 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 146 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Nihat Genç: Köpekleşmenin Tarihi'nden: İhtişam ve sefalet
|
|
I
Kâbe kokusu sinmiş büyük çınarların gölgelerinde. Kırk masaldan yorgun düşmüş.
Bir
adım daha atsa ah feryad ölecek. Ulu dağlar gibi tahammülle bastonlarına
tutunmuş, heybet ve bahtiyarlık dolu ihtiyarları.
Yaldızlı harflerle başları sarıklı. Şehirden büyük mezarlıkları. Ölmüş ve
gömülmüş tarih. Bedenlerimizi
bir türlü terketmeyen rüzgârları. Serinlettikçe
duayla beslenen ağaçları.
Koşumları elmas, zümrüt, sırmayla süslü beyaz atlar. Beyazlar giymiş çocuklar.
Melekler gibi gümüş kandiller ışığında Kur’an okunan duman
renkli sabahları.
Senenin en güzel mevsimi çayırları. Boyunlarına zafer çelengi takılmış beyaz
kuzular. Çiğnedikçe çimenleri, kokusu kuş cıvıltıları gibi yükselen baharları.
Ölçülü bir azamet, debdebe içinde beyaz mermerli
yüksek kubbeler. Gibi yükselen
servilerin önüne uzanmış al eteklik giymiş akşamları. Bulut sarıklı dervişleri.
|
Nihat Genç: Modern Çağın Canileri'nden:Narlıbahçe Sokağı
|
|
Tuncay Akgün’e
Gün boyu top oynuyor,
terliyor, hasır iskemleler, domates kasaları üzerine
oturuyor, dibi ısırgan otlarıyla dolu mahalle duvarına sırtımızı veriyorduk.
Karşıda Bizans sarısına boyanmış duvarlarla çevrilmiş kocaman bir gemi gibi
Tekel binası, üst katın geniş
pencerelerine tütün gazından zehirlenmiş işçi
kadınlar doluşmuş. Uzun uzun esiyor rüzgâr, her öğle sonrası, erik reçeli kadar
küçük, tatlı kız kardeşiyle bir kız geçiyordu. Elma içi yüzünün teni,
yaklaştıkça kız, mahallenin çocukları
iskemlelerinde doğruluyor, hayranlıkla
akşama kadar dedikodusunu yapıyorlar. Omzuna tutturulmuş uzun yırtmaçlı
entarisi, eşsiz çıplak kolları. Duru kalçaları, sakin bakışıyla hiçbirimizle
ilgilenmiyor. Kusursuz göğsü çepçevre açık,
daha fazla bakmaya utanıyorum. Her
gün, mahalleden bir çocuk ara sokaklara kadar peşinden gidiyor, hüsranla
dönüyordu. Şansını denemeyen kalmamıştı.
|
Nihat Genç: Arkası Karanlık Ağaçlar'dan: Türkan
|
|
Yumuşacık solucanlar, sert kayaların altında yaşar ve zıplayamazlar!
Karmakarışık sandalyeler,
dumandan boğulmuş sıkışık masalar, kış günü, tıka basa
dolu bu kahveye akşama doğru, simitçiler, çörekçiler, gözlemeciler akın akın
gelmeye başlar, itişe kakışa kahvenin ağzı dolana kadar. Elinde tablası, sepeti,
sinisi, seyyar
satıcılar kahve sahibiyle, garsonla iyi geçinmek zorunda. Usulca
tablasını bir kenara koyup, boş bardak toplayıp, güya küllükleri temizleyerek
göze girmeye çalışırlar. Bir iki saat içinde on-onbeş kahve gezerler ve yıllarca
aynı
güzergâhtan ekmek paralarını çıkarırlar.
|
Nihat Genç: İhtiyar Kemancı'dan: İhtiyar Kemancı
|
|
Vahim parasızlığını kimseye açamayan, aşamayan ihtiyarların gururunu tahmin
edemezsiniz. Koca ömrü geride
bırakan parasız yaşlı, artık gençler gibi dünyaya
neden geldim diye isyan da edemez. Bir kabahat varsa, etraftakiler, biraz da
kendinde ara der. Ağlama hakkı olmadan, hiçbir şeycik umut etmeden ıstırap
çekmenin hali dayanılmaz. Kum
saatini tersine çevirecek Tanrı’nın dahi gücü yok,
takat yok. Geçmişin küllerini ne kadar deşsen, elesen faydasız. Dünkü zıpkın
gibi bakışlı erkek yüzün, kefen bezine dönmüş!
|
Nihat Genç: Ofli Hoca'dan: Bu işin tövbesi var midur?
|
|
“... Gelelum livata meselesune. Dinle cemaat dinle, işune gelmeyen çikar
gider. Adamin biri sorayi, hoca
efendu başumdan bir cahilluk geçmiştur, bunun
tövbesi var midur?
Mümin kardeşlerum, dedum ki, bu maskara adama, bu iş baştan geçmez. Bunun
çeşutleri, yollari vardur, gerusini anlat bakayim, nedur işin ayrintisu...
Bir sakin dinleyun bu maskara adami, her gün gazeteler yazayi, bir şey olmayi,
ses çikartmaysiniz, bu meselelere bir açukluk getirelum, İslam’un fikruni
söyleyelim.
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|