İki damla gözyaşı
Sıcak ve acı, masum ve haklı
Yanaklarının üzerinden, kaderindeki yarayı temizler gibi
Toprağa karıştı
Başkası oldu
Yokluk kadar yok, hiçlik kadar hafif, susku kadar sönük
Geçmişini akladı
Geçmişini sırtladı
Toprak, karanlık, yalnız
Sızıntı, sızıntı ve oluş
Karanlıktan ve yalnızlıktan ve de kendi yokluğundan
Aktı, çok azdı, yine de artık vardı
Kendi kadar, kendisizliği kadar
Kötüyü arıtmıştı, onun kapısıydı
Yok kadar var, var kadar yok
Kendisi kadar birikti
Damla damla
Aynıydı
Benliği varlık ve yoklukla eşit dolmuştu
Böylece hep aynı
Her şeyde anlamlı
Hep kendi anlamı
Sızdı,
Yavaşça ulanarak bir diğerine
Sıyrıldı, hep ordaydı
Irmak, şırıltı, su
Bütünün içinde yok
Hep kendi
Hep birisi gibi
Sonsuzluk kadar yalnız
Çarptı
Kendine, suya, taşa, bütün acılara ve tatlılara
Yolcuydu, yoldu, eksilen, artan, giden, kalan
Kulağa yokmuş gibi gelen sesler
Issız, renksiz, kokusuz
Akarak
Hem varmış, hem yokmuş kadar
Kendisizliği kadar hafif kendiyle
Yok kadar var olan bir cisimle
Ağaç olarak,
Ağaçta yaprak olarak
Toprak olarak
Bütün renklerin her tonuyla boyanarak
Yine de renksiz kalarak
Büyüğüne vardı
Dıştan her şeye, içten hiçbir şeye
Hakikatte hakikate denk
Denizde
Kendiyle hizalandı
Hep bir aynında hep bir farklı
Kum, çakıl taşı, yosun
Dingin, sakin ve suskun
Hep bir yere ulandı
Hepsini kendiyle sarmaladı
Karanlıktan aydınlığa
Sahteden gerçeğe
Suskudan sese
Bütün mesafeleri kapladı
Kalmadı
Eylemli anlam, anlamlı eylem
Mevsimler ve yaz
Yükseldi
Yükselmiyormuş gibi
Bulut, gökyüzü, güneş
Diğerleri, kendileri
Yüzdü
Bulutlarla bulutlara
Hem yağmur, hem güneş
Gün, gece
Hep aynı mesafe bütün mesafelerde
Gördü
Her şey kadar hiçbir şeyi
Hiçbir şey kadar her bir şeyi
Sonbahar, bulut, yağmur
Varlığın başkasında varlanması
Başkasının rüyasında kendine uyanması
Her şeyle hiçbir şeyle
Oturağın göğünde oturağa doğru
İki sevgili, yok kadar haklı
Sevginin sevgi kadar masum evlatları
Sevginin elleri ve parmakları
İki damla gözyaşı
Oturağın göğünde oturağa doğru
Efendisini yağdı
Ve saçları, sevginin avuçları
Birer damla gözyaşıyla vaat olanı kuşandı
Sartre, bu nasıl bir ifadedir böyle. Sanki "hiçlik" teki fırtına, burda dingin bir yağmura dönüşmüş. Öyle usun derinliklerinde filan arayıp, anlama çabasına kalkışmıyor insan. Huzur var bu sözcüklerde, huzur.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız