Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 137 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS



51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]

İdris Özyol:  Korkakların mutluluğu
 
Bir uyuşma bedende, zihinde ve düşlerde. Belki bir kirlenme bu, belki çürüme, belki de bir karpuzun içini yemesi gibi birşey. Baktığım bütün yüzlerde, kendinden ve insanlardan uzaklaşmanın ağır faturası.

Devasa bir inançsızlık, devasa bir ümitsizlik ve dev bir kaçış. "Bu toprakları kime bırakmaya niyetlisiniz acaba?" diye sorsam gözlerimin içine anlamsız anlamsız bakacağınızdan eminim. Kendi kabuğuna çekilmiş ve orada "kara bir inci" üretmeye çalışan insanların suçüstü yakalanmışlığı var bakışlarınızda. Size incilerden nefret ettiğimi söylemeliyim. Gövdesine saplanmış bir taşı dünyanın en güzel mücevherlerinden biri haline getirmek fikri alabildiğine yabancı bana.

Atılan bir taşla yaşamaya alışmak bile kötü bir duyguyken onu onur duyulası bir maddeye dönüştürmek, tepkisiz, teslim olmuş, apolitik varlıkların işi olsa gerektir. Oysa insana düşen, kendisine yönelen bütün yabancı unsurları reddetmek ve o unsurların kaynağına doğru haykırmaktır. Bir "inci"ye meziyet yükleyen bütün felsefelerin karşıtıyım ve karşıt olmak, şu dünyadaki hanemize yazılan en "pırıltılı" şey.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder İdris özyol

İdris Özyol:  Kendi içimizdeki 'ikna odaları'
 
İkna etmeye çalışıyorlar bizi. Değişime, yumuşamaya, hoşgörüye ikna etmeye çalışıyorlar. Ve daha bir çırpıda aklımıza gelmeyen daha nice "sihirli" ve "soft" cümleleri var artık onların. Onların yani "dost bildiklerimiz"in. Bir yandan da malumumuz olan "kol kırılır yen içinde" mantığını yangın anında camı kırılacak bir imdat düğmesi gibi yedeklerinde taşımaktalar. Laik dediklerimizden daha laik oldu bazı dostlar. İman işleri ile "nakit" işlerini ustaca ayırıyorlar artık birbirinden.

Ve bize imanlarıyla göz kırpıp, nakitleriyle eziyorlar. Elleri hep "alan el" ve fakat hiç "vermiyor" her sabah deterjanla yıkadıkları o cici eller. Değişmemizi istiyorlar bizim de. Bu değişim, bir vakitler "sertlikleriyle" sömürdükleri zihinlerimizi ve emeklerimizi, şimdi "softluklarıyla" sömürmelerine yarayacak belli ki. Herşey belli aslında: Onlar sınıf atlıyor ve yeni sınıflarını selamlamamızı istiyorlar bizden. Onları kutsamamızı ve evlerine alınteri, para, altın bilezik, gözyaşı, süt, kuzu eti taşımaya devam etmemizi istiyorlar. Konjonktürü bahane ediyorlar dönekliklerine. Ve döneklik "değişim" diye kakalanıyor.

Ve suyun akışına doğru bakıp ve bütün bu "değişim" naralarına kulaklarımı tıkayarak, bütün gericiliğim, bütün yobazlığımla bağırıyorum/bağırıyoruz: Biz hâlâ devrim istiyoruz!
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder İdris özyol

İdris Özyol:  Kan tükürsün adını bensiz anan dudaklar
 
Geceyi gövdemizle ikiye yararak ve iki uçuruma da gülen gözlerle bakarak, herhangi birisine atlar mısın benimle?

Arka sokaklardan şehrin göbeğine doğru fırlayan iki itten biri olarak ben, ayaklarımın kırılması pahasına, uzak ve parfüm kokulu ve kravatlı ve tayyörlü ve pahalı ve şımarık ve doğuştan şanslı herşeyi ama herşeyi ısırmaya doğru koşuyorum. Ve o iki itten biri olan sen, yani ezik kadın, yani varoş güzeli, yani kenar mahalle dilberi, yani ayrı dünyaların kızı, yani arabesk çiçeği, yani başkalarının çelenklerinden çalınmış bir karanfil, yani kibritçi kız, yani ekmekçi kadın, yani Raskolnikov'un önünde diz çöktüğü Sophia, yani sen, itliğime gerekçesin. Bu kibar beyleri ve havalı kadınları senin yüzünden ısırmaktayım. Isırmak ne kelime, parçalamaktayım zihinlerini, göğüslerini, vicdanlarını.

Onların kokuları yüzünden yönünü yitirdiğin bu haritasız karanlıkta, bu kalpsizler şehrinde, bu çamur ve irini gizlemek için atılmış cafcaflı boyaların altında bulduğum her gerçeği, onların iğrenç gerçekliğini, kocaman bir et parçası gibi ağzımla sürükleyerek önüne koydum. Önüne koyduklarım yüzünden bu kadar güzel koşmaktasın ve onları getirirken harcadığım kas gücü yüzünden bu kadar iyi savaşmaktayım ben. İki itten biri ben, iki itten biri sen...
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder İdris özyol

İdris Özyol:  Korku dağları bekliyor
 
Dokunduğun bütün yerleri özgürlüğün kalesi haline getirmeliydin. Ve orada ne tek damla karanlık, ne tek parça zulüm, ne tek santim haksızlık kalmamalıydı. Senden doğan çocuklar, iki ucundan tutarak karanlığı bir patiska gibi ikiye ayırmalıydı. İkiye ayırmalıydı sömürünün başkentlerini saçları yarınların ateşiyle tutuşmuş delikanlılar ve genç kızlar.

Böyle oğullar ve böyle kızlar büyütmeliydik biz. Ve büyük olmak, anne-baba olmak, ata olmak bir güvercin gibi yavrularının üstüne kol kanat germek değil, onları ağacın en tepesinden aşağıya atmak gibi birşey olmalıydı ve o yavru güvercin ya öğrenmeliydi uçmayı ya da esaretin sert toprağına çakılmalıydı. Böyle çocuklar yetiştirdiniz mi? Ya da böyle mi yetiştiriyorsunuz çocuklarınızı? Kavganın dalgalarına atılan her genç beden, her evladınız sizde bir üzüntü, bir korku, bir tedirginlik mi oluşturuyor? Tutup güvenli topraklarınıza mı çekiyorsunuz onları? Sizin topraklarınız güvenli değil ki.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder İdris özyol

İdris Özyol:  Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap
 

Şehrin en korkunç,
en karanlık,
en tenha,
en tehlikeli sokaklarında sesleniyorum sana;
varoşlardan,
kara mahallelerden sesleniyorum;
çamur yollardan,
ışıksız evlerden,
sobasız odalardan sesleniyorum ve bütün bunların yüreğiyle,
çaresiz heyecanların diliyle, yokluğun
ve yoksulluğun kelimeleriyle
seviyorum seni.


Hırçınım biraz, biraz öfkeli, yıkıcı epeyce. Dövülmüş, dövüle dövüle büyütülmüş ve günü gelince her gün dayak yediği babasına bıçak çekmiş çocukların aşkına indirdim kendimi. Yalın, basit, barbar ve laftan anlamaz bir aşk bu.

Laftan anlamaz ve sadece gerçekliğin acı kökleriyle sınanmayı bilir. Isırdım köklerini hayatın ve ağzımda buruk bir tad, ağzımda bıçak sesi, ağzımda sen. Bana "git" dersen ölürsün.

Vururum dudağından dökülen bütün cümleleri. Çünkü gitmemek ve yenilmemek üzere sevdim seni. Sevdim ve yeminler ettim bildiğim bütün kutsallar üzerine.
Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazının Tamamını Okumak için Tıklayın Yazdırılabilir Sayfa Bu Haberi Arkadaşına Gönder İdris özyol

Bir sonraki 5 yazının listesi.
İdris Özyol: Ben senin hayatından gittim oğlum [ 25/11/04 - 2493 ]
İdris Özyol: Gitsem mi acaba Petra'ya / Olsam mı acaba toprağa yem?* [ 25/11/04 - 2385 ]
İdris Özyol: Bu yazı Nil Nehri'nin üzerinde okunacaktır [ 25/11/04 - 2103 ]
İdris Özyol: Hayatımız bize ait değil [ 18/09/04 - 1658 ]
İdris Özyol: Oy Memişler Memişler, Şeftaliyi Yemişler [ 18/09/04 - 1970 ]

51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
Karakutu Galeri

Karakutu Galeri


Kategori ve Yazarlar

Arşive Geçenler
04.11.07
Tükendi nakti ömrüm, dilde sermayem bir ah kaldı
Alnımdaki bıçak yarası senin yüzünden
Kokmuş cesedini de al yanına ve git buradan
Bize ne oldu böyle?
Geçtiğin yollardaki aynaları ters çevirdim
Ey gidi gidi koca dünya, gam yükü müsün?
Kaportacı Hasan'ın aşkı 312 kapsamına girer mi?
Kemanımla sana bir ses verebilseydim eğer
Üniversite kapısı seni bekliyor koçum, hadi!
Sinek gibi uçar, arı gibi sokarım
Bize düşen dağların diliyle konuşmak şimdi
Protez kolların kurtuluşu yoktur
Fillerin intikamı
Evet, ben bir psikopatım
Biz kirli elleriyiz hayatın
Kopar zincirlerini Gülsarı!
03.11.07
Bir adam nasıl yanar?
Böyle çok daha güzelsin!
17.12.04
Doğmasaydı insanlar, olmasaydı bu çile
03.12.04
Kaçak elektrik ve küçük dereler

Eski Haberler




Karakutu.tv & Galeri

Karakutu Galeri


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke