O günlerde İpek Film’e senaryolar yazıyorum.
İhsan İpekçi bir gün dedi ki, "Bir de İstiklal Savaşı
filmi yapsaydık, şöyle
kostümlü filan..." Tasarıyı hemen benimsedim, o sıra yakın tarihimize merak
sardırmışım ki, elime ne geçerse harıl harıl okuyorum, bu okumaların taze
izlenimlerine dayanarak "esaslı" bir Kuvayı Milliye senaryosu
çıkarmaktan iyisi
mi olur? Önce adını yakıştırdım: "Barut Ekmeği" Ardından kahramanlarını
oluşturdum: Filistin Cephesi’nde savaşıp Mütareke ile İstanbul’a dönmüş olan
Yüzbaşı Ferit Bey ile iki gözü kör bir
Abdülhamit paşasının evlatlığı Ruhsar
Hanım! Yanlış aklımda kalmadıysa, film öyküsünü tamamlamış, asıl senaryoya
geçmeyi planlıyordum, o iş "yattı".