Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Gazete Oku
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Forum Son Başlıklar

 susmak ne zormuş
 Get Out
 Resulullahla Benim Aramdaki Farklar
 ESNAF
 BUSH ORTADOĞU GEZİSİNDE FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARLA
 Dücane Cündioğlu
 Gözlerim Sığmıyor Yüzüme
 Notos, Türk edebiyatının en iyi öykücülerini seçti
 Çavdar tarlasının çocukları yalnız kaldı
 Hukuk Devleti miyiz?
 TANKLAR "BALYOZ"A ÇARPTI
 Serbest çağrışım-diziler
 İrtica
 Komplonun adı İslam
 KANADOĞLU FENOMENİ
 Şiddet
 PLATONİK AŞKIM
 KUMANDA
 Bunu yapan ben miyim?
 YAŞASIN DARBEMİZ!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Online üyeler
Şu an sitemizde, 59 Üye Adayı ve 0 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu - RSS - Alexa

Karakutu.com - Twitter Sayfası
Karakutu.com - Facebook Grubu
Alexa - Karakutu internet gezgini
Destekliyoruz - siz de destek olun!

Karakutu Site RSS
Karakutu Haber RSS
Karakutu TV RSS
Karakutu Forum RSS


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
Tüm gazeteler
TRT
Sabah
Hürriyet
Milliyet
Radikal
Taraf
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Zoque
Karakutu.org

Karakutu.com-Kültür Sanat: Karakutu Forum

“Erguvaniler” ya da “Oligarşi”nin Gerçek Kimliği…


“Erguvaniler” ya da “Oligarşi”nin Gerçek Kimliği…

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri
Yazar Mesaj
sabandal
KARAKUTU YAZARI


Kayıt: Jun 25, 2006
Mesajlar: 1377

MesajTarih: Pzr Tem 22, 2007 12:36 pm    Mesaj konusu: “Erguvaniler” ya da “Oligarşi”nin Gerçek Kimliği… Alıntıyla Cevap Ver

Tevekkeli değil, bende onca kitabıma, onca makaleme, kişisel birikimime rağmen neden halen bir yerlere “kapağı atamadığımı”, şöyle “köşe” olmuş bir “köşe yazarı” olamadığımı, kimsenin “elimden tutup”, “gel bakalım, sen akıllı ve bilgili bir adama benziyorsun” demediğini, süfli, dünyevi sorunlarla boğuşup çoğu zaman “meteliğe kurşun attığımı”, hiçbir zaman “bir dikili ağacımın bile olmadığını” sorup duruyordum. Niçin bazılarımız bir metre yol yürümek için tonlarca enerji yakmak zorundadır da bazılarımız kilometrelerce yolda bir gram bile yakmazlar? Niçin bazılarımızın hayatı engellerle doludur da bazılarına bütün kapılar “ardına kadar” açılır? Bu gibilerin bokunda boncuk mu vardır acep? Bir tür “haksızlığın haksızlığı” durumu yani! Ya da kapitalizmin “Erguvani” biçimi…

Bütün bunlar basitçe şans, çok çalışma, yetenek, fırsatları iyi değerlendirme hatta “tek başına “sınıf”la açıklanır ama neden daha kapsayıcı bir “iktidar”ın belirtileri olarak okunmaz? Neden neredeyse şebek derecesindeki eblehler bize “parlak beyinler” olarak sunulur ve hemen her alanda el üstünde tutulurlar? Neden bazıları “her devrin adamı” ve “bulunmaz Hint kumaşı” olarak her daim gündemdedirler? Niçin bazılarımız adeta “doğal olarak” daha “başarılı” iken bazılarımız daha “başarısız” sayılıyorduk? Niçin içimizden kimileri “yükselme merdivenleri”ni beşer onar atlarken bazılarımız daha ilk basamaklarda tıknefes oluyor ya da çelme yeyip, ayağımız kaydırılıyordu? Biz mi çok “yeteneksiz”dik yoksa bir türlü aşamadığımız bir “engel”mi vardı? Yoksa “körler, sağırlar birbirini ağırlar” durumu bizim için geçerli değil miydi? Dahası içimizde daha doğuştan “Yürü Ya Kulum!” denilenler mi vardı? Hay Allah! Neredeyse kendimden şüphe edip, komplekse düşeceğim!

“Liyakata göre” elde edilmeyen bazı konumlar, basit “hemşericilik dayanışmasının ötesinde çok daha “bütüncül” sorunlar yaratıyor. Çünkü sonuçta filanca devlet dairesine odacı tayini yaptırmıyorsunuz bu yolla. Neyse, işin “yarı şaka yarı ciddi”si bir yana soruları çoğaltmak mümkün. Ancak hepsinin temelinde bir “iktidar” sorunu yatıyor ve bu iktidar bize şimdiye kadar gösterilen, bildik tüm iktidar biçimlerinden çok daha farklı ve kapsayıcı. O kadar ki, biçimler, adlandırmalar, simalar değişmiş olsa bile “sürekliliği” her şart altında korunmuş oluyor. (Hatta bir “devrim / ihtilal” olsa bile! Diğer bir deyişle dünyanın en sağlam iktidarı onlara ait. Çünkü “muhalefet” de onlara ait. Baştan “rol dağılımı ona göre yapılmış!) ) Modern “oligarşi” ya da “aristokrasi”nin temelini bu kalıcı-klan ilişkileri oluşturuyor. Tüm doku ancak bu “görünmeyen” ya da “kısmen görünen” iskelet üzerinde vücut buluyor. Bu ise “ekonomik rant”ın çok ötesinde (onu da kapsayan) çok daha büyük bir “toplumsal rant”tı.

Toplumun diğer tüm “rant”ları eğitim, kültürel donanım, ün-şöhret, karar verici pozisyonlar, manevi ve ideolojik yönlendirme aygıtlarının tepe noktaları, medya, (O yüzden acıyarak seyrediyorum popstar yarışmalarına katılan ve gerçekten “star olabileceğini” zanneden zavallı halk çocuklarını) vb gibi alanlarda kısaca “çok özel bir varoluş alanı”na sahiptirler. Buna bir tür gizli “kast sistemi”de dersek pek yanlış olmayacaktır sanırım. Batılı örneklerinin aksine ve eskinin “Açık-Aristokrasi”si yerine bir tür “Gizli Aristokrasi” gibiler. Ama Klasik aristokrasinin harbiliği bunlarda yok. Her şeyleri perdeli, ikiyüzlü çünkü…

Neyse, teori parçalamayı bırakıp, sadede geleyim. Bu yazı ve başlığı durup dururken yazılmadı. Daha doğrusu şu sıralar okuduğum bir kitaptan yola çıkarak ve doğrudan bendeki “çağrışımları”ndan hareket ettim. Ama bu sadece bir “kitap tanıtım” yazısı ya da “eleştirisi” de değil. Kitabın Adı “Erguvaniler: Türkiye’de İktidar Doğanlar” (Duvar Yayınları. İzmir. Nisan 2007.) Yazarı Tayfun Er. Belli bir çevre onu daha önce “Gökyüzü” ismiyle yazdığı yazılarından tanıyor. Bende daha önceki “Sandal Forum”daki yazılarından bazılarını takip etmiştim. Kitabının çıktığını duyunca hemen aldım ve okudum. Her tezine, her yorumuna ya da kurduğu her bağlantıya katılmasam bile doğrusu pişman da olmadım. Gerçektende “Gökyüzü” Tayfun Er, asıl iktidar mekanizmasının kendi özel örgü ve bağlantılarını o kadar ilginç ortaya koymuş ki, bazı ailelerin ve kişilerin yaşamlarını “ansiklopedi maddeleri” gibi sıralansa da onun çok ötesinde bir kavrayışla “tabloyu” toplamda çok net olarak ortaya sermiş.

Tayfun Er (Gökyüzü) sosyolojik olmaktan ziyade (daha şiirsel) bir benzetmeden yola çıkmış: “Erguvaniler”! Bunu hemen bir “tarikat” ismi gibi algılamayın. (Hoş sonuçta bir boyutuyla oraya çıkıyor ama) Bence de çok da isabetli bir benzetmede bulunmuş. Erguvaniler bir “sınıf” ama klasik-marksizmin sınırlı “ekonomik” ufkunun ötesinde bir “sınıf” bu. Kitabın yazarı bir rengin “sınıfsal özelliğinden yola çıkarak günümüzün “modern seçkinlerine” ya da “gizli soyluları”na benzetiyordu. Özetle “Bizans’ta imparatorların çocukları; erguvan renkli sarayda, erguvan rengindeki odada doğuyordu. Bu çocuklar Porphyrogenitos (πορφυρογέννητος) yani “erguvan doğmuş” ya da “erguvan içinde doğmuş” unvanı alıyorlardı... Erguvan renginin soyluların rengi olması, bu sınıfın beğenisinden değil ekonomik kökenindendi. Erguvan, Antik Çağ’da kırmız böceğinden elde edilen kırmız renginin bir türevi olarak elde edilebiliyordu. Bir böcekten ancak birkaç damla renk maddesi elde edilebiliyordu. Üretim de karmaşık ve çok masraflıydı. O yüzden erguvan rengi giysi giymek son derece pahalıydı; dolayısıyla sadece en üst sınıfın giysilerinde bu renk görülebiliyordu.”

İşte “Erguvaniler” bir anlamda “doğuştan şanslılar” dan (ya da doğuştan organize) oluşan bu sınıfın tüm üyeleriydi. Hem çok azınlıktılar hem her yerde idiler. Hem iktidarda hem muhalefetteydiler. Burada isim isim saymayacağım. (Merak edenler kitabı alıp okusunlar.) Siyaset, iş dünyası, bürokrasi, diplomasi, istihbarat dünyası, sanat, edebiyat, medya, show dünyası, TV dizileri, araştırma şirketleri, reklamcılık, vakıflar, moda dünyası, vb onlarla doluydu. Üstelik en az birkaç kuşaktır oradaydılar ve “babadan oğula, dededen toruna” geçen bir iktidar biçimiydi bu.

“Gökyüzü” Tayfun Er’in araştırması Mehmet Şevket Eygi, Yalçın Küçük, Soner Yalçın ve Mahmut Çetin’in kitaplarını yer yer andırsa da (Sonuçta iş “Sebatayizm Tartışması”na çıkıyor ya da çıkacak gibi ama “doğrudan” bahsetmiyor) daha farklı bir yön var. O da -benim algıladığım ve önemsediğim- olaya bir çeşit “sınıf analizi” olarak bakması ve Marksizmin bu konudaki klasik- tutumundan (tutucu da denebilir) farklı ya da daha gelişmiş bir “model” üretmesi. Böylelikle sadece etnik aidiyete göre şekillenen tartışmalar bu kez bir üst aşamaya sıçramış ve bir “sınıf ve iktidar meselesi” olarak ele alınmış görünüyor.

O halde karşımızda bize bugüne değin sunulan hazır teorik kalıpların dışında bambaşka bir “iktidar biçimi” var demektir. Demek ki, “sınıf” olmak için sadece üretim ve mülkiyet ilişkilerinin bir yerinde durmak yetmiyor. Aynı zamanda bütün bu ilişkileri çok başka “dayanışma” ilişkileri ile bezemek gerekiyor. Bu saatten sonra “sınıf” ekonomik bir kategori olmaktan çıkıyor. “İktidar” olmak ve kalmak ise hepten çıkıyor. İşin “bam teli”de burası zaten. Bu şartlar altında “sınıf” çok daha “organik bağların” daha üst derecede bir toplamı oluveriyor.

Peki kim bu “Erguvaniler” ? Ya da “Erguvani” olmak nedir? “Gökyüzü” Tayfun Er, kitapta bazı kıstaslar vermiş hatta maddelemiş. Bende esas olarak kitaba ve yazara sadık kalarak ama kendi anladığıma göre yorumlayarak (Eğer varsa yanlış anlamalarımın sorumluluğu tümüyle bana aittir) sıralamaya çalışayım:

1) Kan bağının bütün diğer ilişkilere baskın olması. Kan bağı üzerine kurulan bir ilişkiler ağı. Hegamonik ilişkide “kan”ın belirleyiciliği. Soyadı ve Soyağacı kültürüne takıntılı bağlılık. Özel takılarla oluşturulmuş, şifreli dile sahip soy adları.
2) “Gizli Din”e ve “gizli etnik” aidiyetlere göre şekillenen “gelenek”
3) Aileden gelen, miraslanan her türlü güç. (Ekonomik, entelektüel, bürokratik,vb)
4) Aynı çember veya klan ilişkileri içinde evliliklerle kazanılan güç.
5) Okul ilişkileri ile sağlanan ilişkiler. Belli ve kalburüstü okullarda okumak hatta bizzat “Erguvani yetiştiren” ve “Erguvanilerce kurulan” okullarla okumanın verdiği güç ve avantajlar. Yanı sıra yurtdışı okullarda (eskiden Avrupa) okuma, şimdilerde ağırlıkla ABD üniversitelerine yönelme.
6) Erguvaniler arasında iş ortaklıkları. Pastanın “Erguvani olmayanlarca” paylaşımının engellenmesi. Rant alanlarına “klan”ın hakim olması. Zenginliğin “Erguvani kanallar”a akıtılması ve paylaşımı.
7) Distribütörlük-Temsilcilikle başlayan iş hayatları, ticari özgeçmişler. “Yabancı Erguvani”lerle kurulan iş ortaklıkları. Komprador, üretim dışı, montajcı bir kapitalizmin yerleşmesine önayak olma. Buralardan palazlanan bir burjuvalaşma. Dolayısıyla emperyalizmle kurulan ilişkilerin baş müsebbibi olma.
Cool Devlet kaynaklarını ve kredilerini azami ölçüde kullanan ve asalak bir “sermaye birikimi” sürecinin yürütücüleri olma.
9) Masonluk ilişkileriyle bütünleşen, masonluk ilişkileriyle kollanan ve korunan “Erguvani konum”lar.
10) İslami görünümlü tarikatçılık. Özellikle Mevlevilik ve Bektaşilikte yığılma.
11) Büyük, özel ve seçkin klüp üyelikleri. Vakıf mütevelli heyetlerini ele geçirme.
12) Tablo ve antika eşya biriktirme, müzayedelerin vazgeçilmez simaları arasında olma, “sanat rantı” yaratma.
13) Medyayı denetim altında tutma ve toplumun “ideolojik aygıtları”na hakimiyet.
14) Öldüklerinde hep belli ve “önemli merkezler”deki camilerden cenazelerini kaldırma. “Ayrıcalık Kültü”nün ölümden sonra da sürdürülmesi. Aynı şekilde öldüğünde “Erguvani” konuma uygun özel mezarlıklara gömülme ya da bazı “lüks” mezarlıkların parsel ve adalarının sadece “onlara” ayrılmış olması.
15) Ölüm, düğün, muhtelif “ruhani” ve sosyal günlere özel ve gizli ritüeller, semboller, dil.
16) En az birkaç kuşaktır önce Osmanlı sonra da Cumhuriyet yönetimlerine her düzeyde “kadro” yetiştirme.
17) Modernist ideoloji ve yaşam tarzı sahibi olma. (Bence burada bariz bir çelişki vardır. Hem bu ilişkilere göre yaşamına yön verip hem de nasıl “modern birey” olunur anlamak mümkün değil.)
1Cool Ülkedeki sağ ve sol oluşumlarda hep “önder” pozisyon almaya çalışma. İktidardan muhalefete kadrosal yığılma.
19) Klan dışından kişilerle asla evlenmeme. Bir anlamda “kanın saflığını korumacı” ırkçı yönelim. Bu yüzden yakın akraba evlilikleri yapmak zorunda kalma.
20) Mirası sadece mülkiyet ve mali olarak değil, tüm “hazır ilişkileri” ve “avantaj”larıyla gelecek kuşak üyelerine aktarma.

Evet, belki bunların dışında da bazı “kriterler” eklenebilir (ya da çıkartılabilir veya sıralama değişebilir) ama esas olarak “Erguvani” olmak bu demek. Eğer bu kriterlerin en az yarısına sahip değilseniz üzülmeyin (Ya da üzülün!) siz “Erguvani” değilsiniz! Sadece soyadınıza ya da doğduğunuz yere bakarak paranoyaya kapılmanıza gerek yok!

“Gökyüzü” Tayfun Er, Einstein’ın “Tanrı zar atmaz” sözüne atfen “Oligarşi zar atmaz” demiş ve şunları eklemiş: “Tanzimat’tan beri iktidarı tahterevalli misali bir alıp bir bırakan, fraksiyonları hariç kabaca iki grup vardır. Bu iki grup aynı ailenin mensuplarıdır. İktidar da onlardır, muhalefet de onlar…Liberal de onlardır devletçiler de onlar…İslamcılar da onlardır, laikçilerde onlar…Faşistlerde onlardır, sosyalistlerde onlar…Bir büyük ailenin mensupları bu çatışmaların asıl aktörleri olmuşlardır. Elbette bu çatışmalarda eziyet çekmek dışında bir şey kazanamayan milyonlarca İslamcı, Türkçü, sosyalist, erguvan olmayan insanı söylemiyoruz. Bizimde içinde bulunduğumuz erguvan olmayanların bu ülkede oynadıkları rol figüranlıktan öteye geçememiştir. Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın ‘Komünizm gelecekse biz getiririz, size ne’ sözü bu anlamda tekrar düşünülmelidir.”

Bu anlamda insanların “kökenleri” beni de hiç ilgilendirmiyor. Ama bu “köken”lere dayanarak bir “iktidar” oluşturma, bir “sınıf” olarak hareket etme, diğerlerinin önünü kesme, onların “artı-değer”lerine el koyma, onları ayak işlerine layık görme, hakkını yeme, horlama başka bir şey. Bu daha “moral” bir iktidar sorunu yaşandığını gösteriyor. Dahası belki de bütün klasik “sınıf analizleri”ne bir başka açıdan bakmamızı gerektirecek ipuçları var. Ayrıca bugün yaşanan bir çok saflaşma ve çatışmaya da ışık tutabilir bence. “Erguvaniler” çalışması bu açıdan da önemli geldi bana.

Oligarşi, eskiden Türk Solu’nun Mahir Çayan’cı akımlarına ait kullanılan bir kavramdı daha ziyade. Kimbilir, Mahir Çayan eğer yaşasaydı kavramın içeriğini yeniden düşünmek ve doldurmak zorunda kalabilirdi belki de.

21.05.2007 Atilla akar/Korsan gazete
Başa dön
Mesajları göster:    Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Karakutu Forum Ana Sayfası -> Eleştiri Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Kurgusal Gerçek Poe Güncel Olaylar-insanlar 4 Prş Oca 08, 2009 6:42 pm
Yeni mesaj yok Söyle bana hangisi gerçek? 08parpali Kişisel 3 Prş Arl 04, 2008 2:14 pm
Yeni mesaj yok MAHŞER NABUCCO'NUN ZEHİRİ / GERÇEK Z... nurbanu İmla-Yazım Yanlışı Olan Başlıklar 7 Cum Ksm 30, 2007 7:05 am
Yeni mesaj yok Dünyayı sarsan 50 gerçek karelin Güncel Olaylar-insanlar 0 Pts Ağu 06, 2007 1:27 am
Yeni mesaj yok Cumhur'un Gerçek Gündemi warlord Güncel Olaylar-insanlar 2 Cmt May 05, 2007 2:00 pm

 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - Karakutu.org - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke