 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 41 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
50 Yazı (10 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ]
|
|
Salih Tuna: Aşk, şiir ve merhamet
|
|
Geçenlerde uzun süre görüşemediğim bir arkadaşımla ordan burdan, eski
hatıralardan konuşuyoruz. Ağzının kenarıyla bir-iki laf edip susuyor. Bilmeyen
de görüşme talebinin benden geldiğini sanır.
Bir derdi var besbelli. Dan diye, “mesele nedir?” sormak yakışık almaz;
bekliyorum mevzuyu o açsın. Açmıyor. “İşler nasıl gidiyor?” İşler gıcırındaymış.
(En fazla iki cümle kurdu ve 'zınk' diye durdu.) Anlaşılan, bu konudan
ilerleyemeyeceğiz. Olsun bakalım. Soru mu yok?! “Çoluk çocuk ne alemde?”
Ellerimden öperlermiş. Hepsi bu kadar, dahası yok. Arkadaşa her mevzu hız
tümseği.
|
Salih Tuna: İşbirlikçilerin finali yoktur!
|
|
Psikopat, sadist bir taşralı, masum bir taksi şoförünü yoktan yere öldürür. Hem
de hunharca. Bir kaya parçasıyla taksi şoförünün kafasını vura vura paramparça
eder. Öyle korkunç ki, anlatılır değil!
Polonyalı ünlü yönetmen Krzysztof Kieslowski, bizim "anlatılır değil"
dediğimizi, "Öldürme Üzerine Küçük Bir Film" adlı filminde alabildiğine anlatır.
Söz konusu 'pornografik şiddet' sahnesini belgesel gerçeklik boyutunda o denli
yansıtır ki, katilin her türlü cezaya müstahak olduğunu düşünmeden edemezsiniz.
Dekalog'ların beşincisi olan mezkur filmin müthiş bir sahnesidir bu. Öyle ki,
intikam duygusuna yabancı, dünyanın en merhametli insanının bile bu sadist
katilin infazına 'lafı' olmaz.
"Üç Renk Üçlemesi"nin (Mavi, Kırmızı, Beyaz) yönetmeni vicdanlarda evvela bu
etkinin uyanmasını amaçlamıştır zaten. Bunu da ziyadesiyle başarır.
|
Salih Tuna: Sözün itibarı ve Orhan Pamuk
|
|
En sonunda bu da oldu; Nobel muhabbeti Çarşamba pazarına düştü. Eşek kadar
adam, orasına burasına sutyen takmış, bayan iç çamaşırları pazarlıyor: “Gel,
gel, sanat eseri bunlar. Bayram ucuzluğuna geeel…” Avazı çıktığı kadar bağıran
bu adama yanındaki diğer pazarcı yüksek sesle takılıyor: “Ayıptır lan ne
bağrıyon, Nobel mi alcan?”
Böyle olacağı belliydi. Hiç şaşırmadım. Çünkü yıllar önce, bir Çarşamba günü,
Fatih Camii'ne doğru giderken (Çarşamba pazarında), meyve-sebze tezgahından
bozulmuş bir tezgahta, “Tavaslı-Namaz Hocası”, “Şifalı Bitkiler” ve Emine
bacımızın “Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar” kitaplarının yanında Orhan
Pamuk biraderimizin sıra boyu dizilmiş “Yeni Hayat” romanını görmüştüm.
Yayımcılıktan gelen tecrübeyle kitapları inceledim. Hayır, korsan baskı
değillerdi.
|
Salih Tuna: Kim bu adam?
|
|
Modern bir ahmak. Cahil, usaresiz ve idraksiz. Bariz vasfı, bayağılık. İleri
geri lafazanlıklar yapıyor. İnsafsız, muvazenesiz bir madrabaz.
Oradan buradan kendisine 'müdafiler' arıyor. En spontane halinde bile kurnazlık
mevcut. Kurnaz ve sarhoş. Bir cehalet sarhoşu. Hiçbir değere inanmayan değersiz
bir mahluk.
Çevre ve dönem şartlarına intibak kabiliyeti namütenahi. Cavalacozlar kastının
önde gideni. Yani, mesuliyet duygusundan bütünüyle mahrum bir felaket. Lakin,
felaketin hiç değilse ikaz kıymeti vardır, onun yok. Hiçbir mevzuyu karartmadan
ele alamaz. Neye dokunsa, üzerine kesif bir sis tabakası 'bırakıyor'.
|
Salih Tuna: Yaa, Özdemir bey işte böyle!
|
|
Özdemir beyin cümlesi, Türkiye'de demokrasinin hangi kafa yapısına
tosladığının en güzel ifadelerindendir. Kıbrıs mevzusunda, "Bize danışılmadı…"
çıkışı etrafında yapılan tartışmalardan Şemdinli meselesine, siyaset alanının
rejim sorunu olarak algılanmasından 301. maddeye kadar bir yığın 'açmazı'
şapkasından çıkarır.
Dolayısıyla bu ifadeyi hiçbir eleştiriye tabi tutmaksızın yazarının
sorumluluğuna bırakmak ve yeri geldiğinde hatırlatmak isterim. Lafın burasında,
Albert Camus'tan şunu aktaralım ki, ne demek istediğimiz berraklaşsın:
"Kendinizi savunmayacak mısınız?" diyordu hakimler. "Hayır!" dedi sanık. "Neden?
Bu zorunludur." Sanık, "Yine hayır." dedi, "Sorumluluğun tamamını üstlenmenizi
istiyorum."
Yaa Özdemir bey işte böyle!
|
50 Yazı (10 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|