 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 137 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
|
|
İdris Özyol: Korkakların mutluluğu
|
|
Bir uyuşma bedende, zihinde ve düşlerde. Belki bir kirlenme bu, belki çürüme,
belki de bir karpuzun içini yemesi gibi birşey. Baktığım
bütün yüzlerde,
kendinden ve insanlardan uzaklaşmanın ağır faturası.
Devasa bir inançsızlık, devasa bir ümitsizlik ve dev bir kaçış. "Bu toprakları
kime bırakmaya niyetlisiniz acaba?" diye sorsam gözlerimin içine anlamsız
anlamsız bakacağınızdan eminim. Kendi kabuğuna çekilmiş ve orada "kara bir inci"
üretmeye çalışan insanların suçüstü yakalanmışlığı var bakışlarınızda. Size
incilerden nefret ettiğimi söylemeliyim. Gövdesine saplanmış bir taşı
dünyanın
en güzel mücevherlerinden biri haline getirmek fikri alabildiğine yabancı bana.
Atılan bir taşla yaşamaya alışmak bile kötü bir duyguyken onu onur duyulası bir
maddeye dönüştürmek, tepkisiz, teslim olmuş,
apolitik varlıkların işi olsa
gerektir. Oysa insana düşen, kendisine yönelen bütün yabancı unsurları reddetmek
ve o unsurların kaynağına doğru haykırmaktır. Bir "inci"ye meziyet yükleyen
bütün felsefelerin karşıtıyım ve karşıt olmak, şu
dünyadaki hanemize yazılan en
"pırıltılı" şey.
|
İdris Özyol: Kendi içimizdeki 'ikna odaları'
|
|
İkna etmeye çalışıyorlar bizi. Değişime, yumuşamaya, hoşgörüye ikna etmeye
çalışıyorlar. Ve daha bir çırpıda aklımıza
gelmeyen daha nice "sihirli" ve "soft"
cümleleri var artık onların. Onların yani "dost bildiklerimiz"in. Bir yandan da
malumumuz olan "kol kırılır yen içinde" mantığını yangın anında camı kırılacak
bir imdat düğmesi gibi yedeklerinde
taşımaktalar. Laik dediklerimizden daha laik
oldu bazı dostlar. İman işleri ile "nakit" işlerini ustaca ayırıyorlar artık
birbirinden.
Ve bize imanlarıyla göz kırpıp, nakitleriyle eziyorlar. Elleri hep "alan el" ve
fakat hiç "vermiyor"
her sabah deterjanla yıkadıkları o cici eller. Değişmemizi
istiyorlar bizim de. Bu değişim, bir vakitler "sertlikleriyle" sömürdükleri
zihinlerimizi ve emeklerimizi, şimdi "softluklarıyla" sömürmelerine yarayacak
belli ki. Herşey belli aslında:
Onlar sınıf atlıyor ve yeni sınıflarını
selamlamamızı istiyorlar bizden. Onları kutsamamızı ve evlerine alınteri, para,
altın bilezik, gözyaşı, süt, kuzu eti taşımaya devam etmemizi istiyorlar.
Konjonktürü bahane ediyorlar dönekliklerine. Ve
döneklik "değişim" diye
kakalanıyor.
Ve suyun akışına doğru bakıp ve bütün bu "değişim" naralarına kulaklarımı
tıkayarak, bütün gericiliğim, bütün yobazlığımla bağırıyorum/bağırıyoruz: Biz
hâlâ devrim istiyoruz!
|
İdris Özyol: Kan tükürsün adını bensiz anan dudaklar
|
|
Geceyi gövdemizle ikiye yararak ve iki uçuruma da gülen gözlerle bakarak,
herhangi birisine atlar mısın benimle?
Arka sokaklardan şehrin göbeğine doğru fırlayan iki itten biri olarak ben,
ayaklarımın kırılması pahasına, uzak ve parfüm kokulu ve kravatlı ve tayyörlü ve
pahalı ve şımarık ve doğuştan şanslı herşeyi ama herşeyi ısırmaya
doğru
koşuyorum. Ve o iki itten biri olan sen, yani ezik kadın, yani varoş güzeli,
yani kenar mahalle dilberi, yani ayrı dünyaların kızı, yani arabesk çiçeği, yani
başkalarının çelenklerinden çalınmış bir karanfil, yani kibritçi kız, yani
ekmekçi kadın, yani Raskolnikov'un önünde diz çöktüğü Sophia, yani sen, itliğime
gerekçesin. Bu kibar beyleri ve havalı kadınları senin yüzünden ısırmaktayım.
Isırmak ne kelime, parçalamaktayım zihinlerini, göğüslerini, vicdanlarını.
Onların kokuları yüzünden yönünü yitirdiğin bu haritasız karanlıkta, bu
kalpsizler şehrinde, bu çamur ve irini gizlemek için atılmış cafcaflı boyaların
altında bulduğum her gerçeği, onların iğrenç gerçekliğini, kocaman bir et
parçası gibi ağzımla sürükleyerek önüne koydum. Önüne koyduklarım yüzünden bu
kadar güzel koşmaktasın ve onları getirirken harcadığım kas gücü yüzünden bu
kadar iyi savaşmaktayım ben. İki itten biri ben, iki itten biri sen...
|
İdris Özyol: Korku dağları bekliyor
|
|
Dokunduğun bütün yerleri özgürlüğün kalesi haline getirmeliydin. Ve orada ne tek
damla karanlık, ne tek parça zulüm, ne tek santim
haksızlık kalmamalıydı. Senden
doğan çocuklar, iki ucundan tutarak karanlığı bir patiska gibi ikiye ayırmalıydı.
İkiye ayırmalıydı sömürünün başkentlerini saçları yarınların ateşiyle tutuşmuş
delikanlılar ve genç kızlar.
Böyle oğullar ve böyle kızlar büyütmeliydik biz. Ve büyük olmak, anne-baba
olmak, ata olmak bir güvercin gibi yavrularının üstüne kol kanat germek değil,
onları ağacın en tepesinden aşağıya atmak gibi birşey olmalıydı ve o
yavru
güvercin ya öğrenmeliydi uçmayı ya da esaretin sert toprağına çakılmalıydı.
Böyle çocuklar yetiştirdiniz mi? Ya da böyle mi yetiştiriyorsunuz çocuklarınızı?
Kavganın dalgalarına atılan her genç beden, her evladınız sizde bir üzüntü,
bir
korku, bir tedirginlik mi oluşturuyor? Tutup güvenli topraklarınıza mı
çekiyorsunuz onları? Sizin topraklarınız güvenli değil ki.
|
İdris Özyol: Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap
|
|
Şehrin en korkunç,
en karanlık,
en tenha,
en tehlikeli sokaklarında sesleniyorum
sana;
varoşlardan,
kara mahallelerden sesleniyorum;
çamur yollardan,
ışıksız
evlerden,
sobasız odalardan sesleniyorum ve bütün bunların yüreğiyle,
çaresiz
heyecanların diliyle, yokluğun
ve
yoksulluğun kelimeleriyle
seviyorum seni.
Hırçınım biraz, biraz öfkeli, yıkıcı epeyce. Dövülmüş, dövüle dövüle büyütülmüş
ve günü gelince her gün dayak yediği babasına bıçak çekmiş çocukların aşkına
indirdim
kendimi. Yalın, basit, barbar ve laftan anlamaz bir aşk bu.
Laftan
anlamaz ve sadece gerçekliğin acı kökleriyle sınanmayı bilir. Isırdım köklerini
hayatın ve ağzımda buruk bir tad, ağzımda bıçak sesi, ağzımda sen. Bana "git"
dersen ölürsün.
Vururum dudağından dökülen bütün cümleleri. Çünkü gitmemek ve
yenilmemek üzere sevdim seni. Sevdim ve yeminler ettim bildiğim bütün kutsallar
üzerine.
|
51 Yazı (11 Sayfa, 5 yazı/sayfa)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 ]
|
|
|  |
Karakutu Galeri
|
|
Kategori ve Yazarlar
|
|
|