Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 69 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi
 İdeoloji ve İdeolojik İnsan
 Aynalı sazan parlıyor...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: canejackie
Bugün: 0
Dün: 3
Toplam: 20785

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 69
Üyemiz: 2
Toplam: 71

Şu An Bağlı:
01 : redo
02 : econom25

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

Serbest düş''üş...


Serbest düş''üş...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel
Yazar Mesaj
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 7:50 pm    Mesaj konusu: Serbest düş''üş... Alıntıyla Cevap Ver

Beyaz nevresimin burnumdan kalbime gecmesini engelliyemiyordum. Üc gÜndÜr aynı pencerede saaatlerdir asal sayıları , hayatı , renkleri dusunup unutmaya calIsIyordum. Olmuyor bu gece pes ettim. Klinikte verdikleri kıyafetlerle hastanenin bahcesine indim. Sanki bogazdaymıs gibi bir sandalyeye oturdum sigarımı yakıp , soguk havada kendime itiraf etmeye hazırlanıyordum. Evet aşıktım.

Sanırım yine yanlış bir yerden başlamıştım. Bunu kendime oyuncu insanların koridorlarında dolaştığı bir hastaneyi secmemeliydim. Romeom icin kacmayı düsündüm ama cok sacma geldi. Suratım burustu. Daha yeni kendime itiraf etmistim... Bunaldım! Hemen aşkdan vazgecmenin mantıklı oldugunu düsünürken tekrar yüzünü anımsamaya baladım. Lacivert gecede benden belirgindi.. Bunu sabah doktoruma anlatmalımıyım?! Yok sacma yine bunu cok abartılı bulabilir... Ama dogrusu bu! Yumurta kadar dolu yagsa , tenis topu kadar yagmadıgı icin sukur mu etmek lazım .
Hic arabesk bir birikimim yoktu. Hem asık olmak icin güzel zeki ve kandırmayacagım kadar iyisini secmistim. Neden daha kotu bir adama asık olmadım ki... BÜtÜn bunlar sanki bir saniyede dÜsÜnÜlmÜs seylerdi ama sigara paketi tukenince anladım ki sabah olmus ve vizite gec kalmıstım. Kosarak odama dÖnerken hemsirelerin azarlayan bakışları arasında odama dogru koŞtuktan sonra karşımda beyaz suratı ve beyaz önlüğü ile doktorumu gördüm.

Açıklama istiyordu. Çok zor bir durum, çünki ben bile yeni anladım...
Dudaklarımdan nohut tanesi gibi döküldü.

" aşığım "
Başa dön
baudelaire
Okur


Kayıt: Feb 04, 2008
Mesajlar: 29

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 8:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yumurta kadar dolu yagsa , tenis topu kadar yagmadıgı icin sukur mu etmek lazım
guzel miş
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Cmt Nis 26, 2008 8:38 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Yorulmamı gerektirecek bir şey yapmadım . Öyle bir amacım da olmadı . Eski bir binada oturuyorum . Eski ama saglam bence . Sebepsiz ve aptal yaşamım benim tercihim . Merdivenleri agır agır cıkıyorum . Binanın girisinden iceri batan gunesin ışıkları suzuluyor . Golgem buyuyor.. Buyuyor... Benden cok buyuk . Basımı yerden kaldırıp yukarıdaki merdivenlere bakıyorum . Esmer bir el tutuyor korkulugu asagı inen esmer bir el . Takıntılı biriyim . Zamandan muaf diger derslerdende devamsızlıktan kalmıs bir sekilde okuyorum hayatı . Montumun cebindeki hazinemi kontrol ediyorum . Gozlerim hala o ellerde . Bu eller... benim iki alt katımda oturan o'na ait . Eli oraya yapısmıs yada o saniye bozulmus ilerlemiyor . Hazinem yerinde iki porto sarabım var . 3 paket sigara. Saatime bakıyorum . Annem almıstı bana . Onu sakladım bugune kadar sadece . Tek koruyabildigim sey bu gecmisimden kalan . Birden tekrar calisiyor saniyeler , dakikalar ve zamanın tum kötü unsurları . Ben daha merdivenin donemecine geldigimde O yanımdan gitmek uzere . Bakmadan geciyor yanımdan . Alınmam mı gerek . Adi zaten kimseye bakmıyor . Kurulumus bir hayatı var . Farkında olmasada ilerliyor birseyler icin, beklide ilerliyor . Bir saniye once yanıdan gecmeden bir saniye once yuzunu gordum . Yere bakan gozlerini, kendime hakim olamıyorum . iki kat yukarı cıkıyorum onun oldugu katta bir nobet daha . Yıgılıyorum . Beynim tutunamıyor . Ama kontrol dısı durumu garipsemiyorum ilk degil.. Midem delinecek. Birseyler yemedim . Isık sonuyor . Isık sonmek icin dıs kapının kapanmasını bekliyor . O cıkmıs . Karsı komsusu acıyor . Kapımın karsısında degilse komsularımı sahiplenmem ben . Kadın kızgın ve acıyarak bakıyor bana . Karanlık koridora evinden gelen ısık altında hepten hastalıklı hepten aciz gorunuyorum . Kufretmek istiyorum ve agzımdan ;

“ Bir fincan sıcak kahve “ cıkıyor . Suratında memnun olmayan bir ifade var . Arkasını donup kapıyı arkasından kapıyor bina yine karanlık . Kac yılın kokusu sarmıs etrafı bilmiyorum . Ben araya sıkısırmıyım o kokular icinde kestiremiyorum . Ait degilim hicbirseye .

Ben olmak onemli ama icini doldurmadım . Şimdi cuvalım . Kapı acılıyor yaslı kadının elinde bir sandalye , sandalyeyi yanıma koyuyor tekrar iceri giriyor kapı tekrar geriye hareket etmis . Kapanmıyor! . Uyarmak istiyorum sonra bosveriyorum . Kadın elinde bir fincan kahve ile geliyor . Sandalyeye oturmus . Ben yerdeyim . Fincanı bana uzatıyor . Kahve havada kaldı . Önce cebimden paketimi cıkarıyor bir sigara alıyorum . Sonra kahveyi . Susuyoruz . Karanlıkta goz bebeklerimiz zor gorunuyor . Altmıs yasında var . Varisler ayagında harita cizmis . Karıslıklı susuyoruz . Sonra bir sigarada ona cıkarıyorum . Haksızlık cunki bu durum . Canı sıkılmasın . Şimdi sartlar esit . O altmıs yasında bense otuzuna gelmeden yolun sonunu gormus aynı yerdeyiz. Kadın bosuna calısmıs bu kadar . Sigar iciyoruz . Kahvem bitmis . İzmaritleri sonra topla diyor . Sonra biri gelip binanın ısıgını acıyor . Ayak seslerini duyuyorum . Yaklasıyor... Bekliyorum . Geldiginde kustahlığım uzerimde dizimin altındaki tahtımdan ona bakıyorum . Umursamıyor yada gormuyor beni ve yaslı kadını, kadın hala sigara iciyor . Bir dakika sonra başka biri geliyor .O'nun kapısını acıyor . Sanırım cilingir . Kapının anahtarını degistiriyo, ve not 'kendine kalacak başka yer bul' . Bence onun kaldıgı kacıncı yer . Bunlamı tehdit ediyorsun diyorum icimden . Gelen ve cilingir gidiyor . Yaslı kadın ben, zaman ne bilmiyoruz . Bir ara ihtiyar icerden bir hırka alıyor . Banada birseyler bekliyorum ama nafile . Çay bitmis ben sigaramı hala paylasıyorum . Buyuk zararım var . Bir paket sigaramı icmis . Bir pakette ben ictim . Allahtan uc paketim varmıs . Şarabımı acıyorum . Kararlı bir hareketle ama cekiniyorum . Arsızca uzatıyor elini . şişeden saglam bir yudum alıyor . Sanki yaptıgı aptallıkları simdi fark etmis sirkeleniyor . Yapacak birsey yok hep zarardayım simdi de sarabıma ortak oldu . Yukarı cıkmıyorum . Belki benide kovmuslardır . O geliyor...

“ Off ya esyalarım “ , “ bari masamı alsaydım “ diyor . Kadın kapıyı acıyor onu yanına cagırıyor, o iceri giriyor . Yanıma geldigidiginde hic hos olmayan birsekilde bana “ kalkman gerek burada oturamazsın “ diyor . Canım sıkıldı simdi iste, zaman yine harekete gecti . Kalkıyorum ama ne binayı terk edebilirim, nede evime gidebilirm gibime gelmiyor . Kadın yine sandalye ile iceri gidiyor . Gidiyorum . Kapıyı kapatıyor o dısarda kaldı . Sanırım öldü kadın .

İcerde O koltugun kenarına oturmus bakınıyor . Ben sapsal biriyim ve dogru görüyorum bakınca . Elimde sarap sisesi . Bacaklarım oturmaktan karıncalanmıs her yerim buz tutmus . Onun gozlerine bakıyorum . Koltugun diger yanına oturmusum . Öldü sanırım diyorum .

“ Sanırım iyi biriydi . Bir kac gun burada istanbulda kalabilirim “ diyor . Basımla onaylıyorum . Siyah montunu cıkarıyor . Sacları ıslak üşümüş... Şarabımı uzatıyorumİ aptal beynim onun ellerini sesini ve gozlerini algılayabiliyor sadece . “ Ya sen ne yapacaksın “ sende kovuldun sanırım , kapıda senin dairen icinde kiralık yazıyor diyor “ . Kendimi gercekten bir hiç sanıyorum . “ Tahmin etmistim “ . Bir yudum alıyor ama kadeh olmadıgı icin dudakları zorlanıyor . Kucuk azgında ılık bir nefes cıkıyor dısarı iceri gunah giriyor... iki damla suzuluyor . sizlanmiyor... Ben “ sorun degil kiralık bir yer bulana kadar klinikte kalırım “ ,O “ şanslısın o zaman “ . Ben “sende akıllısın, bu seni benden sanslı kılar “.o” haklısın sanırım “ . Kagıt oyunu gibi sırayla konusyor el gelince sarabımızı donuyoruz . . Konusmanın tıkanacagını biliyorum . sarap imceyi beceremiyor . Kücük burjuva diye geciriyorum icimden . Dudaklarında süzülüyor sarap . Konusacak birsey gelmiyor aklıma(akılsızım) . Yada konusmaktan degerli bir sey buluyorum kendime . Uzanıyorum . Ölüme yasama ait bir sey degil . bir parca düşe uzanıyorum... Mucizeye. Neye dair oldugunu bilmeden . Dudaklarında ılık nefesi alıp cigerlerime dolduruyorum . Parmaklarımdan akıyor sacları . Gozleri tanrıların tum lanetini almıs . Kıskanmıslar onu... Sarılıyoruz . Susuyoruz . Çok usudum ben ama hic bir sey yasadıgım hicbirsey bu kadar anlamlı olmamıstı.

....sabah oluyor . Kumsalda uyanıyorum..Yanlızım... Elimde pet sise, agzımda milyonlarca kum var . Üsüyorum... Isınmak istemiyorum. Gece sehrin ısıkları kesilmis gokyuzu yıldız kaynıyor. Tum yıldızlar parlıyor . Gormemek imkansız... Sahilde tekim sadece kopekler havlıyor.
Yıldızların icinde hemen fark ediyorum gozlerini.. İkisi orda iki ışık,parıldıyor yukarıda... Bana parıldadıgını dusunmuyorum yada birseye . O'nun yeri orası .
Doktor dinledikten sonra ciddiyetten uzak bir ifadeyle ''bunu yatırın'' diyor . Yatmaya hazırım zaten . ''Bakalım tedaviden sonra ne anlatacak''diyor .
Başa dön
ladyofarcadia
Okur


Kayıt: Apr 22, 2008
Mesajlar: 28

MesajTarih: Pzr Nis 27, 2008 8:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kendi boşluğum ve karanlığımdan sana doğru hızlı bir düşüş içindeyim. sendeki karanlık ya da ıssızlık umrumda değil ; yeter ki sularına geleyim , kıyılarına vurayım.

karanlığımdan hızla sana düşmekteyim
hadi aç kollarını
ya da bırak
boşluğuna düşeyim
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Pts Nis 28, 2008 12:46 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

''DELİ OLMAK NE DEMEK,BİLMİYORUM'' diye fısıldadı.''Ama deli olmadığımı biliyorum. Hepsi bu.''

''Kendi dünyasın da yaşayan herkes, delidir.
Şizofrenler,psikopatlar,manyaklar. Yani,başkalarından farklı olanlar. '' Mozart'ın dediği gibi '' Ben bayağıyım, ama yazdıklarım öyle değildir''

''Yani senin gibiler mi?''
A... soruyu duymazlıktan gelerek devam etti: '' Öte yandan bir Einstein var, zaman ile uzamın ayrı şeyler değil bir karışım olduğunu söylüyor. Ya da Kristof Kolomb, dünyanın öte ucun da bir uçurum değil, başka bir kıta olduğunu ileri sürmüş. Ya da, insanoğlunun Everest'in zirvesine ulaşabileceğine inanan bir Edmond Hillery var. Sonra Beatles, bambaşka bir müzik yarattılar, eski çağlarda ki insanlar gibi giyindiler. Newton, Goethe, Sade Markizi, George Gordon, Lord Byron, Dostoyewski, Tolstoy, Freud
Nietzsche, Frida Cahlo... Bütün bu kişiler ve daha binlercesi, hep kendi dünyaların da yaşadılar.'' ''İstenilen,onlardan başka türlü yaratılmış olanların zaaflarını bulmak, kanatlarının arasına yerleştirilmiş kamburları saymak, sonra da sanki kanatları yokmuş gibi onların yalnızca kamburlarını söylemek: '' Bak işte kamburları var'' '' Var! Çok kamburları var. Onların hepsini sizden önce saydı onlar. Henry Miller karısını satmıştı. Siz karınızı satmazsınız, sanmam! Ama onun gibide yazamazsınız! Peki, asla cevap verilemeyecek bir soru!!!
___Onun gibi yazmak için neyi satardınız?

''Ama bir kaç defa adam vuran Villion'u katil diye. Genet'i hırsız diye, Defoe'yu sahtekar diye, Dostoyewski'yi kumarbaz diye, Balzac'ı dolandırıcı diye, Ponud'u hain diye, Baudelaire'i kokainman diye, Poe'yu alkolik diye , Marlow'u jurnalci diye, Hamsun'u faşist diye, bu dünyadan dışlamaya kalkmak, onların tarihin paryaları diye deli diye lanetlemeye kalkışmak, onların değil bizim hayatımızı eksiltir...''

''Onlar, sizlerden biri değil.'' ''Bilinmeyen bir karanlığın çocukları onlar, sizin bilmediğiniz bir acıyı çektiklerinden öfkeli ve isyankarlar, hayatın çeperlerine sığmayan kanatlarıyla ne bu hayatı bırakıp gidebiliyorlar ne de bu hayatın içinde yaşayabiliyorlar; gerçek yüzleriyle sevilmeyeceklerini bildiklerinden, çalışma odaların da, atölyelerin de, stüdyoların da, beyinlerin de düşlerin de yeni suretler yaratıp duruyorlar... Sizlere...
Ama insafsızlık; yarattıkları bütün yüzleri bir yana itip en arkadakini, saklananı gösterilmeyeni istiyorlar!

Hiç birşey satmazdınız, onun gibi yazmak umurunuzda bile değil, namuslu dürüst olmak istiyorsunuz!!!?

B.....'' Bu deli kadın bayağı akıllıca konuşuyor'' diye düşündü..

'' Bir keresin de bir kadın görmüştüm, yakası iyice açık, kolları kısacık bir entari giymişti, gözleri donuk, donuk bakıyordu, hava eksinin altında idi belki... İstanbul sokakların da dolaşıyordu... Sarhoş olduğunu sandım, ona yardım etmeye davrandım, ama ona ceketimi verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasın da mevsim yazdı, bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı. O kişi yalnızca onun deli hayallerinde yaşıyorduysa bile, istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı, ne dersin?''

B..... Ne diyeceğini bilemedi, ama deli kadının sözlleri akla yakın gelmişti, kimbilir, belki İstanbul sokaklarında yarı çıplak dolaşan o kadın, kendisinden başkası değildi...

A.... ''Sana bir öykü anlatacağım'' dedi.

''Çok güçlü bir büyücü, bütün ülkeyi yok etmek ister, o ülke halkından herkesin su çektiği bir kuyuya sihirli bir madde atar. Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir. '' ''Ertesi sabah, herkes kuyudan su çekip içer, hepsi de delirir. Yalnızca kraliyet ailesi,kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden, büyücü o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden, delirmezler. Tabii kral çok kaygılanır, halkının sağlığını ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir. Ancak, askerler de halkın içtiği sudan içmiş olduklarından, kralın emirlerini saçma bulur, uygulamazlar.''

''Ülke de yaşayanlar kralın emirlerini duydukların da onun çıldırdığına inanırlar, hep birlikte şatosunun önünde toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar. Umutsuzluk içinde ki kral tahtından inmeye hazırlanırken, kraliçe ona engel olarak der ki; ''Gel, biz de o kuyunun suyundan içelim, o zaman biz de onlar gibi oluruz!''

''Ve öyle yaparlar: Kral ile krliçe de cinnet suyunu içip anında saçma sapan konuşmaya başlarlar. Bu durum da halk taşkınlığından dolayı pişman olup; öyle ya madem kral bu kadar bilgece konuşuyor, onu alaşağı etmenin bir anlamı yoktur!''

''Ülkede barış ve huzur yeniden hüküm sürer, bu halk dünya ülkelerinden epeyce farklı bir hayat tarzı benimsemiştir, ama kral ölümüne dek ülkesini yönetebilmiştir.''

B.....Güldü.

''Sen bana hiç deli gibi görünmüyorsun'' dedi.

A.....Baktı...Baktı...Baktı....

''Deliyim elbette!...Güldü....


''DELİ OLMAK NE DEMEK,BİLMİYORUM'' diye fısıldadı.''AMA DELİ OLMADIĞIMI BİLİYORUM...hepsi bu!.....
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Pts May 05, 2008 2:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

O zaman zifiri karanlık ...
Artık gökyüzünde gümüşleyen ayı seyredip sarhoş olamıyordum, ne mutluyum ne mutsuz...
Ve dua ettim bir gün.
Uyuyakaldım yakarırken tanrıya.
Rüyamda ;
Çok güzeldi.. Evim camdan...
Baharda, güneşle parlıyor,
Kışın, beyazlara sarılıyordu,
Geceleri, lacivertler dolaşırdı tavanımda...
Herseyim camdandı...
İcine insanlar girdi,
Giren her insan gitti.
Onlar gittikçe bende cama döndüm.
Sonunda evim gibi bende camdan oldum.
Son giden, bakmadı bile ardına...
Camdandım ben, kırıldım.
Binlerce parçaya bölündüm, yerlere serildim, yataklara, koltuklara saçıldım...
Uzandıklarında, oturduklarında, yürüdüklerinde, uyurken, sevisirken...
Hep, etlerine battım.


En son solipsist tarafından Pts May 05, 2008 3:30 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Pts May 05, 2008 3:16 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Mülteci miyim, neyim.
Kendi yüreğimden başka,
Sığınacak yerim yok, yurdum yok.
Mülteci miyim, neyim.
Yüreğime sığındım,
Burda savaş çıksa bile,
Ölen yok.
Tüm hayallerin sonsuzluğa ve sona erebildiği yer.
Tüm niyetlerin bedenlere varmışçasına,
Görülebildiği bir yer.
Mülteci miyim, neyim.
Yüreğimde yaşıyorum
Esir değil, kul hiç değil.
Kendimde yaşıyorum...
Sınır yok.
Kazanmak, kaybetmek yok.
Güç yok.
Hıh...
Herşey içimde filizlenip,
İstersem büyüyor, bakmazsam çürüyor...
Toprağım aşktı...
Başka yüreklerde mutluda olmadım, mutsuzda...
Yaşayamadım.
Oysa, içimde ne ok var, ne de atan,
Ne yön, ne arka, ne ön,
İster yaşa, ister sön.
Mülteci miyim, neyim.
Yüreğimden biliyorum,
Esir değil, kul hiç değil...
Kendimden biliyorum.
Sınır yok,
Kazanmak, kaybetmek yok.
Güç yok.
Kendimden başka,
Sığınacak yerim yok, yurdum yok.
Tüm kitapların arasında kurutulup saklanan,
Anılarla dolu bir yer.
Tüm sözcüklerin, cümlelerden kurtulmuş gibi,
İncitmeden özgür kalabildiği yer.
Mülteci miyim, neyim.
Esir değil, kul hiç değil.
Kendimİ biliyorum.
Sınırım yok...
Kazanmam yok, kaybetmem yok...
Gücüm yok...
Bundan öte, yok.
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Pts May 05, 2008 3:24 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kendi olarak, sana gelen,
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen,
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen,
kendi olmasını, seninle olmaya bağlamayan...
O, işte...
O
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Pts May 05, 2008 2:58 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

...

http://www.youtube.com/watch?v=aEUvfZkc_7Y&feature=related
Başa dön
bodosalbatros
Yazar


Kayıt: Oct 28, 2006
Mesajlar: 419
Nereden: kuyu'dan

MesajTarih: Pts May 05, 2008 5:02 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

"Kendi olarak, sana gelen,
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen,
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen,
kendi olmasını, seninle olmaya bağlamayan...
O, işte... "

Oruç Aruoba


güzel! aramızda bir OA okuru daha var sanırım...
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Sal May 06, 2008 2:02 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİR


Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen


Oruç ARUOBA
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Sal May 06, 2008 10:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gece ileyim. Zamanı yetiştirmek ya da unutturmak gereksiniminden yoksunum. Şu an ve sonraki binlerce şu an arasındaki ayrımın silikleştiği bir saçmalığın ete kemiğe bürünmüş haline bakıp bu ben diyorum.
Kendime bir yaradılış miti mi inşa edeyim? Dünya denen graniti güneşin altını bırakıp buharlaşmasını izleyelim o halde.
Yorgunum, diyor ellerim, seni taşımaktan. Gel gidelim buradan. Yalanlarımızı yüklenelim, seni sardığımız paçavraları teninden sıyıralım; nefes al biraz.
Açalım sana odayı ve içine bir tahta masayı koyalım. 15 yıla gerek yok, bir süre kal orada sadece. Masanın üstüne birkaç kitap, bir defter, kül tablası, yeni açılmış bir paket sigara, fona belli belirsiz bir müzik, tüllerin arasında sızan bir ışık koyalım ve birde masa lambası ve gel gidelim; sana seni bulalım.
Sevdiğin herkes öldü.
...Ve sen artık tanrı değilsin.
Gel küçük Faust, bu bataklıkta sinekten başka bir şey yok.
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Çrş May 07, 2008 1:35 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Düş'ün....
Düş'ün ki...
Düş'ebil...
Düş'ki...
Düş'leyebil...
Düş'leyebil ki...
Düş ol...
Düş'üşlerinden, düş yaratan ben...
Düş'ündürtme düş'tüklerinle...
Düş'tüm düş peşine....
Düş peşime...
Başa dön
solipsist
Yazar


Kayıt: Mar 09, 2008
Mesajlar: 110

MesajTarih: Prş May 15, 2008 6:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ne denebilir...
Çocuk...


Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir?
Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir. (Lise 1)

Kimlere zekat verilmez?
Cevap: Şeytana. (İlkokul 5)

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı kaça ayrılır?
Cevap: Üçe. Kara, deniz, hava kuvvetleri. (Orta 3)

Mondros'u açıklayınız.
Cevap: Mondros kimdir bilmiyorum (Orhan-7)

İneğin midesi kaç bölümdür?
Cevap: İki oda, bir salon, bir mutfak (Ortaokul 1)

Servet-I Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir?
Cevap: Elektrik akımından (Yaşar/Lise 3)

Üremeyi açıklayınız.
Cevap: Anne ve babanın gece yaptığı işe üreme denir. (Gül şah/Lise 1)

Canlıların ortak özellikleri nelerdir?
Cevap: Yol, su, camii, mezarlık.

Orta Asya'dan göçün sebepleri nelerdir?
Cevap: Elektirik kesintisi (Gülümser/6)

Türkiye'nin geçitlerini yazınız.
Cevap: Altgeçit, Üst geçit, yaya geçidi (Serkan/7)

Kanuni Fransa'ya neden kapitülasyon tanımıştır?
Cevap: Bir kadına yardım etmek için (Berat/İlkokul)

Güneydoğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çıkartılır?
Cevap: Petrol, Raman ve Gazman'dan çıkartılır. (Filiz/Ortaokul 2)

İzmir'i Kim işgal etti?
Cevap: Gazeteci Hasan Tahsin (Barış/Orta3)

Ailenin reisi kimdir?
Cevap: Annem (Sabri/İlkokul3)

Koşma nedir?
Cevap: Yürümenin hızlı şekline koşma denir. (Samet/Lise1)

Canlıların en küçüğüne NE ad verilir?
Cevap: Bebek (Esra/İlkokul1)

Kasabayı Kim yönetir?
Cevap: Şerif ve adamları (Kamil/İlkokul5)

Mübarek geceler hangileridir, yazınız.
Cevap: Kına, gerdek ve dolunay gecesi (Hatice/İlkokul 5)


En son solipsist tarafından Cum May 16, 2008 12:11 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Başa dön
mavilale
Yazar


Kayıt: May 26, 2007
Mesajlar: 168
Nereden: Muğla/Yatağan

MesajTarih: Prş May 15, 2008 8:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Süper! Kuzenim Sosyal Bilgiler Öğretmeni İstanbulda. Annemin yanında bi gaf yapıp yazılı okumuş. Annem üç ay anlattı bize. Aynı onlara benziyor.
Benimki daha göreve başlamadığım zamanların anısı:
Stajdayız. Gözleme gittiğim öğretmenin kayınbabası aniden öldü. Öğretmen hanım çok disiplinli. Bi dersin ziyanına tahammülü yok. Ama gitmek zorunda, eşi alıp gitmiş. Giderken müdür beye arz etmiş. "Stajerlerden filanca derse girsin, planı aynen uygulasın, ders aksamasın!" Müdür de gergin arz mı rica mı belirsiz, çağırdı beni yanına, homurdana homurdana: "Git şu sınıfa işle dersi, deres aksamayacmış!" Çömezim daha aldı bi heyecan.
Ders matematik uzun kısa kavramını veriyorum ama yöresel ağza öyle bir yerlemiş ki "böyük- köçük" "Evladım uzun- kısa" yok olmuyor. Sınıfta bir süpürge sapı uzun, kürek sapı gibi. Bindim süpürgeye bağırmaya başladım."Ben bir cadıyım. Konuşanı kurbağaya çeviririm" Öğrenciler şokta... Kocaman kocaman açtılar gözlerini, sınıfta deli var eyvah der gibi bakıyorlar. Hemen toparladım durumu.
Sevgili çocuklar (şirin bir ifade yüzde) "Bunu neden yaptığımı biliyor musunuz?" ses bile yok hala... "Size müzik dersinde bi şarkı öğreteceğim. Adı "Minik Cadı", hım bi de dersin sonunda bi soru soracağım. Bilene ödül var." Mesleğe başlamadan kıvırrr diyorum kendi kendime...
Dersin sonu geldi. Soru:Cadı mı uzun? Süpürgesi mi?
Cevap: Bunu bilemeyecek ne var öğretmenim. Cadı uzun tabi ki. (hep bir ağızdan) Cadııııı!
İlk oh!
Tenefüs boyu hindi gibi düşündüm. Şarkı?!
Kara tahta başına geçince o da oluverdi.

MİNİK CADI
Ben bir minik cadıyım
Süpürgem var ve de şapkam
..........
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Kişisel Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Serbest Piyasa ile Kapitalizm aynı mı? Poe Sosyoloji 8 Prş Ekm 18, 2007 8:39 pm
Yeni mesaj yok T.S. ELIOT: SERBEST KOŞUK ÜZERİNE DÜ... kertenkele insanlar 0 Pzr Şub 25, 2007 8:59 pm
Yeni mesaj yok Ateş serbest HB2 Vesaire 16 Çrş Hzr 07, 2006 4:32 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke