“Benim oyum Baykal'a, ama bir şartla!” başlıklı yazımda, Cumhuriyet
mitinglerinde yükselen, “Ne ABD, ne AB, tam bağımsız Türkiye” sloganını, Baykal,
orijinaline sadık kalarak bir kez söylesin; oyumu cebinde bilsin, demiştim.
Salih Tuna: Baykal, Bahçeli ve boooo-za!
Seçimdir; biraz atacak tutacak; 'köfteni' satacaksın. Lakin, dışarıda sıcak
olmuş nerdeyse 40 derece, sen hâlâ ÖSS'den, mazottan gidiyorsun!
Herkese klima verecek misin? Sen ondan haber ver adamım. Parti dediğin hem
vermesini bilecek, hem verdiğini güncelleyecek.
Salih Tuna: ÖSS de kaldırılacak, üniversiteler de!
İsteyen isteduğu üniversitenin mikroçipini satın alabilecek. Böylece, ÖSS de
kalkacak, üniversite de. Öğrenci, isterse üniversitenin mikroçipini marketten
satın alır kafasina sokar; isterse 250 gram kaşar alır, yer. Kendi bileceğu iş.
Rektör susti dinledi ve en sonunda; “Türbanlı öğrenciler de mi üniversiteye
girecek?” diye sordi.
Ben ne anlatiyirum, o neyi sorayi!
Ula, kamusal alanını (…)tiğumun rektörü! Öğrenciler üniversiteye girmeyi;
üniversite öğrencilere gireyi. Anlamayi misin?
Salih Tuna: Ben böyle aşkın…
Tek ayağı üzerine bin lafın belini büken siyaset suspus olunca, “olağanüstü
hal” başlar. Olağanüstü halin de bin çeşidi var. Yaşadığımız bu 'kaotik' günler
hep bunun işareti.