 |
Karakutu
|
|
Reklam
|
|
Google Arama
|
|
Arama
|
|
Online üyeler
|
|
Şu an sitemizde, 280 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.
Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.
|
Reklam
|
|
Forum Son Başlıklar
|
|
Giriş Sayfanız Yapın
|
|
Önemli Linkler
|
|
Karakutu - RSS - Alexa
|
|
|  |
Makale: Taha Akyol: Hangi demokrasi?
|
|
DEMOKRASİ, devlet gücünün meşruiyetini, yetkisini halktan alması demektir.
Ama Fransız Jakobenleri de, Hitler de "halk iradesi" deyip duruyorlardı!
Stalin'in icadı da "Halk demokrasileri" idi.
Gerçekten, liberal özgürlükleri içermediği zaman "cumhuriyet" ve "demokrasi"
kavramları böyle totaliter felsefelere dönüşebilir. J. L. Talmon'un "Totaliter
Demokrasinin Kökenleri" adlı eseri bir siyaset bilimi klasiğidir: Kurucu babası
J. J. Rousseau olan totaliter felsefeler. Artık Tanrı adına değil, ulus, ırk
veya sınıf adına, mutlak bir hâkimiyet, sınırsız bir devlet kudreti! "Kuvvetler
birliği" ilkesi, yani yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanması!..
|
Makale: Burhan Kuzu: Hukuk Devleti Ve Hukuk Zihniyeti
|
|
ÖZET
“Hukuk Devleti” kişiler kadar, bizzat Devletin kendisinin de önceden konulmuş
kurallar çerçevesinde hareket etmesidir. Hukuk Devleti “hukuku olan devlet”
anlamına yada kanunu olan devlet manasında değildir. Bu anlamda olsaydı
dünyadaki bütün devletler hukuk devleti olurdu. Öte yandan hukuk devleti sadece
kanun metinlerinin bulması ile gerçekleşmiş sayılmaz.
Ayrıca bu kararları adalet gibi değişmez bazı değerlerde uygun olarak
çıkarılmaları gerekmektedir. Hukuk devletinin en önemli göstergelerinden biri
de, devletin yetkili organlarınca yapılan işlemlerin yargı denetimine bağlı
olmasıdır. Bu kıstaslara bakacak olursak ülkemizde bazı işlemlerin yargı dışı
tutulması hukuk devleti konusunda ciddi eksikliklerin göstergesidir.
|
Makale: Selami Bakırcı: Araplarda Kabile Yapısı
|
|
Daha çok ilkel toplumlarda görülen kabile, yerleşik olmayan,
belirli bir yaşantı düzeyi bulunmayan ve tabiatta geçimini sağlayabileceği
yerlere konaklayan küçük topluluklardan ve pek çok aileden oluşmuş sosyal bir
organizasyondur. Tarihte bu tarz yaşantılarıyla ün salmış toplumlardan biri de
Araplardır.
|
Makale: M. Şükrü Hanioğlu: Bir anakronizm olarak Türk "ulusalcılığı"
|
|
Anakronizm, tarih çalışmalarında, farkında olunmadan düşülen en önemli hatayı
oluşturmaktadır. L. Febvre tarafından "tarihçinin karşı karşıya bulunduğu en
ciddî tehlike" olarak gösterilen anakronizm, tarihe, içinde yaşanılan zaman
merkezli yaklaşım biçiminde kendisini göstermektedir.
Günümüzde ivme kazandığı vurgulanan ve literati arasında toplum genelinin bir
hayli üzerinde kabul gören "ulusalcılık" hareketinin fikrî tahlilini yapabilmek
oldukça zordur. Düşünsel zemini slogan düzeyini aşamayan bu harekete yönelik
yorumlarda genellikle göz ardı edilen önemli hususlardan birisi, hiç şüphesiz,
bu ideolojinin anakronik olma özelliğidir.
|
Makale: Yalnız Tüteloğlu: Solun dili, yoldaşlık kültürü ve gelecek
|
|
Protagoras Mitosu'nda, "Canlılar yaratıldıktan sonra, onları donatma işi iki
kardeş tanrıya, Prometheus ile Epimetheus'a verilir. Epimetheus, doğaya ve
birbirlerine karşı korunmaları için hayvanlara bol keseden post, diş, tırnak
dağıtmaya başlar. Sıra insana gelince, ona verecek hiçbir şeyin kalmadığını
dehşetle görür. Çıplak, yumuşak insan, eli önünde acıklı biçimde bakınıp
durmaktadır. Prometheus yetişir insanın yardımına.
|
|  |
Kategori ve Yazarlar
|
|
|