 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 111 Üye Adayı ve 6 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
50 Yazı (10 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ]
|
|
Salih Tuna: Asansör boşluğundaki lavuk
|
|
"Takva", bir çuvalcının yanında ayak işlerine bakan, mazbut olduğu kadar
da dallama bir lavuğun hikayesini anlatmaya çalışan bir film. (Çalışan, diyorum;
çünkü paraşütle inen finali ve estetik yoksulu düş sekansları yüzünden bunu bile
başardığı tartışılabilir.)
Bu lavuk, 'nefsini' yemeyi (yenmeyi değil) kafaya takmış bir halde hayatını
sürdürürken, intisap ettiği tarikatın koltuğa kurulmuş 'ceberut kaynana' edalı
hödük şeyhinin emriyle tahsildarlığına soyunur. Masivayla yüzleşince de kafayı
sıyırır. Ne ki, kafayı sıyırmasının esas nedeni abazanlıktan başka bir şey
değildir.
Anlayacağınız, o eski Yeşilcam filmlerindeki garabet 'dinci' tiplerin tersyüz
edilmiş hali arzı endam ediyor. Eskiden şehvet düşkünü acayip mahluklar sahne
alırdı. Bu filmde ise hangi manastırdan fırladığı belirsiz, 'cinsellikten'
ecinni gibi kaçan (bunu da takva zanneden) bir 'tip' var. Öyle ki bu lavuk,
(emirlerini baş tacı yaptığı) şeyhi kendisine kızını münasip görüp teklifte
bulununca, "Biz o defterleri çoktan kapattık." diyerek elinin tersiyle itiyor.
Neden? Abazanlıktan cinnet geçirip filme final olmak için mi?
|
Salih Tuna: Sevgilisiz can ne işe yarar
|
|
Her şeyden önce yazımızın başlığındaki soruya, “Mantıku't- tayr” kitabından
cevabımızı alalım: “Can sevgiliye verilmek içindir.”
Sevgilisiz bir hayat 'tüketilmeye' mahkûmdur. Ve hayat 'tüketilmek' için
bahşedilmişse ne anlamı var? Önünde yok oluştan başka bir şeyin olmadığına
inanan için gerçekten de nedir bu hayat?
Gelin ey erenler lafın burasında, bu 'işin' adamakıllı çilesini çekmiş Tolstoy'a
kulak verelim:
“Ölüm bugün ya da yarın sevdiklerime ya da bana uğrayacak ve bizlerden geriye
leş kokusundan ve kurtlardan başka bir şey kalmayacak. Er ya da geç yaptığım
işler, her neyseler, unutulacak ve ben var olmuyor olacağım. İnsan bu gerçeği
nasıl olur da göremez. Nasıl yaşamaya devam eder?..”
|
Salih Tuna: Ecevit'in öldüğünü niçin saklıyorsunuz?
|
|
Siyah beyaz yıllardı. Meskune teyzenin apartmanının yan duvarına
ağabeylerimiz kocaman “Umudumuz Ecevit” yazmışlardı. Biz de bacak kadar
boyumuzla uzanamadığımız yerdeki bu yazıyı üst direğimiz kabul etmiş, sağına ve
soluna birer çizgi çizerek yaptığımız tek kale maçların duvardaki kalesini
oluşturmuştuk.
“Gol değil lan, üsten dışarda. Top, Ecevit'in çok üzerine çarptı…” (Topumuz da
zımba gibiydi; rüzgarda uçmasın diye iki naylon toptan birini, kestiğimiz diğer
topun içine yerleştirmiştik.)
“Bal gibi de gol oğlum; topun izine bak, tam Ecevit'in altında…” (Bir
arkadaşımız pat diye sormuştu: “Ecevit ne demek lan?” )
|
Salih Tuna: Başbuğ paşamdan ne istiyorsunuz?
|
|
Sizi bilmem ama ben İlker Başbuğ'un konuşmasından acayip keyif aldım. Keyif
de laf mı; müstefit oldum, etkilendim.
AB Komisyonu Türkiye temsilcisi Kretschmer, Silahlı Kuvvetler mensuplarının kamu
hayatının hemen her yönüne maydanoz olduğunu, 'yasal ve kurumsal düzene' saygı
duymadığını söylemişti.
İlker Başbuğ paşam işte bu adamın ağzının payını bi güzel vermiş: “TSK'yı başka
ülkelerin ordularıyla karşılaştırarak, farklı sonuçlar üretmeye çalışanlar, Türk
toplumunun tarihini de, gerçeklerini de bilmeyenler…”
Benim de Kretscher'e bir çift sözüm var:
'Yasal ve kurumsal düzene saygı duymamak' ne demek Kretscher efendi? Azıcık
delikanlı ol da lafı gevelemeden konuş. TSK siyasete saygısız davranıyor, demeye
mi getiriyorsun? Şimdiye değin ne saygısızlığını duydun? Bildiğin bir şey varsa
söyle, boş konuşma.
|
Salih Tuna: Üç 'itfaiyeci' yazar!
|
|
Tuhaf bir telaş ve eşi benzeri görülmemiş gayretkeşlikle acayip yazılar
kaleme alıyorlar. Üçü bir yerde, peşi sıra döktürüyorlar. Dünyanın hiçbir
yerinde, İsrail'de bile bu kadar 'parlak', değişik 'tür' yorumlara rastlamak
mümkün değil. Sadece bizde var bunlardan. Ne kadar övünsek azdır!
Biri, vaktiyle kendisini kadınları anlamaya adayan 'hisli duygulu' ve lakin
savaş düşkünü ilginç bir karakter.
|
50 Yazı (10 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ]
|
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|