Tarih: Cum Tem 25, 2008 10:25 pm Mesaj konusu: SINIF, TÜKETİM ve ''MÜSLÜMANLAR''
Haber bültenlerinde canlı yayın varsa yüzde yüz bir kazanç kapısı açıldı demektir. Ayda yılda bir akşam haber seyrederim ve oltama aynalılar takılır. Bunlardan biride Medeniyetin Beşiği Şehr-i İstanbul' un YAP-BOZ BAŞKANI.
Sizlere İsanbul' u köstebek sitelerine nasıl çevirdiğini anlatıpta değerli zamanınızı almayacağım. Belki de almaya başladık bile...Af ola...
Denizlerin nasıl bir kentsel proje ile yararlı hale dönüştürüldüğünün en büyük ve tek örneğini anlatıldı canlı yayında. Sorular soruya verilen cevaptaki ilk cümlede geçen kelimeleri cımbızla ayıklamaya gerek bile yoktu.
Proje; Deniz Taksisi.
Açıklama; İşadamlarımızın rahatlığı, işine rahat gidebilmesi vb. diye devam eden, sonra çocuğunun maça giderken nasıl rahat edeceğini anlatan SINIFSAL AYRIMCILIKLI BELEDİYE PROJESİ.
En yalın biçimde yaşam sunan tanrısal öğretiler, emirler, hikayeler, destanlar, yasaklar, cezalar, kapanışlar, yalvarışlar, haykırışlar, çığlıklar, kendinden geçmeler, boyut değiştirmeler, kelimelerin tanrısallığı tüketimin pençesinde bir yıldız gibi ansızın ve uyanamayanlar için heybetli biçimde tükendi-tükettirildi.
Asırlık inançlar ne uğruna unutturuldu da yeni bir çağın kapısı aralandı, yeni bir dünya medeniyetinin temeli karabasan olup nasıl atıldı?
Küresel sermayenin savaştığı cephelerin birbirine benzer olduğunu yani Katolik ve Müslümanlığın nokta atışlarla yok edilmeye çalışıldığı bu dünyada yeni bir medeniyet kuruluyor.
Müslümanlıktan vazgeçmeden, Katoliklikten ayrılmadan ama protestanlık bayrağında yani para kazanan, kapitalizm hesaplarına uygun tüketim toplumu yaratılıyor. Önünde direnen kim olursa olsun yok edilecekler, Tanrının kendisi de...
Tanrının yok edildiği bir inanışı küresel avantalar uğruna şişirmek ve yüzyıllık ibadetleri yok saymak, tanrısız bir dinin enjekte edilmesine dilsiz kalmak gibi bir şeytanlığı bu ilahi bedenler daha nereye kadar taşıyacak?
Müslümanlar, bu Allahsız Müslümanların orkestrasında daha nereye kadar ''nota'' ezberleyecekler!
not; bu yazı herhangi bir din inancına ve inananlarına saldırmak amacıyla yazılMAMIŞtır!
Zenginleşmek güçlenmek demektir. Güçlenmek ise, müslümanlar aleyhine olan güç dengesini bozacaktır. Çünkü denklem yeni bir eşitliğe doğru evrilecektir.
Bunu kapitalistleşme olarak algılamak, okumak, okunmasını sağlamak ancak zihni bulandırır ve mevcut güç dengesinin değişmesini istemeyenlerin tutumu olabilir.
Ama sorun, kapitalistleşmeden müslüman zengin olmak, güçlenmek ise bu uğurda zaten halihazırda çabalar mevcuttur. Bunu görmemek, göstermemek olmaz. Bu konuda nice yazı yazan müslüman kanaat önderleri vardır.
Bununla beraber, kapitalistleşme, halihazırda sekülerliği içinde barındırdığı içindir ki, doğru ve yanlış, uhrevi ve seküler olanın yanyana olması gibi beraberce var olacaktır. Bu konuda müslüman bireyleri uyarmak, zaten müslümanlar için bir farzdır. (Ayet: "İçinizde iyiliği emreden, kötülükten men eden bir topluluk bulunsun." Bu ayet mucibince hareket eden nice müslüman var.
Zaten Diyanet Dergisi olsun, diğer müslüman mecmuat olsun, "Sekülerizmi" yeniçağın dine yönelik en büyük tehdidi olarak ilan etmişlerdir ki, bu son derece yerinde bir tesbittir. Sekülerizm, zaten kapitalizmi de içinde barındırmaktadır. Yani bu konuda uyanıklık tavanda mevcuttur, mesele tabanın da bilinçlendirilmesi.
Ekonomi= güç. Tarihin doğru olarak okunması bize bu eşitliği verir. Müslümanların meselesi fakirlik ve dolaysıyla zühd ve takva sahipleri olarak hep ezilen, yönetilen, baskılara maruz kalan, hor ve hakir görülenler olarak değil; zengin ve güçlü olarak ve aynı zamanda takva sahibi olarak varlıklarıyla dünyada hüküm sürmeleridir. Bugün halen güçlü bir İslam kültür ve uygarlığından bahsediyorsak, bunun geçmişte ekonomi dahil her alandaki güçten sücut ettiği hatırlanmalıdır.
Peki müslümanların bu uyanıklığı nasıl sağlanabilir? Müslümanlara yönelik kanalların açık tutulması ile tabiki. Yoksa çocukları, gençleri dini terbiyeden kopartarak (örnek bol), türlü kışkırtıcı araçlarla sekülerleşmesini sağladıktan sonra, bunların abuk müslüman olduklarından hayıflanmanın; onların tehlikeye düçar olduklarını ileri sürmenin birinci sorumlusu "zaten sekülerist" olanlardır.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız