 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 153 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Nihat Genç: Kapitalizme Yumruk Atmak Elimizde
|
|
Dünyanın gerçek kara delikleri, karanlık bölgeleri, insanlığın emeğini, kazancını çalan 150-200 Amerikan
şirketidir!
Amerika hem iktisadi sisteminin hem de tek, küresel bir imparatorluğa dayalı
siyasal sisteminin doğru, gerçek, kaçınılmaz olduğunu söylüyor! Bu iki çift laf,
dünyanın en büyük yalanı olarak büyük tepkiler
görüyor! Kısa vadede Amerika’nın
askeri gücüne karşı yapabileceklerimiz sınırlı, ama uzun vadede hem askeri hem
de iktisadi olarak bu topraklardan pıllarını pırtlarını alıp kaçmak zorunda
kalacaklar!
Nasıl?
Amerika, kapitalizmden, sömürüden, kölelikten başka alternatif yoktur diyor.
Vardır. Adı da ekonomidir. Ekonomi ile kapitalizmi ayırıyoruz. Çünkü bir
disiplin, bir bilim dalı, bir hayat
döngüsü biçimi olarak ekonomi ile
kapitalizmi sömürü ve yıkım getiren işleyişi farklı şeylerdir.
KATLİAMCI, SAVAŞÇI, YIKICI ŞİRKETLER
Amerika’nın kapitalizm dediği, 150-200 şirketin dünyayı
istilasıdır. Bizim
ekonomi dediğimiz, dünyayı çekip çevirecek, alınterine, titizliğe, ahlaka,
paylaşmaya, helal kazanca dair işleyiştir.
|
Nihat Genç: Karışmak
|
|
Yazımın ana fikri, dünyalılara en çok karışan ve karışmaya devam eden
Türkler'in şehir kültürü üzerinedir.
Dünya güzeli
halkımızın bizi nerde ne zaman gülmekten kıracağını bilemeyiz.
Artvinliler'in gecesine katıldım. Spiker açılış konuşmasını yapıyor, izleyin:
'Sevgili Artvinliler gecemize hoş geldiniz. Önce İstiklal Marşı ve bir dakikalık
saygı
duruşu. Kurtuluş savaşımızın kahramanı ve cumhuriyetimizin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk ve iki gün önce trafik kazasında ölen arkadaşımız
Fahrettin Topbaş için bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum...'
Saygı
duruşunda inceden kıkırdayıp durdum, yanımda Artvinli arkadaş durumu fark
etti ve bana kendini savundu: 'Gerçi arkadaşı ben de tanımam. Ben Atatürk için
kalkayım, dedim'.
SKY TV'de haftalık konuşmalar yapıyorum ve
bazen sinirli çıkışlarım oluyor.
Karadenizli bir arkadaş: 'Niye sinirleniysin ben anlayrim. Sinirleniysin ki
aklına bir fikir gelsin. Karadenizliler sinirlenmeden bir fikir bulamaz! Ben de
senin gibiyim, ne zaman sinirlenirim Allah bir kapı açar
hiç olmadık güzel
laflar bulurum!'
Geçelim. İran mizahında en çok gülünen komik tip Farsçayı yarım yamalak acemice
kullanan Tebrizli (Azeri-Türk) tipi. Tebrizli, Farsça'yı yanlış kullanarak
İranlılar'ı gülmekten kırar. Bu
komik tip asırlardır İranlılar'ı eğlendirir
durur.
|
Nihat Genç: İç ses
|
|
İçimde gün boyu bitmeyen bir iç ses, dilime takılıyor, durmaksızın:
'Yaslı gittim şen geldim
aç koynunu ben
geldim
bana bir yudum su ver
çok uzak yoldan geldim...
'Yürü ey şanlı gazi
kılıcı kanlı gazi
Meriç seni bekliyor
büyük ünvanlı gazi...
Nasıl bir atmosfere girmişiz bilmem,
içimde bu sözler. Siz de öğrenin yavaş
yavaş, gün geliyor artık. Çocukca mı? Çok romantik, fazla ağır. Artık istemesem
de beynimiz mırıldanıyor. Fazla mı militan. Aşırı duygusal, yoğun. Körükleyici
sözler.
Kim kilitledi
bizi bu marşların içine. Sanki içimdeki ses, saatin yaklaştığını
söylüyor. Söyledikçe marşlarla kuduruyor. Elli yaşıma dayandım, hep hikayeler
yazmak isterdim. Hala marşların içindeyim.
'En kötüsü ne olur bu Amerika'nın?
Japonya'daki Hiroşima, Nagazaki. Daha kötüsü
ne olur bunun. Vietnam, Cezayir, milyonlarca ölü. Ne yapalım şimdi oturup
ağlayalım mı? Diyelim İstanbul, bir milyonu gitti, beş milyon daha gitti. Kaç
kişi kalırız. Savaş başladı, herkes
sırasını bekliyor. Gün yaklaşıyor, üç yıl
beş yıl. Bugün komşuna yarın sana. Ne olacak sonu. Bıçak kemiğe dayandı. Ölümden
öte köy mü var. Geride kalan çocuklar, Allah verdi Allah düşünsün. Ben delirdim
mi? Hemen dalmalıyım.
Kaç nükleer atarlar, yirmi, otuz, kırk.
|
Nihat Genç: Dert bir değil
|
|
Benim güzel halkım. Dükkanını açtın mı? Ortalığın tozunu aldın mı? Çayını
demledin mi? Telefonlarına baktın mı? Bugün olsun üzme kendini.
Allah bir kapı
açar. Allah hepinize sakin bir vicdan versin.
Dert bir değil hangisinden başlasak. Açlığımız yetmiyormuş gibi başımızda
Amerikan belası. Durmadan değişen kanunları var, bakın, Birleşmiş Milletler'i
devreden
çıkardılar.
Şimdi kanun da kalmadı. İnsan dünyayı yönetir de bir yasası olmaz mı? Kanunları
yok ama parayla satın alınmış gazetecileri var. Gidin Avrupa'yı, Asya'yı
karıştırın. Yok. Tutturmuşlar buraları infilak ettirecekler.
Buna sebep İsrail
şeytanı burada oturuyor.
İsrailliler yüzyıl önce İsrail'i kurmak için dünyayı kandırıyor; konferans
üstüne konferans yapıp kardeşçe nutuklar atıyorlar: 'Bütün dünyaya Araplarla
Yahudilerin kardeşliğini
göstereceğiz!' diye.
O zaman sözleri buydu. Şimdi dünyanın en çok kan dökülen coğrafyası oldu. Tarih
boyu Müslüman topraklarda tek Yahudi öldürülmedi. Endülüs'te, Abbasi'de,
Osmanlı'da... Onları öldürüp soykırımdan
geçiren Avrupalılar.
|
Nihat Genç: SEKA'nın yanındayız
|
|
Bir fabrika daha boşaltılıyor. Bir fabrika daha polis marifetiyle tasfiye
ediliyor. Polisler yaka paça işçileri yıllarca çalıştıkları ve ekmek
yedikleri
işyerinden sürükleyerek sokağa atıyor!
Türkiye bu acıklı manzaralara daha çok dayanamaz. Fabrikalar neden kapanır? Tam
tersi olmalı. Fabrikalar açık tutulmalı, işçiler akinelerinin başında gümbür
gümbür
çalışmalı.
Şu tuhaf şeyler oldu: 80'li yıllarda dünyayı saran özelleştirme dalgası
Türkiye'yi de içine aldı. Anlayan anlamayan bilim adamları, medya yazarları,
plansız programsız özelleştirme programlarını devreye soktu.
Kabaca sloganları
şu oldu: Her şey satılacak, her yer satılacak. Yüzlerce fabrika sırf satılsın
diye gözler önünde ve kasıtlı olarak çürütülüp zarar ettirildi.
Oysa modernize edilmeli, yenilenmeliydi, tamiri, pazar payı, üretimi
medyamız
tarafından tartışılmalıydı, tam tersi: Satalım, tek politika türü oldu.
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|