 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 35 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
12 Yazı (3 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 ]
|
|
Miguel de Cervantes: Don Kişot - Don Quijote 5.Bölüm
|
|
Don Kişot'un hazin dönüşü
Don Kişot'un bu ilk macerasına sahne olan yol pek gelip geçeni olmayan bir
yoldu. Onun için bir hayır sahibinin kendisine yardıma gelmesini beklerken uzun
uzun düşünmeğe vakit buldu. Çok tabiî olarak da okuduğu hikâye kitaplarının,
kendisi gibi tatsız kazalara uğramış kahramanlarını hatırlamağa uğraştı ve
Ortaçağ masalcılarının kafalarında doğmuş kahramanların durumları ile kendininki
arasında bir çok benzerlikler keşfetti.
Şunu da söylemek gerekiyor ki, yediği dayaklar onun beynini eski yerine getirip
oturtmak için ideal ilaçlar değildi. Onun için romanlarının bazı parçalarını
düşünerek kendisinin Marki de Mantoue'nun yeğeni Şövalye Baudouin olduğuna
kanaat getirdi ve tantanalı bir eda ile okumağa başladı:
|
Miguel de Cervantes: Don Kişot - Don Quijote 4.Bölüm
|
|
Don Kişot’un ilk macerası
Don Kişot handan uzaklaşırken sevincinden uçmaktaydı. Şarkı söylemek ve bir
gezici şövalye olduğunu herkese anlatmak arzusu ile yanıyordu. Ne yazık ki
yolunun üstünde tek adama rastlamadı. Bir ağaç kümesi içinde, güneşin ilk
ışıklarına karşı kuşlar etmekteydi.
Don Kişot içini çekerek:
— Ah şu sevimli hayvancıkların dilleri olsaydı da bir maceraya rastlamak için ne
tarafa gitmem lâzım olduğunu bana söyleseydiler, dedi.
|
Miguel de Cervantes: Don Kişot - Don Quijote 3.Bölüm
|
|
Don Kişot'un silâh kuşanma töreni
Mutfakta oturan katırcılar Don Kişot'a hayretle bakıyorlar ve alçak sesle
aralarında konuşuyorlardı.
Bir tanesi, kahramanımızın su katılmamış bir baron olduğunu iddia etmekteydi.
Bir başkası onun tımarhane kaçkını deli olduğunu söylüyordu. Bir üçüncüsüne göre
bu adam Karun gibi zengindi. Don Kişot onlara aldırış etmiyor ve ısmarladığı
hafif yemeği yiyordu, işini bitirir bitirmez sofradan kalktı, hancıya arkasından
gelmesini rica etti ve onu ahıra götürdü. Orada adamın önünde diz çöktü ve şöyle
yalvardı.
— Sayın Derebeyi Vali! Sizden istediğim bir yüksek lütfü benden esirgerseniz
ayağa kalkamayacağım.
Kendinin bir derebeyi sayılmasına hayret eden ve asilzadenin samanlar içinde diz
üstü çöktüğünü gören hancı ne cevap vereceğini bilemiyordu.
|
Miguel de Cervantes: Don Kişot - Don Quijote 2.Bölüm
|
|
Don Kişot şatodan ayrılıyor
Don Kişot başındaki macera rüyasını yaşamak için güzel bir gecede, tatlı bir ay
ışığı altında şatosundan ayrılıyordu.
Sabahın ikisine doğru onun yatağından kalktığını ne yeğeni, ne de hizmetçisi
işitmediler. Silâhları ile kalkanını bir kere daha silip parlatmış, sonra
zırhını giyerek en küçük bir gürültü yapmadan odasından çıkmıştı. Ahırda atını
eyerledi. Hayvancık hayretler içindeydi. Ne oluyoruz? Ortalık daha karanlıkken,
ahır rahat, samanlar ılık ve yumuşakken şatodan çıkmak niçin? Efendim acaba
çıldırdı mı? Şan ve şerefin yakın bir yol dönemecinde kendisini beklediğini bir
ata nasıl anlatabilirsiniz?
|
Miguel de Cervantes: Don Kişot - Don Quijote 1.Bölüm
|
|
Giriş
17. yüzyıl İspanya'sında edebiyat düşkünü bir maceraperest; günümüzdeyse
klasikleşmiş bir yazar: Miguel de Cervantes Saavedra. İspanyol
donanmasına katılıp Kıbrıs'ta, İnebahtı'da, Tunus'ta, Navarin'de savaştı. Beş
yıl Cezayir'de esir hayatı yaşadı. Ülkesinde resmi görevler üstlendi ve
yolsuzluk, cinayet gibi gerekçelerle defalarca hapse girdi çıktı. Her şey
edebiyat içindi; onca serüvenden sonra tüm zamanların en ünlü hayalperesti La
Manchalı Don Kişot'u yazdı.
Nesli tükenmiş şövalyelere özenip hayallerinde kurduğu dünyada yaşayan Don Kişot,
umutsuz bir kahramanlıkla, yel değirmenlerini devleştiren aptallık arasında bir
simge günümüz dünyasında. Tıpkı uşağı Sanço Panza'nın pratik ve gerçekçi halkın
simgesi olduğu gibi…
Birinci bölümü 1605 yılında yayımlanan İspanyol edebiyatının bu başyapıtı,
yayımlandığı günden beri pek çok dile çevrildi, defalarca basıldı.Ömrünün son
yıllarında da olsa, Don Kişot sayesinde istediği ün, saygınlık ve paraya kavuşan
Cervantes öldüğünde modern romanın ilk kilometre taşlarından birini diktiğini
bilmiyordur.
Çok farklı ulusal edebiyatların çok farklı yazar, eleştirmen ve okurları Don
Kişot'u modern edebiyatın başlangıç noktası ve kutsal kitabı olarak
değerlendirirler.
Don Kişot'un üç tek tanrılı dinin kutsal kitaplarından sonra gelmiş geçmiş en
çok okunan kitabı olması da bu değerlendirmenin haklılığını kanıtlar.
Günümüzde onun yalnızca ilk modern roman değil, aynı zamanda ilk post-modern
roman olduğunu iddia edenler de var.
Bu kuşkusuz tartışmaya açık bir konudur; ancak bu iddianın kesin olarak
gösterdiği, modern zamanları yararak gelen muhteşem Don Kişot'un tam 400 yıl
önce şu sıralarda yayınlandığından beri güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş
olduğudur. Belki de bu yitmezliğin, bitmezliğin sırrı bir başka edebiyat
ölümsüzünün, Dostoyevski'nin şu sözlerinin altında bir yerlerdedir: "Don
Kişot, insan düşüncesinin en son ve en büyük sözü, insanın ifade edebileceği en
acı ironidir"
|
12 Yazı (3 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|