şeyden mutsuz saatlerde:
gövdemle gölgemden söz ediyorum.
|
Pablo Neruda: Haksızlık
|
|
Benim kim olduğumu bilen senin kim olduğunu da bilecek,
nasılı da, nerdeyi de.
Ansızın dokundum bütün haksızlığa.
Açlık yalnızca açlık değildi,
ölçüsüydü insanın.
Soğuk da, rüzgâr da ölçüydü.
Ayaktaki insan acıktı yüz kez ve yere devrildi.
|
Pablo Neruda: Yüzüstü Kalakalmışlar
|
|
Değil yalnız deniz, değil yalnız kıyı, köpük,
güçleri boyunağme nedir bilmeyen kuşlar,
değil yalnız şurada buradaki kocaman gözler,
değil yalnız yaslı gece ve gezegenleri,
değil yalnız orman ve yüksek kalabalığı,
acı da, evet, acı da ekmeğidir insanın.
Ama neden? Ben o zamanlar
ip gibi inceydim ve daha kara
bir gece suları balığından,ve elimde değildi,
elimde değildi dayanmak, dünyayı değiştirmek
isterdim bir yumrukta.
|
Pablo Neruda: Boş İnançlar
|
|
Genaro amca dönerdi
dağlardan. Adamcağızın
yoktu gövdesinde bütün bir kemik:
toprak, at, kurşun, boğa,
taş, kar ve alınyazısı
hepsini paramparça etmişti.
Odamda uyurdu arasıra.
Hiç bükülmediğinden bacakları
bir çabalamaydı yatağa girmesi
ata biniyormuş gibi.
Esip tozar, lanet okur, sürüklerdi
ıslak çizmelerini tüküre tüküre,
sonra, içip tütününü, anlatırdı
|
Pablo Neruda: Kitaplar
|
|
Kutsal ve yıpranmış kitaplar, bütün
parçalanmış, parçalayan,
gizli
kitaplar ceplerde:
Ayva kokardı Nietzsche,
ve kaçamak ve yeraltı
Gorki yanımsıra yürürdü.
Ah o öldürücü an
kayaları üstünde Victor Hugo'nun
çoban sözlüsüyle evlendiğinde
yendikten sonra ahtapotu
ve Notre-Dame'in kamburu
uçar gibi dolaşırken damarlarında
gotik anatominin.
Ey Jorge Isaacs'in Meryem'i,
o bembeyaz öpüş kızıl gününde
göksel hacienda*ların
ki kımıltısız kaldılar
o yalancı şekerle
ki ağlatır biz safgönüllüleri.
|
13 Yazı (3 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 | 3 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|