Olaylar her ruha ayrı ayrı dokunur. Büyük acılar da öyle... Kimisi için, fazlaca
havladığından sokak ortasında vurulan bir köpeğin hiçbir önemi yoktur; kırılgan
bir çiçeğin, portakal kokusunun, bir toplama kampının ıssız yalnızlığında yaşama
veda edenlerin de...
Kimileri içinse başkalarının acıları, kendi acısı; tıpkı ölen bir babanın, evlat
kalbindeki içselleştirilmiş yarası gibi olur. Zaman kuru bir sis gibi, kalın ama
geçirgen toz tepeleriyle örtse de olayların üzerini, üzülmesini ve ibret
almasını bilen duyarlı bir ruh görebilir yaşanan acıları, aralayabilir zamanın
kalın tozlarını.