 |
Karakutu
|
|
Site içi Arama
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 163 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Karakutu Forum Son Başlıklar
|
|
Üyelerimiz
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
8 Yazı (2 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 ]
|
|
italo Calvino: AMERİKA DERSLERİ - Calvino'nun altı ana teması
|
|
Italo Calvino, büyük İtalyan yazar 1985 yılında öldü. Onun ölümü edebiyat
dünyası ve özellikle Harvard Üniversitesi öğrencileri için büyük bir
talihsizlikti. Çünkü tam da öldüğü yıl, 1985-86 eğitim döneminde bu üniversitede
edebiyat üzerine konferanslar verecekti. Altı tane tema seçmişti, okuyucu ve
yazar için temel altı değer. Hafiflik, hızlılık, kesinlik, görünürlük, çoğulluk
ve tutarlılık. İşte Calvino'nun gelecek bin yıla bırakmak isteği değerler
bunlardı.
|
italo Calvino: Calasso: Philosophe Encyclopedist
|
|
La Rovina di Kasch’ın konu edindiği iki şey var: birincisi Talleyrand olayı,
ikinciyse, her şey. Her şey dediysek, tarihin başlangıcından bu yana
medeniyetimizle ilgili olup biten her şeyden söz ediyoruz... Dostum tam canı
istediği gibi yazmış kitabını. Her telden çalıyormuş gibi görünmeyi seven
Roberto, doymak bilmez bir merakla, düşünce parçacıkları, alıntılar, anekdotlar
ve aforizmalardan kurulu bir kitap yaratmış – baştan sona zevkle okuyalım diye.
|
italo Calvino: KARDA KAYBOLAN KENT
|
|
O sabah, Marcovaldo'yu sessizlik uyandırdı. Havada tuhaf bir şey olduğu
duygusuyla yataktan kalktı. Saatin kaç olduğunu anlayamıyordu, panjurların
çubukları arasındaki ışık, günün, gecenin bütün saatlerindeki ışıktan başkaydı.
Pencereyi açtı, kent yok olmuştu, yerini beyaz bir kağıt almıştı. Bakışını
yoğunlaştırınca, beyazın ortasında neredeyse silinmiş kimi çizgiler seçti,
çevredeki pencereler, damlar, sokak lambaları gibi olağan görünüşün çizgilerinin
karşılıklarıydı, ama gece üzerlerine yağan karın altında kaybolmuşlardı.
"Kar!" diye bağırdı Marcovaldo karısına, daha doğrusu bağırmak istedi, ama sesi
yavaş çıktı. Tıpkı çizgilerin, renklerin, perspektiflerin üzerine olduğu gibi
gürültülerin, daha doğrusu gürültü yapma olanağının üzerine de kar yağmıştı;
pamuk döşeli bir ortamda, sesler titreşemiyorlardı.
|
italo Calvino: TEEeeREEeeSAAaa!
|
|
Kaldırımdan inip birkaç adım geri attıktan sonra sokağın tam ortasında
ellerimi ağzıma götürdüm ve apartmanın üst katlarına doğru seslendim: "Teresa!"
Aydan ürken gölgem ayaklarımın arasına sığındı.
Yanımdan biri geçiyordu. Ben tekrar seslendim: "Teresa!" Adam yanıma gelip,
"Sesini yükseltmezsen seni duymaz. Gel bir de beraber deneyelim. Üç deyince
ikimiz birden bağıralım," dedi. "Bir, iki, üç," deyince ikimiz birden haykırdık:
"Tereeeeesaaa!"
Kahveden ya da tiyatrodan çıkmış bir arkadaş grubu bizi görünce, "Hadi hep
beraber çağıralım," dedi. Sokağın ortasında onlar da bize katıldı, birinci
adamın bir-iki-üç demesi üzerine hepbir ağızdan seslendik: "Te-reee-saaa!"
Biri daha gelip bize katıldı, onbeş dakika içinde hemen hemen yirmi kişi
olmuştuk. Arası soğumadan yeni birileri geliyordu.
Tekses çıkarıp haykırmak güç işti doğrusu. Üç demeden bağıran ya da susması
gereken yerde susmayan biri çıkıyordu muhakkak, ama sonunda bayağı etkili olmaya
başlamıştık. İlk hece 'Te'nin kısa ve pes perdeden ünlenmesi gerektiğine karar
verdik; ikinci hece 'Re'yi uzatarak ünleyecek, 'Sa'ya gelince tekrar pes
perdeden ama kısa kesecektik. Doğrusu buydu. Her kafadan bir ses çıkarsa
olmazdı.
Tam adam gibi bağırmaya başlamıştık ki, alelade sesli, çilli bir adam, "Peki
kızın evde olduğuna emin misin?" diye sordu.
"Değilim," dedim.
|
italo Calvino: Vicdan
|
|
Savaş çıktığında Luigi adında bir adam, gönüllü olarak gidip gidemeyeceğini
sordu.
Herkes onu övdü. Luigi tüfek dağıtılan yere gitti, bir tane aldı ve dedi ki:
"Şimdi gidip Alberto denen herifi öldüreceğim."
Alberto kim diye sordular ona.
"Bir düşman," dedi Alberto, "benim bir düşmanım."
Ona belirli bir tür düşmanı öldürmesi gerektiğini, öyle istediği herkesi
öldüremeyeceğini anlattılar.
"Ee?" dedi Luigi. "Siz beni salak mı sandınız? Bu Alberto tam sizin dediğiniz
gibi biri, onlardan biri yani. Bütün o gruba karşı savaşa girdiğinizi duyduğumda
şöyle düşündüm: ben de gideceğim, böylece Alberto'yu öldürebilirim. O yüzden
geldim. Alberto'yu tanırım ben: sahtekarın biridir. Bana ihanet etti, neredeyse
bir hiç uğruna, benim kendimi bir kadın yüzünden küçük düşürmeme yol açtı. Eski
hikaye. Bana inanmıyorsanız size herşeyi anlatabilirim."
|
8 Yazı (2 Sayfa, 5 yazı/sayfa) [ 1 | 2 ]
|
|
|  |
Reklam
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|