 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 261 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
|
|
İdris Özyol: Ben senin hayatından gittim oğlum
|
|
Gitmek güzeldir. Kalıp bir sirk maymununa dönüşmektense hayatınızda,
kalıp
suratımızı boyamaktansa,
kalıp "geride kalan her şeye" tahammül etmektense;
gidilmelidir.
Gitmek güzeldir. Güzeldir bütün renklerini yeryüzünün, bütün tadlarını, bütün
seslerini,
bütün iklimlerini, bütün sözlerini, onları bir put belleyenlerin masasına
atarak, belirsiz,
tarifsiz ve kifayetsiz bir 'gidiş'e gitmek. Bütün bu renkler, bu tadlar, bu
sesler, bu iklimler biraraya gelse dolduramaz, giderken kumda bıraktığımız ayak izlerini.
Biz ayak izlerinin vatandaşıyız ve aklımızı atıp dünyanın uçlarına ve o akıl duvarlar
içinde sekip dururken, bir çift ayak haline geliriz.
|
İdris Özyol: Gitsem mi acaba Petra'ya / Olsam mı acaba toprağa yem?*
|
|
Devrime inanmak gibi birşey senin yolunu gözlemek ve işte devrim, pencerede
göründüğün o
bir kaç dakika.
Kız sen yaşamayasın! Vurulsun horonu yarım bırakan. Toprak yemeyi unutan
vurulsun ve karanlığa doğru kurşunlar sıkılsın uzak evlerden. Birbirine uzak
evlerden ve benim sana yakın kalbimden senin
bana uzak kalbine eşkiyalar
yürüsün. Deniz olmaya geldim pencerene, dilsiz ve hırçın, uçsuz ve bir avuç,
deli ve ürkek, deniz olmaya geldim. Sana akan bütün nehirleri kurutmaya yeminli
ve bin beter uykularda kalası geceye öfkeliyim.
Öfkeliyim kız öfkeliyim,
yurdumun ve senin işgal edilmiş düşlerine. Seni sevmek bir yurdu sevmek kadar
sıcak ve zor ve beter ve şaşırtıcı. Nasıl bu toprakları severken aklıma ölüm
geliyorsa, seni severken de silahlar patlıyor sol
göğsümün altında. Devrime
inanmak gibi birşey senin yolunu gözlemek ve işte devrim, pencerede göründüğün o
bir kaç dakika. Tut o bir kaç dakikayı sonsuza uzat ve beni orada kendi yüreğini
yerken bulsun jandarmalar. Yüksek ateş,
yüksek tansiyon, yüksek ayrılık ve yürek
büyümesinden öleceğim. Biliyorsun öleceğim, seni severken öleceğim ve sen benden
sonra yaşamayasın.
|
İdris Özyol: Bu yazı Nil Nehri'nin üzerinde okunacaktır
|
|
En yakınımda istiyorum seni ey geniş, ey dokunulmaz, ey sarhoş, ey büyülü, ey
Magripli yürek!
Anlaşma böyle. Bu yazıyı avcunun içine sıkıştırıp Nil Nehri'nin üzerinde
okuyacaksın. Yeryüzü düşlerimizi sulayan bir nehir, bütün görkemi, bütün
bilgeliği, bütün acılarıyla akıp gidecek altından. Sen onun üstünde akıp
gideceksin. Şimdi o kara gözlerini en uzak noktaya çevir ve gözlerinden daha
kara, ellerinden daha yalnız ve fakat bir gün dünyanın en güzel karanfiline
dönüşecek olan kıtayı seyret. Kıtamızı seyret. En güzel Afrika'mızı seyret. Ve
kıskan bu nehri benim yerime. Geniş sularını, kıyılarında koşan çocukları ve
akan tarihi ve kahramanları ve hainleri ve soytarıları kıskan.
|
İdris Özyol: Hayatımız bize ait değil
|
|
Ömrümüzün günleri değil yaşadığımız ; her gün yeni bir hayatı yaşıyoruz sanki .Herşey
yeniden ve başka olasılıklarla başlıyor .Bizse , karşılaştığımız yeniyi ,
alışkın olduğumuz eskinin diline tecüme etmeye , onun kalıbına göre
şekillendirmeye çalışıyoruz .Pek başarılı olduğumuz söylenemez bu çabada . O
yüzden , her gün yeni bir yüzüyle tanışmaktayız bu çağa ait yenilgilerin .
|
İdris Özyol: Oy Memişler Memişler, Şeftaliyi Yemişler
|
|
Adamın aklı, hayatın bütün arazilerinde dolaşıp, kuytu bir köşe buldu kendine ve
orada kurudu fikrininince gülü. adamın aklı, ülke adını verdiği topraklarda,
doğduğu yerlerde patlayan balonlarda ve o balonların içinde kıvranan inanç
kırıntılarında kaldı. adamın aklı, olan biteni anlayamaz oldu artık.
bütün
ömrünce ve babasının ömrünce ve dedelerinin ömrünce güneşe tuttukları o güzelim anadolu günlerinde kızaran, allaşan, Allah'ın en güzel nimetlerinden biri olan
şeftaliyi, karanlık ve ürkütücü salonlarda parçaladılar. sarı etindeki şeker,
kanlı mendillere aktı. adamın aklı mendillere bulaşan şekerde kaldı. bin
yıllardır saraylara taşınan sarı buğday, üzümün en iyisi, elmanın en tazesi,
suyun en temizi, tütünün en kalielisi niye geriye, onları taşıyanlara dayak,
zulüm ve işkence olarak dönüyor.
|
51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
|
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|