Tarih: Çrş Nis 30, 2008 9:25 am Mesaj konusu: Anlaşılmak
Bir kez daha anladım ki bire bir aynı olayı yaşasak bile birbirimizi tam olarak anlayamayacağız; çünkü ruhen farklıyız bunun doğal sonucu olarak üzüldüğümüz ve sevindiğimiz şeyler farklı, onlar aynı olsa bile üzülme ve sevinme derecelerimiz farklı...
En son mavizeytin tarafından Çrş Nis 30, 2008 1:00 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Anlamak ve anlaşılmanın mümkün olmadığını anlamamakta, anlaşılamaz bir durum...
He bunu anlıyor muyuz? Hayır. Yine kendi anlama yüklediklerimizle anlamlaştırıyoruz.
Kendinde oluyor, kendinde olmuyor.
Şimdi insan eline bir top alır, bunu anlatmaya çalıştığı olarak kabul edelim. Top anlatılan ve anlatılandan beklenen anlaşılma ile geri dönecek diye anlamak istiyor insan.
Elinde ki topu hızla fırlatır...Karşısında sert bir duvar vardır ve tüm hesaplar aynı biçimde, hızda, yönde, ona doğru dönecek!
İnsan...İnsan...
İnsan eskimiş örtü gibidir sana hızla döneceğini beklediğin anlamak, eskimiş örtüye çarpar...
Yuvarlanır...
Farklı bir yöne akar gider...
Eh yine insanın kendine düşer bunu anlamak, anlamamak.
Düşünüp dursun bakalım...
Anlamanın, umurla nasıl bir bağlantısı var anlamadım, bir şeyi anlamanız için onu önemsemeniz yeterli değildir. O zaman az önemsediğimiz hiç bir şeyi anlamıyoruz mu çıkıyor burdan?
İyi o zaman anlamak için önemseyelim herşeyi. Umurunda olmak yada olmamakla ilgili değil yada dinlemekle...
Dinleyen bile olsanız anlayacağınız yine size karşınızdakinin, anlamanızı istediğinden öte bir anlam vermez.
Geriside anlamak sanrılarınızdır..Oda anlatanı bağlamaz. Ordan çıkan, buraya ulaştığı anda anlamını yitirir yada anlaşılmak istendiği gibi anlaşılır..
Yaşamında '2' ne onu bile bilmeyen birine '4'ü nasıl anlatırsınız oda anlattığınızı bilir.. Bilmek başka anlamak başka.
Anlamak bilimsel bir dogma değil, sonsuz olasılıkları olan derin düşünebilme, dönüştürebilme, değiştirebilme üzerinde kay kayabildiğince.
Anlamanın hak vermek ile ilgili kısmına değinmedim, anlamak başka bir durum, benim hak vermediğim bir eyleme hak vermememi sağlayan zaten onu anlamış olmaktan geçmiyor mu? Evet. Ama bu bir başkası için hak verilebilir bir eylem olabilir pek ala... Anlam derken tahtaya basmıyorum bile, yok öyle sağlam zeminli bir tahta. Anlaşılıpta hak vermemek,vermek yine size ne anlatıldığına ve ne anlamanız istendiğinden oluşacak. Sizi umursayan biri karşınıza geçip sizi anladığını söylediğinde, ona bir bakıp ne anladı bu demiyecek misiniz? Ne anladı? Sizin anlatımlarınızı dinlemek değil mi sizi anlamak ve umura götüren yol?
Umursadığından mı dinleyecek? Dinledikten sonra mı umursayacak? Kendisini umursamaktan dinliyorsa, kendisini anlamak derdine düşer insan, kendinden mecal bulup nerde karşıdakini umursamak burda! Ve en önemlisi ben anlaşılmak için kendimi anlatmak zorunda mıyım? insan herşeye her anlamı yükler, yükletir.
Bilmek ile anlamak nasıl aynı hal dersiniz?
Çok basite indirgenmiş bir örnek: Biri geliyor ve burnuna bir yumruk yemiş acıyor diyor, acıyı başka hallerden bilmekten anladığınızı sandığınız kadar acısını anlayabildiğinizi sanırsınız...Oysa bir gün ancak aynı yumruğu burnunuza yerseniz heh şimdi bildiniz. Biri bir daha aynı acı ile gelirse bilirsiniz o acıyı, yoksa anladığınızı sandığınızla kalırsınız.
Anlayamamak hata olamaz, çünkü mümkün değil.
''umursanmayan kısım zaten farkında olunmayan, dinlenmeyen kısım. Bu ise umurla olur.'' dediniz değil mi? Anlatan ve dinleyen diye kişiler yarattınız? Evet. Umur bir çıkarım değil pek ala bunada katıldım diyelim, 2 kere 2 nin hindistan'da 4 olduğuna dinlemek ile karar verilebildiğini öne sürdünüz! '' Umur ile alakalı az çok. Dinleyin. 2 kere 2 Hindistanda da 4.'' teziniz bu. Kiminle alakalı bu? Ne siz, ne o? Kiminle?
Benim ( basit bir örnek demiştim o bile anlaşılamamış ve burda anlaşılma başlığı adı altında aslında anlaşılamamanın, anlamamanın çok güzel iki örneğini oluşturduk ) bahsettiğim de bilmeden anlamanın olmayacağı idi...Hatta daha da ileri gidiyorum bilmenin bile anlamaya yetmeyeceğini söylüyorum.
Sanırım anlam düşmesi yaşamamak için size verdiğim kötü örnekte basitce fiziksel acıdan bahsettim, anlayacağınızı sanarak ( bakın yine aynısı, sizdede karşınızdaki sizi anlamak için dinlemiyor oldu..) Pek ala sizde beni dinlemeyip yüklüyorsunuz! Ne oldu şimdi ? Ben anlamlarımı, anlatımlarınıza göre anlamlandırmayacağım tabiki. Sizde bana göre.. Hmm bana his derseniz o içine ne düşerse yaşamaktır...Anlamı, kendindedir. Sadece kendinde, ne anlam yüklenirse yüklensin.
En son solipsist tarafından Çrş Nis 30, 2008 6:01 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
idda yine yanında idealist duruyor, düpedüz insanın kendinden yana çıkmasınından başka bir anlamı yok anlıyorum demenin, bir nevi yalan.
Merak ediyorum, bana anlıyorum dendiğinde bir kez sadece bir kez bile anlanabildim mi acaba?
Çoğu zaman sanıyor insan, belkide sanmak mı istiyor ne! Bıkmıyor belki demekten.. Denemekten... Bile, bile.
Bir ressamın bir eserine ''burda ne anlatmak istediniz'' diye sorulduğunda, ''benim ne anlattığım değil, senin ne anladığındır o'' demesi gibi.. ( örnekte sınıf atladım, şimdi daha mı anlaşılır oldu.)
Dinlenmek istiyorsan, anlaşılma kaygısı gütmeden dinlemeyide bileceksin.
Hepimiz bu kadar biricikken nasıl aynı olsun ki tepkilerimiz, duygularımız? İnanç ve değer sistemlerimiz, mizacımız, eğitimimiz, ailelerimiz, yetişme , yetiştirilme tarzlarımız, geldiğimiz yer, gittiğimiz yön, genlerimiz,ruhlarımız, geçmiş yaşantılarımız, şuyumuz, buyumuz farklıyken ... Bunun aksini düşünmek, farklılıklarımızı görmezden gelmek olacaktır.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız